İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishaneler Komisyonu’na göre Türk cezaevlerinde 402’si ağır durumda 1154 hasta tutsak var. Bu tutsaklardan biri olan 67 yaşındaki Burhan Karatay’ın kalbi  önceki akşam durdu.

Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 3 yıl 10 aydır tutuklu yargılanan yüksek tansiyon ve kalp hastası 67 yaşındaki Burhan Karatay, önceki akşam kalp krizi geçirerek yaşımını yitirdi. Oğlu İsmail Karatay, tüm başvurulara rağmen tahliye edilmediğini söyledi.

Cezaevlerini, devletin muhalifleri ezme, sindirme, teslim alma ve bu tabloyla toplumu da tepkisiz kılma aracı olarak kullanan Türk devleti, AKP’nin son yıllarında bu geleneği iyice abarttı. AKP’nin ‘Ustalık Dönemi’ olarak adlandırmaya başladığı yıllara tekabül eden 2005’ten 2015’e kadar geçen sürede, mahpus sayısı 55 binden 176 bine çıktı. 15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrasında ilen edilen OHAL ile birlikte bu sayı 246 bini aştı. Türkiye bu sayıyla Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında, hapishane nüfusu en hızlı artan ve dünyada en yüksek mahpusa sahip 8. ülke.

Adalet Bakanlığı tarafından Meclis Dilekçe Komisyonu’na gönderilen bilgi notuna göre; 15 Mayıs 2018 itibariyle toplam 246 bin 416 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. 2002’den bu yana cezaevlerinde bulunanların sayısı 4 kat arttı. Mevcut hapishanelerin kapasitesine göre doluluk oranı yüzde 117. Cezaevlerindeki çocuk sayısı ise 16 yıl boyunca yüzde 51’lik artış ile 3 bin 85’e yükseldi. Kadın mahpus sayısı, 15 Mayıs 2018 itibariyle 10 bin 19’a yükselerek, yüzde 375 oranında artış kaydetti. Bu rakamlar, giderek yukarı doğru seyrediyor.

Hasta tutsaklar ölüme mahkum

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2008’den beri başlattığı ve hasta tutsakların sesi olmak için ortaya koyduğu ihlal raporları çerçevesinde cezaevlerinde durumu ağır 402 hasta tutsak bulunuyor. Toplam hasta tutsak sayısı ise bin 200’e yakın. Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme, Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Amerika İnsan Hakları Sözleşmesi, Afrika İnsan ve Halkların Hakları Sözleşmesi’ne taraf devletlerden biri. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. Maddesinde de “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz” deniliyor. Buna rağmen Türkiye, birçok defa AHİM’de mahkumiyete çarptırılsa da özellikle OHAL döneminde AİHS çok büyük oranda askıya aldı. OHAL’in özellikle cezaevlerinde kalıcılaştırıldığı bu süreçte, sözleşmelerin hükmü de kalmadı.

İnfazın ertelenmesine blokaj

Üstelik AKP, 2013’te İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte ağır hasta tutsakların ceza infazının ertelenmesine yönelik düzenlemedeki, “Toplum güvenliği için tehlike oluşturmamak” şartını istismar ediyor. Konuyla ilgili daha önce ANF’ye konuşan Avukat Raziye Turgut, “Barış sürecinde, Adalet Bakanlığı ile hasta mahpuslarla ilgili bir görüşme sağlandı. Bu vesileyle hastaların Metris’e götürülüp en yakın sağlık kuruluşlarından rapor alma işlemi gerçekleşti. Sonrasında bunu da kaldırdılar ve hastalar savcının insafına kaldı. Kişinin cezaevinde kalamaz raporu olması rağmen ‘örgüt üyesi, tehlikeli kişi’ denilerek örneğin iki kolu olmayan bir kişinin infazına devam edilebiliyor. OHAL’le birlikte zaten hasta mahpuslarla ilgili bir gelişme olmadığı gibi durumları daha da kötüye gitti. Artık infazın ertelenmesi gibi bir durum söz konusu değil” demişti.

İnfaz Kanunu değişikliğinin yapıldığı 2013’ten 2018’e kadar kayıtlara geçmiş ve ulaşılmış, cezaevinde ölen hasta tutsakların sayısı 80’i buldu. 27 Ağustos’ta 65 yaşındaki Koçer Özdal, 11 Ekim’de de İbrahim Yılmaz’ın cenazeleri ailelerine verildi.

Tedavisi, tahliyesi engellendi

Hasta tutsaklardan Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Burhan Karatay’ı da ölüme terk eden Türk iktidarı, önceki akşam muradına erdi ve Karatay yaşamını yitirdi. 67 yaşındaki Karatay, kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. 3 yıl 10 aydır tutuklu yargılanan Karatay’ın ilerleyen yaşı nedeniyle bir çok hastalığının nüksettiği ifade edildi.

Daha önce tahliyesine ilişkin dosyasına raporlar sunduklarını söyleyen Karatay’ın oğlu İsmail Karatay, yaptıkları başvurulara rağmen babasının tahliye edilmediğini belirtti. Karatay, babasının 5 ay önce kendilerini arayarak anjiyo olması gerektiğini fakat cezaevi tarafından izin verilmediğini söylediğini aktardı. 67 yaşındaki tutuklunun yüksek tansiyon hastası olduğu ve daha önce 4 kez anjiyo olduğu öğrenildi. Karatay’ın cenazesini alan ailesinin cenaze töreni yapmasına, istedikleri gibi taziye kabul etmesine de izin vermedi.  Doğubayazıt’ta toprağa verilecek.

Karatay’ın 17 Kasım’da duruşmasının olduğu öğrenildi. Daha önce de birçok kez tutuklanan Karatay, önceki dönem Doğubayazıt Belediyesi’nde meclis üyeliği yapmıştı.

 

AĞRI

 
 

İHD ve TİHV’in talepleri

İnsan hakları kurumları, hasta tutsakların durumuna dikkat çekerek cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

  • Türkiye’deki mevzuatın uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi.
  • Tecridin kaldırılması ve cezaevlerinde insani yaşam standartlarının oluşturulması.
  • Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması ve ağır hastalığı olanların derhal serbest bırakılması.
  • Adli Tıp Kurumu’nun resmi bilirkişi olarak varlığına son verilmesi, bağımsız bilirkişilik kurumunun kabul edilmesi ve İstanbul Protokolü hükümlerinin uygulanması.
  • Cezaevlerinin; sivil toplum kuruluşlarının, bağımsız izleme kurullarının, özel olarak da hasta mahpuslar sorunuyla ilgili olarak İHD, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Türk Tabipler Birliği (TTB) gibi kuruluşların denetimine açık hale getirilmesi, OPCAT’a [Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Sözleşmesi’nin Seçmeli Protokolü] uygun bağımsız ulusal önleme mekanizmasının kurulması.
  • 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun cezanın infazının hastalık nedeniyle ertelenmesine ilişkin 16. Maddesi’nin ve ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum mahpuslarla ilgili 25. maddenin ağır hasta mahpusların serbest bırakılmasını engelleyen hükümlerinin değiştirilmesi ve cezaevinde bulunan tüm ağır hasta mahpusların derhal serbest bırakılması.
  • 5275 sayılı kanunun 107. Maddesi’nin 4. Fıkrası kaldırılarak ayrımcılığın sona erdirilmesi, TMK 17. Maddesi’nin son fıkrası “Uzatılmış Ölüm Cezası” içerdiğinden ötürü bir an önce kaldırılması.
  • Cezaevlerindeki başta işkence ve kötü muamele iddiaları olmak üzere hak ihlallerinin etkili bir şekilde soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması.
  • Bugüne kadar cezaevlerinde yaşamını yitiren hasta mahpuslarla ilgili olarak etkin bir soruşturma yapılarak ihmal ve sorumluluğu olanlar hakkında cezai yaptırımların uygulanması.

Kadın tutsaklara ‘öldürürüz’ tehdidi

Urfa 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan kadın tutsaklar, askerler tarafından ölümle tehdit ediliyor.

Kadın tutsaklar, gönderdiği mektupta yaşadıkları hak ihlallerini aktardı: “Siyasi tutsaklar olarak sürekli faşist güçlerin engellerine takılıyoruz. Daha önce TEM Şube’de işkenceye maruz kalmış 18 yaşındaki arkadaşımızdan, çıplak aramaya maruz bırakılan 65 yaşındaki bir annemize kadar. İnsan onurunu zedeleyici, aşağılayıcı uygulamalar var. Askerler çekinmeden ‘Sizleri öldürmek lazım. Kafanıza sıkmak lazım. Siz teröristsiniz’ ifadeleri ile tehdit ediyor. Hastaneye kelepçeli götürüldüğü için hastalar tedaviyi kabul etmiyor. Yaşadığımız bu sorunlar bu uygulamalara sessiz kalmadığımızdan kaynaklıdır.”