Açlık grevindeki Leyla Güven’in durumunun ağırlaştığını belirten HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran, “Durumu bir saat bile ertelenmeyecek, savsaklanmayacak, görmezden gelinmeyecek hayati bir aşamada” dedi.

Hukuksuz bir şekilde rehin tutulan Leyla Güven’in ağırlaşan sağlık sorunlarına rağmen kararlı bir şekilde eylemini sürdürdüğünü söyleyen HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “İktidar koşulların hassasiyetinden haberdar olmasına rağmen, herhangi bir adım atmış değil” diye konuştu.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 65. gününde. Güven’in ardından aynı taleple 16 Aralık’ta 9 ayrı cezaevinden 35 tutsak, 17 Aralık’ta 5 farklı cezaevinde bulunan 20 tutsak, 20 Aralık’ta bir cezaevinde 4 tutsak, 26 Aralık’ta 16 cezaevinde 66 tutsak, 28 Aralık’ta bir cezaevinde 1 tutsak, 5 Ocak’ta 22 farklı cezaevinde 94 tutsak, 6 Ocak’ta 2 cezaevinde 5 tutsak eyleme katıldı.

Deniz Kaya: Ses verin

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, herkesi cezaevlerindeki eyleme ses vermeye çağırdı. Kaya, birlikte mücadelenin önemine dikkat çektiği açıklamasında şunları söyledi: “İktidardan kaynaklı Türkiye zemininin demokratik bir tarzla seçim yapmaya elverişli olmadığı bilinmelidir. Böylesi bir ortamda seçim direnişi belirlemez, direniş seçimi belirler. Faşizme karşı direnmek, Önderlik üzerindeki tecridi kırmak; özgür yaşar koşullarını oluşturmak siyasetin ve seçimlerin demokratik bir şekilde yürümesidir. Bundan dolayı tüm herkesi önceliğimizin zindanlarda yükselen direnişe ses vermelerini; Önderlik üzerindeki tecridi kaldırmak için haykırmalarını ve bütünlüklü bir direnişle hareket etmeleri gerektiği çağrısı yapıyoruz.”

İktidar da haberdar

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Güven’in durumuna dair yazılı açıklama yaptı. Sağlık durumunun hayati risk oluşturacak aşamaya girdiğinin belirtildiği açıklamada, “Leyla Güven, son bir haftadır avukat görüşlerine dahi çıkamıyor. Güven’in nabzı 55-60 arasında, tansiyonu ise 5-7 düzeyinde seyrediyor” denildi.

Güven’in, su dahil sıvı alamadığına dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi: “Güven, avukat görüş yeri, bulunduğu koğuşa yakın olmasına rağmen avukat görüşüne çıkamıyor. İhtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor, tek başına yürüyemiyor. Konuşma zorluğu, ses ve görüntüye duyarlılık, bilinç bulanıklığı gibi sorunlar yaşamaya başlayan Leyla Güven’in durumundan cezaevi yönetimi de iktidar çevreleri de haberdar. Bugün itibariyle çok sayıda cezaevinde siyasi tutsaklar süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini sürdürüyor ve eylem ile birlikte yapılan saldırılar, hücre ve disiplin cezaları cezaevlerindeki durumu gittikçe ağırlaştırıyor.”

Ertelenemeyecek durumda

 Hukuksuz bir şekilde rehin tutulan Leyla Güven’in ağırlaşan sağlık sorunlarına rağmen kararlı bir şekilde eylemini sürdürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, şunları altı çizildi: “İktidar, koşulların hassasiyetinden haberdar olmasına rağmen herhangi bir adım atmış değil. Leyla Güven ve cezaevindeki açlık grevini sürdüren eylemcilerin yaşayacağı her türlü olumsuz sonuçtan AKP hükümeti sorumludur. Leyla Güven’in durumu bir saat bile ertelenmeyecek, savsaklanmayacak, görmezden gelinmeyecek hayati bir aşamaya girmiştir.

Acilen harekete geçilmeli

 Kamuoyuna, uluslararası camiaya, hukuk ve insan hakları çevrelerine, tüm sivil toplum kuruluşlarına, vicdan sahibi herkese acilen harekete geçme ve demokratik tepkisini gösterme çağrısı yapıyoruz.”

Dr. Mızraklı: Alarm zilleri çalıyor

HDP’nin tıp doktoru vekillerinden Selçuk Mızraklı ise MA’ya yaptığı açıklamada Güven’in artık kaslarının erimeye başladığını söyledi. Mızraklı, açlık grevlerinde 40 ve 60. günler arasının oldukça önemli olduğunu, Güven’in grevinin sağlığı açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade etti. Güven’in yaşının 55-60 aralığında olduğuna dikkat çeken Mızraklı, “Sayın Güven düzenli olarak ilaç alması gereken biri. Yaşa bağlı olarak tansiyon ve bu 64 günlük vücuttaki yıkım sürecinin biriktirdiği; şu an laboratuvar olarak test edemediğimiz, ölçemediğimiz ve bilmediğimiz bir durum söz konusudur. Bundan sonraki her gün kritik önemdedir. Bu dönemlerde, organ fonksiyonların kaybı olabildiği gibi aynı zamanda yaşamını tehdit eden bir boyutta da olabilir. Yani yarın böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi bir klinik durum ortaya çıkabilir. Alarm zilleri çalmaya başladı” diye konuştu.

Bakanlık yanıt vermiyor

 Türk Tabipler Birliği’nin (TBB) Güven’in durumunu hassasiyetle takip ettiğine değinen Mızraklı, Güven’i cezaevinde bağımsız bir hekim heyeti tarafından sağlık kontrolünden geçirilmesi için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğunu, ancak şu ana kadar olumlu bir yanıt gelmediğini de aktardı. Mızraklı, bu duruma dair tepkisini ise “Adalet Bakanlığı adeta üç maymunu oynuyor” diyerek gösterdi.

Uzman hekimleri gitmeli

Acil olarak uzman bir hekim heyetinin cezaevine gitmesi gerektiğini vurgulayan Mızraklı, “Cezaevindeki bu süreci hafife almak, yarın geçmiş dönemdeki örneklerden bildiğimiz gibi çok talihsiz bir takım olayların yaşanmasına yol açabilir. Adalet Bakanlığı, cezaevindeki her hükümlünün de sağlığından ve yaşamından sorumludur” diyerek, Adalet Bakanlığı’nı görevini yapmaya davet etti.

Hukuk işleseydi tecrit olmazdı

 Mızraklı, Türkiye’de hukuk işlemiş olsaydı, zaten tecrit denilen uygulamanın olamayacağını belirterek, şunları ifade etti: “Hukuk işlemediği için tecrit söz konusudur. Siyaset çözüm istemediği için tecridi inşa ediyor. Esasında tecrit, Türkiye toplumuna uygulanıyor. İnsan yaşamı hiçe sayılıyor. Bir ülkede yaşamak kutsal görülmüyorsa hepimizin durup düşünmesi gerekiyor. Ülkede, olağandışı şeyler olağanlaştı.”

 

HABER MERKEZİ