Bir saatin gözünden bazı notlar
Forum Haberleri —

Saat/foto:pixabay
- Saat bir saat ama sığdırılan ise sanki saatlerce… Bir zihin nasıl böyle bir yoğunluk ve derinlikte kendini ifade edebilir? Nasıl olduğunu anlamadan kendimi Hakikat’in kolunda Dergah’ında buldum.
SOYDAN AKAY
Benim öyküm bu yaşam okyanusunda oldukça kısa.
O yüzden de zaman ve mekan bağlamında önceliği Mekan’a veriyorum. Bulunduğum mekanın adı Luvice imbros’tur (İmralı). Kelime imrassa ‘dan gelir. “ Kırlara ait” demektir. İmmari “Kırsal bölge”, imarsi ise “verimlilik” demektir. Sular ortasındaki kırsal bölge, verimli bölge ya da kırlara ait demektir bulunduğum mekanın adı. İmbros, imrassa ya da imarsi kelimesinin Luvice olduğunu söylemiştim ya, M.Ö 2000’lerden itibaren kimlikleşen Luviler Hurri kültürünün bir kolu olup Anatolia’yı en çok etkileyen bir topluluktur. Batı Anatolia’dan Grek yarımadasına kadar etkilemediği dağ, şehir, kent, ada, ırmak, insan ismi vb. neredeyse yok gibidir. Böylesine büyük bir kültürün adını verdiği bir yerde onun evladının tutsak olması ne yaman çelişki! Nasıl anlatmalı acaba? Öykü Dionysos’unkiyle birebir öylesine örtüşüyor ki… Ayrı bir anlatıda yer vereceğim. Yine de Hakikat’e bakar mısınız; kendi kültürünün verimliliği gibi adı “verimlilik” olan bir mekanda insanlığı, bölgeyi ve halkını yepyeni bir paradigma ile besliyor. Zagros-Toroslardan buralara yayılan kültür İmmari’den (İmralı) Ekolojik, Demokratik Toplum Paradigması olarak geri dönüyor. Hangi kelimeye, hayata, mekana dokunsan orada anlam, orada bolluk ve bereket…
Ben mi? Bildiğiniz bir saatim. Ama kol saati. Buraya bir hevalin kolunda geldim. Artık bu güzel tarihin ve yaşamın bir parçasıyım. Bana “Heval Saat” diyebilirsiniz. Kolunda geldiğim hevalle bir gün sohbete giderken Hevallerin Hevali saatini getirmemişti. Benim hevalime dedi ki “Saatini masaya koyar mısın?” Hevalim seve seve beni kolundan çıkarıp HAKİKAT’le yüzyüze, göz göze geleceğim şekilde bıraktı. Sohbet, diyalog ve yorumlar biçiminde devam etti. Hakikat sohbet esnasında arada bir bana bakardı. Akrep ve yelkovanım o aşkın ortasında donakalmışlardı. Saat bir saat ama sığdırılan ise sanki saatlerce… Bir zihin nasıl böyle bir yoğunluk ve derinlikte kendini ifade edebilir? Büyük bir amaca bağlılık ve dünya hegemonik sistemine cevap olma çabası… Nasıl olduğunu anlamadan kendimi Hakikat’in kolunda Dergah’ında buldum. Ne kadar şanslıymışım meğerse. Tabii bendeki şans birlikte yolculuğa çıktığım hevaller de olmadı. İki heval ertesi gün yaka paça bir başka alana sürgün edildiler.
Ben ise bu Dergah’ta anlamlı ve özgür bir yaşama tanıklık etmekteyim. Bazan neşeli kuşlar şarkı söylüyor etraftaki ağaçlarda, bazan da gelip pencereye konuyorlar. Olumsuz şeyler de olmuyor değil. Ama Hakikat tavrını koydu sahabeleriyle. Değil kırk kapı kırk bin kapı da kapatılsa üzerime özgür yaşamdan asla vazgeçmem. Bu tavır, bu büyük duruş çok yönlü olarak anlaşılmak ve ona göre olunmak durumundadır. Hayat burada O’nu doğrulamakta, zamanın inşa olmuş gerçekliği olarak devam etmekte, gelişmeler O’nu onaylamaktadır. Gerçek olan budur. “İşte böyle, inanın bana ben bu kahraman hayatın tutkun bir gözlemcisiyim.”
Önerdiği Lotte kitabının bir cümlesini ödünç alarak bitirmiş olayım Dergahımız’daki bu notları.
Yazıda Geçen Kimi Notlara Dair;
1) Lotte Weimar’da-Thomas Mann- Can Yay.
2) Yourt Savul -Ece Ayhan- Adam Yay.
3) Sevda sözleri -Cemal Süreyya- Can Yay.
4) Hilekar’ın Marifeti Bu Dünya _ Yıkıcı İmgelem Kültürü Nasıl Yaratıldı? -Lewis Hyde- Alfa Yay.
*"Bir Saatin Gözünden Notlar" Eylül 2023’te yazıldı ve "Bir saat olarak benim öyküm" başlıklı yazısı ile sona erdi.







