Bahara doğru yol alırken yağmurun hafiften çiselediği günlere tanıklık ediyor gerilla. Bir şair gözüyle… 

Hafif çamurlanmış patikalarda yavaş yavaş yürürken giden zamanı düşünmekte uzun yolun yolcusu. Zaman ve geride kalanlar… Yol bitimine doğru yorgunluk kendisini hissettiriverir. Yürüdüğün patikaya dönüp bakarsın o anda, yaşama benzettiğin bu uzun ve düşündürücü patikalara. 

Hep hayalini kurduğun, gerillada sıcak bir çayın özlemini çektiğin günler aklına gelir. Şimdi bu dağlardasındır artık! Yavaş yavaş yaklaşırken noktaya, hafif yanık salçanın ve o anlamlı kaçak çayın kokusu beynini sarhoş edercesine havada dolanır. Ve bir de o arkadaşların bir tebessümü… Ne kadar yorgun düşsen bile o anda hiç hissetmediğini anlarsın. 

Kutsal ateşin etrafında çember kurmuş gerilla, sıcak çayla beraber sohbet ederken çiseleyen yağmura güzellik katmakta. Belki yıllarca sen de o insanların içinde yaşamışındır fakat bu görüntüyü her gördüğünde sanki uzaktan onlara özlem duyar gibi o duyguya kapılırsın. Yeniden katılmak istercesine… Gördüğün o tablonun hep öyle kalmasını ve uzaktan hiç dokunmadan izlemek istersin, hiç bıkmadan. Kimi zaman oturup bu huzur dolu anı nakşetmek istersin dağların eteklerine. Hiç silinmemecesine… Ya da bir türkü olmasını, dilden dile dolaşmasını… Herkesin sevip de ezberlediği bir türkü… 


Karşılıklı güler gözler

Böyle izlemeye dalmışken bir yoldaşın hafiften omzuna dokunarak seni o dalgınlığından alır. Dönüp gülümsersin ona yeniden yeniden. Sonra az önce izlemeye doyamadığın tabloya doğru yaklaşırsın. Kelimelerin kıskandığı, yasaklı dillerden bir „merhaba heval” alırsın. Ne de güzel söylenir ve ne güzel duyulur, yıllarca duyulmayı bekleyen kelimeler gibi… Sen de karşılık verirsin saklambaç oynayan gülüşlerle, karşılıklı güler gözler, birbirini en iyi anlayan tercümanlar misali! Sanki gözler, tekmiline durmuşlardır duyguların. 

Hep beraber oturursunuz gizemli ateşin etrafında, diğerleri yer açar sana ve diğer yoldaşlara. Islanmış ve yorulmuştunuz nice zaman önce, yani şu kaçak çayı içmeden önce. Tüm yorgunluğunu alır senden, tüm terini siler de toprağına akıtır. Kutsal, güzel toprağa… Ve sen devam edersin çayı yudumlamaya. Her yudumda bir huzur, her yudumda bir sevgi seli içine akar. Tekrar bu dağlarda olduğun için mutluluğu yüreğinin taa derinliklerinde sezersin. Bu duygu senin gözlerindeki parıltıların yansımasıdır. Ve etrafına bir bir ışık kıvılcımları dağıtır, havada dans eden kıvılcımlar misali. 


Anılarla buluşan kaçak çay

Sen de bilirsin ki şu anın şimdi dağlarımızın dört bir tarafında yaşandığını. Şimdi binlerce yoldaş aynı duyguyu seninle paylaşıyordur. Bunu bilmek elbette heyecanlandırır insanı; farklı yerlerde de olsa çoğu yüreğin aynı anda ortak duyguyu beslemeleri. Ve aynı sıcak çayın verdiği huzurun her yoldaşta oluvermesi. Yine birbirinden çok uzak dağların zirvelerinde, yağan yağmura duyulan hasretin aynı yüreklerde buluşması. Damla damla kanatırken özlemlerin biriktirdiği yarayı bir yandan da o anıları tazelediği için mutlu olursun. İki duyguyu da sana yaşatır bu dağ yaşamı. İki dudak arasından çıkan kelimelerden tutalım yüreğin derinliklerinden hissedilen her neyse, işte tüm bunların paylaşıldığı bir dünyadır. Sevginin, büyük tutkuların ve büyük aşkların yaşandığı bir dünya… 

Sohbet alıp götürmüştür sizleri en güzel anıların anımsama zamanına. Herkes geride kalanlardan bir kesiti paylaşır. Her yürek kendinde iz bırakan olaylara tanıklıklarını dile getirir. Acı tatlı neler yaşanmıştır o anılarda! Kimi yağmurda, kimi karda, kimi de en güzel mevsimi yani baharın başlangıçlarını tercih etmiştir. Zamanın yapraklarını geriye doğru çevirirken gerillanın yorgunluğuna ilaç gibi gelen kaçak çaya da yer verildiğini görürüz. Mutlaka birileri ya patikada ya mevzide ya da tepelerin zirvesinde, eylem dönüşünde yorulmuştur. Hem kendileri hem de yürekleri… Ama hepsi de ateş etrafında sıcak çayın huzuru ile biter. Güzel bir kavuşmanın verdiği mutlulukla…  

Öyle bir huzur ki...

O mutluluk ki hiçbir yerde eşine rastlanılmayan bir duygu, bir güzellik anı. Öyle bir huzur ki, inanç diyarlarını kıskandıran bir ibadet gibi. Her gün bu siyah çaydanlığımız bu yorgunluğa verilen, ter dökülen emeğe karşı secde ederek kendini ateşe verir. Sırf gerillaya güzel bir çay sunmak için. Buna karşılık çayı yudumlarken en güzel ve en yasaklı duygularla ona cevap veririz biz de. 

Tıpkı kaçak çay gibi biz de kaçak yaşarız kendi topraklarımızda. Evet, kaçak aşklara doğru yol aldık, kaçak dağlarda ve kaçak yaşadık. Yanımıza her zaman bir tutam da olsa vazgeçilmez kaçak çayımızı alarak. 


JİYAN TEKOŞİN