PKK, kırk bir yaşına giriyor. İlk kurucuları arasında kadınlar var. Kurulduğu ilk günden beri parti program ve tüzüğünde ataerkilliğe karşı ve kadın özgürlüğüne dair vurgulara önemle yer verdi. Çünkü PKK, Kürtlerin ulusal kültürel hakları da dahil, demokrasi ve özgürlükleri savunan bir hareket olarak doğdu. Daha 70’li-80’li yıllarda Kürdistan’daki feodal aşiretçi sosyal yapı içerisinde, kadını mülkleştiren ikinci cins konumunu çok radikal bir tarzda sorgulayarak, buna karşı çok ciddi bir savaş açtı. Kadını, toplumun sadece hacimsel yarısı olarak görmedi. Kadını, toplumun merkezi öğesi olarak gördü. Kadın özgürlüğünü sağlayamamış bir halkın, bir ulusun, gerçek demokrasi ve özgürlüğünü inşa etmesinin mümkün olmadığını, bir özgürlük tezi olarak savundu. İdeolojik mücadelesinin merkezine kadın özgürlüğünü oturttu.
Önder Abdullah Öcalan, Mazlum Doğan Eğitim Akademisindeki diyaloglarında, defalarca “PKK, bir kadın partisidir” diyerek kadının mücadeledeki merkezi rolüne işaret etti. 15 Şubat 1999’dan bu yana esir tutulduğu İmralı işkencehanesinde maruz bırakıldığı tecrit koşullarına rağmen geliştirdiği yeni toplum paradigmasını, “demokratik ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigması” olarak tanımladı. Erkek egemenlikli siyaset alanının demokratikleştirilmesinde kadını öncü rolün sahibi kıldı. Kürdistan’da gelişmeye başlayan yeni demokratik toplumsal kurumlaşmada eşit temsiliyeti, olmazsa olmaz bir ilke haline getirdi. Her gün biraz daha örgütlenerek büyüyen Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketine ve onun öncülüğünde tüm bölgeye yansıyan kadın özgürlük mücadelesine yol açtı.
PKK’nin kırk yıldan beridir kadın özgürlüğü konusunda Önder Abdullah Öcalan Önderliğinde verdiği örgütsel ideolojik ve eylemsel çabalar, bir terör örgütü olamayacağının çok somut ispatıdır. Kendisini ideolojik açıdan kadın merkezli bir parti olarak tanımlayan ve içyapısında da kadın-erkek eşit temsiliyetini ilke edinmiş bir örgütün, terör örgütü olması mümkün değildir. Çünkü bunun Kürdistan ve Ortadoğu’da yol açtığı çok somut sonuçları vardır. Suriye ve Irak’da DAİŞ ile mücadelede ortaya çıkan başarılı performans, bunun somut bir sonucudur. Çünkü DAİŞ ideolojisini doğuran zihniyet, kadın düşmanı tecavüzcü bir zihniyetti. Eylemlerindeki şiddet ve vahşet düzeyi, zihniyet yapısındaki kadın düşmanlığı ve tecavüzcülüğünden ileri geliyordu. Gerçek bir terör örgütüydü.
DAİŞ vahşeti karşısında Şengal’de, Kerkük’te, Maxmur’da ve Kobanê’de direnebilen tek güç, HPG ve YJA STAR gerillaları oldu. Bir de onların hem birikmiş fikriyatından hem de eylemsel tecrübelerinden güç ve cesaret alarak kendisini örgütleyen, YPG-YPJ’nin DAİŞ karşısındaki zaferli duruşu oldu. İnsanlık değerlerini büyük bir tehlikeden kurtardılar ve bu süreç hala devam ediyor. Taşıdıkları fikriyatın, tıpkı PKK’de olduğu gibi kadın özgürlüğünü merkezine almış bir fikriyat olduğunu söylüyorlar. Gittikleri her yere doğal olarak taşıdıkları kadın özgürlük fikrini de götürüyorlar ve bu gerçeklik, hem Kürdistan’da hem de Suriye toplumunda çok ciddi bir demokratikleşme ve kadın özgürlük eğilimine yol açıyor. Kuzey Suriye Özerk Bölgesinde öne çıkan kadın özgürlük eğilimindeki tutarlılığı, bu somut sonuçlardan biri olarak görmek ve değerlendirmek gerekiyor. Çünkü kadın öncülerinin açığa çıkardığı özgürlük düşüncesinden ve iradesinden beslenmektedirler.
PKK, Kürdistan ve Ortadoğu’da kadın özgürlüğüne dayalı yeni bir toplumsal demokrasinin gelişmesinde temel iradedir. Yeni toplumsal demokrasinin ve kadın özgürlüğünün baş aktörüdür. Yol açtığı demokratik ve kadın özgürlükçü yapılar, hızla çoğalmaktadır. Bundan kimse korkmasın. PKK’nin bölgede sebep olduğu bu gelişmeler, kötü gelişmeler değildir. İyi ve güzel gelişmelerdir. İnsanlığın demokrasi ve özgürlük mücadelesine büyük katkılar sunan gelişmelerdir. İnsan dostu, kadın dostu, doğa dostu olan herkese kazandıran gelişmelerdir. İnsanlığın kaybettiği etik ve estetiği, kadın özgürlüğünü sağlayarak yeniden bulmaya çalışan böyle bir özgürlük hareketine, hala terör örgütü demek çok büyük bir haksızlıktır. Bunu Avrupa Adalet Divanının da görmüş olması iyi olmuştur. Ancak bağlı bulunduğu AK ve siyasi kurumlarının bu karara uygun davranıp PKK’yi bir an önce terör listesinden çıkarması gerekmektedir. Çünkü PKK, Avrupa’nın demokrasi ve insan hakları değerlerine zarar vermemiştir. Tersine bu değerlere değer katarak daha da büyütmüştür. Hatta kadın özgürlüğüne dayalı demokrasi anlayışını geliştirerek, demokrasi tarihine ve birikimine ciddi bir aşama kazandırmıştır.