İngiltere’nin Milli Sağlık Servisi (NHS) kurulduğu 1948 yılından beri ilk defa çok zor günler yaşıyor. Muhafazakarların iktidara geldiği andan itibaren el attıkları konuların başında gelen sağlık sektörü, söz verilenin aksine bir reformdan geçtiği yok; aksine kesintilerle başlayan hastane kapatma stratejileri protestolarla karşılanıyor. Londra’nın Güneyindeki bulunan Lewisham Hastanesinin zarar etmesi üzerine kapanması önerisini protesto etmek için Cumartesi günü binlerce kişi yürüdü. Halkın itirazlarına rağmen hastanenin kapanacağına dair görüşler çoğunlukta.
Hükümetin iki sene önce başlattığı sözde reform politikalarının başlıca amacı 2015 yılına kadar 20 milyar Sterlin kadar tasarruf yapmak. Yani Muhafazakarların ‘reformdan’ kastettikleri şey aslında ‘kesinti’. Bu yolda da emin adımlarla ilerliyorlar; öyle ki bir yılda 5 milyar Sterlin kadar tasarruf etmeyi başarmışlar bile. Nasıl mı? Örneğin her aile hekimi (GP) kendi sağlık merkezinin bütçesini idare etmekten sorumlu. Bu da doktorların bir sürü hesap kitap işleriyle ilgilenmesi anlamına geliyor ki şimdilerde birçok hasta özellikle göçmenler kalitesiz sağlık hizmetinden şikayet etmey başladı.
Aşırı yoğunluktan ve yetersiz doktor sayısından dolayı özellikle göçmenlerin yoğunluklu yaşadığı Kuzey Londra’da hastalar randevu alabilmek için günlerce beklemek zorundayken, hastaneye havale edilmeleri de ayları bulabiliyor. Çünkü hastanelerin belirli servisleri kapatılmış durumda. Aile hekimlerinin hastaya istedikleri miktarda ilaç reçetesi yazmaları da yasak. Aylık kotalarına göre hareket ediyorlar. İngilizce bilmeyen Kürt göçmenlerin de fazlasıyla etkilendiği değişiklik tercümanlık servisindeki ciddi düşüşler. İngilizce bilmeyen Kürt göçmenler doktorla olan randevularına İngilizce bilen tanıdıklarıyla gitmek zorunda kalıyor.
Kısacası İngiliz hükümeti içinden çıkamadığı ekonomik krizi AB’den çıkmayı düşünerek ya da halka sunulan hizmetten kesinti yaparak atlatabileceğine inanıyor. Tasarruf için her yol mubahtır diyerekten de halk kütüphanelerini, hastaneleri kapatıyor; özelleştirme politikalarını iyice hayata geçiriyor. Hastane kapatarak kamusal yerleri özeleştirerek İngiltere krizden kurtulabilecek mi? Reformlar birer birer çöküyor.
İngiltere’de özelleştirmenin en başarısız olduğu alanlardan birisi de demiryolları. 1993’de dönemin Muhafazakar Başbakanı John Major döneminde apar topar çıkarılan bir yasayla özelleştirilen demiryolları endüstrisi, aradan geçen 20 senede rekor seviyede bir başarısızlık örneği haline geldi. Öyle ki mevcut yapısıyla İngiltere demiryolları, Avrupa’daki diğer komşularına oranla yüzde 40 daha verimsiz halde çalışmakta ve yolcuların ödediği ücret bazında ise resmi olarak dünyanın en pahalı demiryolları konumunda. Özelleştirmeye en büyük gerekçe olarak gösterilen demiryollarına yapılan hazine yardımı miktarına bakıldığında ise bu gerekçenin ne kadar sahte olduğunu görebiliriz. Özelleştirilmeden bir sene öncesinde demiryollarına devlet bütçesinden yıllık 431 milyon Sterlin aktarılırken, 2006 senesine gelindiğinde bu rakam 6 milyar Sterlini geçmiş durumda.
Geçen sene itibariyle 2000’den fazla özel şirketin nemalandığı demiryolları endüstrisi, medyayı bile manipüle edebilecek güce sahip dev bir sektöre dönüştü. Fakat beklenilenin aksine aradan geçen yıllarda onca manipülasyona rağmen bu büyük başarısızlığı ve sömürüyü sezmeyi başaran halk, demiryollarının yeniden kamulaştırmasını ister hale geldi. Geçtiğimiz sene yapılan kamuoyu yoklamalarına göre halkın yüzde 51’i yeniden kamulaştırma yönünde görüş bildirdi.
Halkın gerçek talepleri bir yana dursun, sermayenin yılmaz temsilcisi konumundaki Muhafazakar hükümetinin Ulaştırma Bakanı Justine Greening, şu sıralar medya karşısına geçip maliyeti 33 milyar Sterlin olan yeni hızlı tren projesine neden başlama kararı aldıklarını savunmaya başladı. Maliyetinin yüksek olup halka önemli bir faydası olmaması; yolcular açısından fiyatları azaltmak bir yana aksine daha da arttıracak olması; yeni tren hattı yapılması nedeniyle çevreye ve doğaya birçok zararlar verecek olması gibi nedenlerle ciddi şekilde karşı çıkılan bu projenin hükümetin inatla başlatıyor olmasının arkasında yatan sebebi hepimiz biliyoruz artık. Tüm özelleştirmelerde olduğu gibi buradaki temel amaç da yine aynı; sermaye devlerinin ceplerini halkın verdiği vergilerle doldurmak.
Bir ülke hastane kapatarak ekonomik krizden kurtulur mu?
İngiltere Gündemi