Onca uçurumdan sonra, Ahmet Türk’ün deyimi ile insanlar "birbirlerine dokundular".
Ahmet Türk, Mardin Belediye Eşbaşkanlığı ile daha da evrensel bir sorumluluğu üstlendi. Bunun gereklerini yerine getirmeye çalışmasını saygıdeğer buluyorum. Ahmet Türk’ün gittikçe bir Kürt bilgesine dönüşmesini son yirmi yıldır izlemekten hoşnutum. Samimi özründe kurduğu cümlelerde, duruluğu ile bunu yansıtıyor.
Bugün Türkiye’de sivil toplumun, insan hakları hareketinin, sol hareketin, ilerici kesimlerin Süryani toplumu ile yeteri kadar ilgilendiği söylenemez ne yazık ki. Kürt Özgürlük Hareketi bu alanda da, önemsenmesi gereken bir ön adım attı. Sayısı artık 3000’e inmiş olan bir halkın, genç bir temsilcisini, Mardin Belediye Eşbaşkanlığı gibi önemli bir göreve getirdi. Ve Kürt seçmenlerin ona oy kullanması da bölgedeki bilinçlenmenin başka bir göstergesi. Kürtlerin son 30 yılda çektiği acılar ve ödedikleri bedeller, kendi coğrafyasının "ötekileştirilen" diğer toplumları ile empati ve dayanışma kurmasına da olanak sağlıyor.
Son 20 yıllık süreç içinde, Ermeni toplumu ile buz dağlarının erimesi yolunda önemli adımlar atıldı. Bunun Süryani toplumu ile ilişkilerde de yapılması gerekiyor.
Süryani toplumunun Ermeni toplumuna oranla daha çekingen, içine kapalı ve daha dine bağlı bir toplum olduğu söylenebilir.
Ermeni toplumu için Kilise, sadece dinsel değil, aynı zamanda ulusal bir kurum konumunda. Süryani kiliseleri ise, ulusallıktan çok dinselliği öne çıkarmış.
Ermeni aydınlanması 19. yüzyılda Kilise yanında bir sivil toplumun oluşmasına olanak sağlamıştı. Ancak, 1915 soykırımı Ermeni toplumunu bu gelinen noktadan geri itti. Toplumun elinde "ulusal" önderlik yapabilecek tek kurum olarak Patrikhane kalmıştı.
Ermeni siyasal partileri, dernekleri, siyasal içerikli gazeteleri tarihe karıştı.
Süryani toplumunun "Nizamnamesi" ancak 1914 yılında belirlenebildi.
Oysa Ermeni toplumunun kilise yanında bir anayasa işlevi gören nizamnamesi 1860’larda hazırlanmıştı.
Ama sonuçta 1915 soykırımı küçük bir zaman dilimi içinde, bütün kazanımları tarihin sayfalarına devretti.
Entelijansyasının önemli bir bölümü imha edilen Ermeni toplumunun kendini toparlaması, yeni bir aydın sınıfı, akademisyenler yaratması, ancak son 50 yıl içinde gerçekleşti.
Süryani toplumu da son 10 yıl içinde kendi entelijansya ve akademyasını yaratmak için adımlar atmaya, genç kuşaklar yetiştirmeye başladı.
Bu durum, Ermeni soykırımı, sonuçta dünya gündemine yerleşirken, 1915 soykırımının Süryani ve Pontos ayağı ancak son 10 yıl içinde gündeme girmeye başladı.
Doğu’daki kimi Kürt aşiretleri, 1915 soykırımında fail olarak yer alırken, bazı aşiretler ise "ortak suça" katılmada çekinden davrandılar, hatta yer yer, insanların sağ kalması için yardımcı oldular.
Sömürgecilikten emperyalizme geçiş sürecinde, küçük uluslar ve toplumlar, büyük güçlerin "büyük oyununun" kurbanı oldular.
Egemen ulus ve din saldırı pozisyonunda iken, bu toplumların kendini savunacak fazlaca bir gücü yoktu. Büyük güçlerin himayesi ile sağ kalamaya çalıştılar. Ama bu da bir işe yaramadı.
Paylaşım kavgalarında bir yandan cüzi destek alsalar bile, pazarlıklarda onların kafası sunuldu tepside.
Herkes 1919 Paris Konferansı'na umut bağlamıştı. Cihatçılık ve aşırı milliyetçiliğin kol gezdiği coğrafyada Ermeni ve Süryanilerin tek talebi, kendilerine güven içinde yaşayabilecekleri bir "yurdun" ayarlanması idi. Çeşitli parti ve kiliseler bölünmüş olsa da, Ermenilerin daha fazla bir siyasal birikimleri vardı. Süryanilerin durumu onlardan dolayı daha zordu. Onlar da farklı kiliselere, dillere bölünmüşlerdi. Kültür dili olarak Ermenice gibi Batı ve Doğu Aramicesi vardı. Aramice bilindiği üzere, Sami dilleri grubundan olup, aynı zamanda Hz. İsa’nın konuştuğu dildi. Arami alfabesi aynı zamanda Arap alfabesinin atası idi. Toplumun bir bölümünün konuşma dili ise Arapça idi. Ermenilerin bir bölümün dilinin Türkçe ya da Kürtçe olması gibi.
Paris Barış Konferansı'nda, farklı kilise ve gruplar Asuri olarak tek bir adlandırma altında toparlamaya çalışıldı ve bir delegasyon oluşturuldu.
Talep edilen yeni ülkenin adı Asurya olacaktı. Bayrağı bile vardı. Ama Fransız ve İngiliz sömürge imparatorluklarının çıkarı gereği bu gerçekleşmedi. Süryani, Keldani ve Nasturiler 30’lu yılların Filistinlileri idi. On yıllar boyunca çadırlarda kaldılar. 1930’ların başında Irak’ta büyük bir Süryani kıyımı yaşandı. 1941’de ise Bağdat Yahudi kırımı…
Uluslaşma çabası içinde olan hareket Asuri adını tercih ederken, daha dindar olan kesimler ise Süryani adının devamında ısrarlı idi.
Bu önemli bir çatışma bugün bile etkisini sürdüren.
Bilindiği üzere, Suriye bir Roma vilayeti idi, kökü Asur ülkesinden gelen, Süryani sözcüğü de aynı kökten gelmekte. Ama daha sonra farklı içeriklere dönüşmüşler.
Batı dillerinde de bugün "Syriac", Süryani’nin karşılığı. Assyriac ise Asuri’nin.
Tarihsel olarak orijin ise, kadim Asur devleti.
Bu nedenle mesela, Demirci Kawa efsanesinde, zalim kralın Asur olarak adlandırılmasından Süryaniler alınır. Êzîdîlerin alınganlıkları gibi bir yerde…
Aslında o kralın Pers olması çok daha muhtemel, coğrafi konumlar bakımından. Belik de Pers denmemesinin kökeninde de siyasal nedenler var.
Neyse zor konular.
Ve bütün bu toplumlar, Ortadoğu’da cihatist Arap milliyetçiliğinin yöneldiği "nihai çözüm" tehditi, yani soykırım tehditi altındalar.
Södertelje’deki toplantının en güzel anlarından biri de, Süryani ozan Halef Halef’in, "Süryaniyiz" adlı şiirini okuması idi. Bana "Ermenistan’ın Mayakovskisi" olarak nitelenen Chatents’in "Hayastanım" adlı şiirini hatırlattı. Ya da Kürt ozan Cegerxwîn’in "Kine Em" adlı şiirini. Ya da Doğu Avrupa Yidişlerinin "Ma Vlast" (Vatanım) adlı şarkısını.
Halef’in şiiri ile bitireyim:
"Süryaniyiz Süryaniyiz
Urfa Mardin Amedliyiz
Güneydoğu Anadolu Beytnarin’in
mirasçısıyız
Süryaniyiz Süryaniyiz
kadim kavmin torunlarıyız
Fırat Dicle, nehirlerden akan suların
bereketiyiz
Süryaniyiz Süryaniyiz çalışmayı sevenleriz
Geceyi gündüze katmış terli baba evladıyız
Süryaniyiz Süryaniyiz ilim bilim insanıyız
Her devre katkı vermiş nesillerin emsaliyiz
Süryaniyiz Süryaniyiz
yaşam vermiş insanlarız
Toplumlarla sevgi saygı kardeşliği bilenleriz
Süryaniyiz Süryaniyiz insanı insan bileniz
Zulümlerden nefret etmiş barışı taç edenleriz
Süryaniyiz Süryaniyiz
ecdatları tüm kaybettik
Evden yurttan terk edildik
suçumuzu hiç bilmedik
Emin olun bugüne dek
ne suçumuzu ne de günahımızı
Hiç ve hiç bilmedik".