Kürt kadını binlerce yıl önce kadın aleyhinde yaşanan cinsel kırılmayı tersine çevirmek için on yıllardır büyük bir mücadele yürütmektedir. PKK başından itibaren kadın özgürlüğüne çok önem vermiştir. Kürt’ün kara kaderiyle kadının kara kaderinin aynı tarihsel gerçeklikler içinde oluştuğunu söylemiştir. Kürt Halk Önderinin, ancak kadın ayağa kaldırılarak özgürlük bilincinin derinleştirileceği, özgürlüğün ve demokrasinin bu derin özgürlük bilinciyle sağlanacağı inancı, Kürt kadınını bugün insanlığın en bilinçli kadını haline getirmiştir. Böylece Kürt’ün kara kaderi kadının kara kaderiyle birlikte kırılmaktadır.
Hanım Yaverkaya, Besêy Anuş, Sultan Yavuz, Sakine Kırmızıtaş, Azime Demirtaş, Adife Sakık, Ozan Mizgîn ve Bêrîvan gibi yüzlerce Kürt kadını daha mücadelenin ilk yıllarında, ilk dönemlerinde yaşamlarını ortaya koyarak kadın özgürlük çizgisinin ve hareketinin manevi öncüleri olarak moral zemini yaratmışlardır. Tanrıça kutsallığında kadın duruşu göstererek kadın özgürlük ruhunu Kürdistan coğrafyasında yaygınlaştırmışlardır. Bu manevi öncülerin izinde binlerce Kürt kadını özgür ve demokratik yaşamı yaratmak için yaşamlarını vermişlerdir. Her kadın militanın şahadeti kadın özgürlük ruhunu giderek Kürt toplumunun ruhu haline getirmiştir.
Önder Apo bu gerçekliği daha da derinleştirerek özgürlüğü yenilmez kılmak için bu yönlü ideolojik-örgütsel yaşam alanında çalışmalarını geliştirmiştir. Kadın tarihini, zihniyet tarihini kapsamlı irdeleyerek kadın kurtuluş ideolojisini şekillendirmiştir. Böylece insanlık tarihine kadın gözüyle bakmak gerçekleşmiştir. Bugün kadın özgürlük bilinci yaygınsa, bunda neolitikten bu yana insanlık tarihi ve bu tarih içinde kadının rolünün ortaya konulması belirleyici rol oynamıştır. İdeoloji ve zihniyetin tüm gelişmelerdeki belirleyici rolü bir daha kanıtlanmıştır.
Bu açıdan kadın kurtuluş ideolojisi, kadın zihniyeti, kadın örgütlenmesi; olayları ve olguları bu zihniyet ve örgütlenme temelinde izah etme ve yönlendirmede çok önemli etken olmuştur. Bugün Kürt kadınının özgürlük bilinci ve bu temelde öncü konumu böyle ortaya çıkarılmıştır. Zihniyette yaşanan devrim tüm alanlarda etkisini göstermiş ve Kürt kadınında büyük bir özgürlük patlamasına yol açmıştır. Bu da doğal olarak örgütlenme ve eyleme yansımıştır.
Birinci Ortadoğu konferansı da bu gelişmelerin sonucu gerçekleşmiştir. Kürt Halk Önderinin büyük emek ve çabalarına Kürt kadınının cevap vermesi, Kürt kadınını Ortadoğu’da öncü konuma getirmiş, bunun sonucu da ilk kadın konferansı Kürt’ün kalbinin attığı Amed’de gerçekleşmiştir. Bu, Kürt kadınının onurudur, gururudur. Kuşkusuz sadece Kürt kadınının değil, bir bütün olarak Kürt halkının onuru ve gururudur. Bu da onur ve guruların en yücesidir. Çünkü bütün onur ve gururların en güzeli, kadın özgürlüğünün ve kadının toplumdaki yerinin yükselmesiyle sağlanabilir. Kadının özgürlüğü ve kadının yaşamda etkin olmasına dayanmayan onur ve gurur yüzeyseldir, yarımdır, eksiktir. Bu açıdan onurların ve gururların en yücesi Kürtlere nasip olmuştur. Tüm Kürtler bunun değerini iyi bilmelidir.
Ortadoğu kadınının geriliğinden çok fazla söz edilse de, bu gerçeğin sadece bir yanını ortaya kor. Esas yönüyle ise eksik ve yanlış bir değerlendirmedir. Çünkü Ortadoğu kadınlarının duygu, düşünce ve yaşam genlerinde binlerce yıl yaşanmış kadın kutsallığı, güzelliği ve derinlerde var olan bir özgürlük ruhu vardır. Bu açığa çıkarıldığında hiçbir coğrafyada görülmeyecek kadın etkisi ve gücü ortaya çıkacaktır. Bugün bile dikkatlice gözlemlendiğinde Ortadoğu toplumunda anaerkilliğin gücü görülebilir. Özellikle ana kadının etkisi ve gücü hissedilebilir. Bugün zaten Kürt kadını şahsında dünya özgür kadın öncülüğünün Kürt kadınında olması bu gerçekliği kanıtlamaktadır. Bu açıdan Ortadoğu kadınını geri görmek büyük bir yanılgıdır, modernist bakış açısını ifade etmektedir.
Kuşkusuz kadın aleyhine ilk cinsel kırılma bu coğrafyada yaşanmıştır, ilk ataerkillik bu coğrafyada inşa edilmiştir. Ancak bu sadece gerçeğin bir yönüdür; bir de hiçbir coğrafyada bu düzeyde yaşanmamış olan bir kadın kutsallığı ve kadın gücünün toplumun ruhuna ve kültürel kodlarına derinlikli işlemesi vardır. Bu tarihin bilincine varılması, kadında özgürlük bilinci, tutkusu ve eyleminin patlamasıyla sonuçlanmıştır.
Birinci Kadın Konferansı, Ortadoğu kadınına modernist bakışa da bir yanıt olacaktır. Kadın özgürlüğünün esas coğrafyasının Ortadoğu olacağını gösterecektir. Sadece biçimde değil, özde de kadın özgürlüğü ve etkisinin bu coğrafyada yükseleceği gösterilecektir. Zaten bugün Ortadoğu’da en büyük devrimi kadınlar gerçekleştirmektedir. Kürt kadını şahsında radikal bir devrim yaşanmaktadır. Bu devrim sadece Ortadoğu’daki dogmatizme darbe vurmamaktadır; tüm gerilikler Güneş’in altında eriyen kar gibi kadın devrimi karşısında gerileyecek ve eriyecektir. Modernizmin kadın modeline karşı Ortadoğu kadınının tarihten gelen tanrıça kutsallığında özgür kadın duruşu, kişiliği ve kimliği ortaya çıkacaktır. Cinsel meta ve tüketim nesnesi haline getirilen kadına karşı özgürlüğün kutsallığının yaşandığı ve tüm toplumsal sorunlara toplumun güç yapılması temelinde özgür ve demokratik çözümü sağlayan ve sağlatan bir toplum gerçekliği ortaya çıkaracaktır. Bu toplumun kadın eksenli yeni bir özgürlük ahlakı olacaktır. Bu yeni özgürlük ahlakı tüm toplumu şekillendirecektir. Böylece Ortadoğu tüm dünyanın yüzünü döneceği özgür ve demokratik yaşamın coğrafyası haline gelecektir.
Kürt kadını bu konuda önemli bir hamle yapmıştır. Birinci Ortadoğu konferansıyla bu yeni özgürlük ahlakına dayalı özgür yaşam hamlesi yeni bir boyut kazanacaktır. Bu özgürlük ahlakı, Kürt kadınının öncülüğünde tüm Ortadoğu coğrafyasında etkili hale gelecektir.
Ortadoğu siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamına en büyük müdahale böyle gerçekleşmektedir. Ortadoğu’da artık sadece erkek eli ya da üst toplumun siyasi etkisi değil, kadın eliyle müdahale edilen bir özgürlük ve demokrasi hamlesi yaşanacaktır. Bu konferansın Ortadoğu’da süren savaşa ve siyasal gelişmelere mutlaka etkisi olacaktır. Artık bu müdahalenin etkisini yaşamayan hiçbir siyasal gelişme olmayacaktır.
Birinci Kadın Konferansı’nın anlamı