Avrupa Kürt Kadın Platformu, işgal saldırılarına karşı tek ses olmak amacıyla bir araya geldi. “Avrupa’daki Kürt kadınlar olarak ulusal Kürt kadınların birliği için biz de varız, dayanışıyoruz” diyen kadınlar, 3. Kürt Ulusal Konferansı için çağrı yaptı.

Avrupa Kürt Kadın Çalıştayı, 20-21 Mayıs tarihlerinde Hollanda’nın Venlo kentinde gerçekleştirildi. Avrupa Kürt Kadın Platformu’nun düzenlediği çalıştaya Kürdistan’ın dört parçasından değişik parti, kurum, hareket ve inançlara mensup 130 kadın katıldı.

Ulusal marş eşliğinde Kürt özgürlük mücadelesi uğruna yaşamını yitiren kadınların anısına saygı duruşuyla başlayan çalıştayın açılış konuşmasını siyasetçi Sakine Karakoçan yaptı. Sürgündeki Kürt kadınlar olarak birlik sorununu konuşmak üzere bir araya geldiklerini ifade eden Karakoçan, Kürdistan başta olmak üzere Ortadoğu’da ideolojik, siyasi ve ekonomi merkezli yürütülen 3. Dünya Savaşı’na dikkat çekti.

Çare kadındır

Türkiye, İran, Irak örneklerinde görüldüğü gibi ulus devletlerin büyük bir bunalım içinde çözülüşü yaşadığını ifade eden Karakoçan; “Bradost, Kerkûk, Şengal’e, Rojava’ya göz dikmişler. Savaş satıyorlar. Bölme temelinde silah satıyorlar. Bu savaşa en çok kadınlar karşı; zira en büyük zararı kadınlar görüyor. Barış da ancak kadınların öncülüğünde gelir, çare kadındır, kadının öncülüğündedir” dedi.

Sömürgeci devletlerin Kürt kadınlarının bedeninden dahi korktuğunu vurgulayan Karakoçan, Mûş Gimgim‘da şehit düşen YJA Star gerillası Ekin Wan’ın bedenine yapılanları hatırlatarak, bu vahşet karşısında dört parçanın da ayağa kalkması gerekirken sessiz kalındığını söyledi. Ardından “Düşmanın  korkularını daha da büyütmeliyiz” dedi.

İzleyici pozisyonda değiliz

Kürtlerin zihinlerde çizilen sınırları aştığını ifade eden Karakoçan, “Diasporada yaşayan Kürt kadınlar olarak burada misafir değiliz, izleyici pozisyonda değiliz, Kürt kadınlarının ulusal birliği için biz de varız; dayanışıyoruz, tutum sergiliyoruz” diye konuştu.

3. Ulusal Konferans için çağrı

Karakoçan Amed’de ve Hewlêr’de yapılan ulusal konferansları hatırlatarak, soykırım saldırılarının yoğunlaştığı bu dönemde bir kez daha konferans yapma ihtiyacından söz etti ve 3. Ulusal Kürt Konferansı’nın yapılması yönünde çağrıda bulundu.

Kürt kadınların bugüne kadar olan mücadelelerinde renklerini güçlü yansıttıklarını vurgulayan Karakoçan, “Toplanmamız sadece dayanışma değil, örgütlenme ve eyleme geçme amaçlıdır. Zira demokratik siyasete kadın rengi, sesi yansımazsa erkek siyaseti damgasını vurur” dedi.

Sevgimizi, gücümüzü birleştirelim

“Özgürlük kolay olsaydı, arkadaşlarımız bedenlerini ateşe vermezdi” diyen Karakoçan, tarihte direnen Kürt kadınların kendilerine büyük bir direniş mirası bıraktıklarını kaydetti; sözlerini “Engellerimiz çok ama kıracağız. Mağdur değiliz, biz varız, kazanımlarımız temelinde başaracağız, engelleri örgütlenmemizle, eylemimizle, mücadeleyi yükselterek kıracağız. Yeter ki sevgimizi, gücümüzü birleştirelim” diyerek sonlandırdı.

Açılış konuşmasından sonra Kürdistan coğrafyasının güzellikleri, kadın yaşamı, tarihten günümüze Kürt kadın mücadelesi ve ulusal birlik adımlarının örüldüğü çabaları anlatan sinevizyon gösterildi.

Ardından çalıştaya katılan her parçadan temsilciler söz alıp, ulusal birliğin önemi üzerinde durdu. Düşman saldırılarının sınır tanımadığını belirten kadınlar, Avrupa’da yaşayan kadınlar olarak da ülkede yaşanan her gelişmenin direkt olarak kendilerini etkilediğini söyledi.

Particilik anlayışı mahkum edilmeli

Çalıştayda üzerinde en çok durulan konu particilik anlayışının mahkumiyeti üzerineydi. Kürdistan’da çok partililiğin bir zenginlik olduğunu belirten katılımcılar, particilik anlayışının ise sürekli işgalcilerle ortaklaşmayı getirdiğini, ulusal birliğe zarar verdiğini yaşanan örnekler üzerinden anlattı. Her taraftan Kürdistan üzerinde işgal saldırılarının gerçekleştirildiğini, buna karşılık partilerin ulusal bir tutum geliştirmemesini eleştiren kadınlar, partilerin kendilerine göre kırmızı çizgilerinin olduğunu, ulus adına ise bir kırmızı çizgilerinin olmamasının Kürt halkına büyük kaybettirdiğini dile getirdi.

Kürtçenin yaşamın her alanında kullanılmasının da ulusal birliğin oluşmasında önemli olduğunu kaydeden konuşmacılar, “Dilimiz bir olmadıkça kadının birliğinden, ruh ortaklığından söz edemeyiz. Her kadın çocuklarıyla ve birbirleriyle olan ilişkilerinde kendi dilleriyle konuşmalı” dedi.   

Çalıştay boyunca tarihte ve günümüzde direnen Kürt kadınların portreleri slayt biçiminde duvara yansıtıldı.

Yol Haritası tartışıldı

Konferansın ikinci gününde ulusal birlik önündeki engeller ve Avrupa’daki Kürt kadınların ulusal birliğe dair izlemeleri gereken yol haritası tartışıldı.

Kimi Kürt kadın çevrelerin erkeğin gölgesinden çıkmadığı için irade gösteremediğini, irade olamadığını vurgulayan katılımcılar, “Kadınlar öz örgütlülüğüyle, derin yurtseverlik duygularıyla, ortak akıl ve bilinçle ve kadın ahlakıyla hareket etmeli. Aksi taktirde erkeğin gölgesinden kurtulamaz. Her kadının kendini sorgulaması lazım; ne kadar erkek iradesi altındayım diye. ‘Savaş var, soykırım tehdidi altındayız, kadınlar katlediliyor’ dendiği zaman ‘bana ne diyebiliyoruz!’. Bu aileden, toprağından, ülkesinden uzaklaşmadır. Birliğin önündeki en büyük engeldir” dediler.

Ortaklaşma şart

“Ulusal birlik temelinde gelişmedikçe özgürlüğün ne anlamı olabilir ki” sorusunu soran kadınlar, parçaların ruhen birbirinden kopukluğunun, tarihini, kültürünü, dilini bilmemenin, komple değil, parçalı çalışmanın birliğe darbe vurduğuna dikkat çekerek çok yönlü olmanın ve ortaklaşmanın önemine vurgu yaptı.

Avrupa’da ulusal kadın çalıştayı hazırlıkları sürecinde değişik birçok çevreye renklerini katmaları yönünde başvurduklarını belirten hazırlık komitesi üyeleri ise bazı temsillerin iştirak etmediğini söyledi. Çalıştaydan çıkacak sonuç üzerinden büyüğünden küçüğüne bütün oluşumlara kadar tekrar gidilmesi halk örgütlenmesinden, diplomasiye kadar çalışmaların ortak geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.

Dün öğleden sonra sona eren çalıştayın sonuç bildirgesinin bugün açıklanması bekleniyor.

 

Y. ÖZGÜR POLİTİKA/VENLO

[gallery ids="108350,108349,108348,108347"]