Bitmeyen soykırım savaşı

Forum Haberleri —

28 Mayıs 2022 Cumartesi - 07:25

YPG savaşçıları cepheye giderken

YPG savaşçıları cepheye giderken

  • "Rusya sıkıntıda, önümü kesemez. ABD ve NATO benden vazgeçmez. Şimdi İsveç ve Finlandiya NATO’ya üye olmak istiyor. Ben de Kürtlerin kelesini masaya sürerim, onlarla pazarlık yaparım, çıkarları için Kürtleri feda ederler" hesabında.

ZEKİ AKIL
Erdoğan Suriye’ye, Rojava’ya yeni saldırıların yapılacağını açıkladı. Ardından yapılan MGK toplantısında bunu karar bağladı. Amaçları açıktır; Kürt koridorunu ortadan kaldırmaktır. Yani Efrîn’den Irak sınırında olan Dêrik’e kadar olan bölgeleri Kürtlerden arındırmak. Kürdistan bölünürken, aralarından sınır çekilirken Kürtlerin bir bölümü Suriye sınırları içinde kaldı. Doğal olarak bu bölgeler Türkiye’nin sınır bölgeleri. Kürtler de bu bölgelerde yerleşikler. Türkiye şimdi bu bölgeleri Kürtlerden temizleyerek sözde sınırlarını güvenceye alacak!

Kürdistan dört devlet arasında bölüşülmüş. Dolayısıyla Kürdistan dört parça olarak siyasal literatüre girdi. Türkiye şimdi Kürdistan’ın bir parçasını yok etmek istiyor. Eğer Rojava işgal edilir ve Kürtler topraklarından sürülür, yerlerine Türkiye’nin getirdiği Araplar ve devşirme kesimler yerleştirilirse artık Kürdistan’ın bir parçası fiilen ortadan kalkmış olur. 1960’lar sonrası BAAS rejimi Arap kemeri adı altında Kürtleri Araplarla kuşatma ve Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgeleri seyreltme amaçlı Arap nüfusu Rojava’ya yerleştirdi. Ama BAAS rejimi Kürtleri tümden topraklarından sürmeye işi vardırmadı. En azından Kürtler zor koşullarda da olsa topraklarında kalabildiler. Faşist Türk devleti BAAS’ın yapamadığını veya başaramadığını şimdi tamamlamak istiyor. Böylece Kürdistan’ın bir parçası tamamen yok olacak ve bölge Kürtlerden arındırılacak.

Türk devleti bütün fırsatları Kürtlere karşı kullanmayı marifet bellemiş. Suriye Arap baharı sürecinde hareketlenince hemen sınırları açtı. Hızla muhalefeti silahlandırdı. Balıklama Suriye savaşına daldı. Amaçları “Irak’ta 2003’te yaptığı hatayı” tekrarlamamaktı. Yani Kürtlerin olası kazanımlarının önünü kesmekti. Bu amaçla Kürtlere sınırsız düşmanlık gösterileri sergilediler. Bütün dünyanın başına bela olan ve dünyanın karşısında birleştiği DAİŞ’le bile Kürtlere karşı ittifak yaptılar. Kürtler ise dünya halklarının barış ve özgürlük özlemlerine uygun hareket ettiler. DAİŞ’e karşı kararlı ve istikrarlı bir savaş sürdürdüler. On bir binden fazla şehit verdiler. Bir o kadar da savaşçı yaralandı, gazi oldu. Bu büyük fedakarlık ve kahramanlık sayesinde DAİŞ yenilgiye uğratıldı.

Türkiye ise bütün gerçekleri ters yüz ederek, DAİŞ’i yenen savaşçıları katlederek, topraklarını işgal ederek sürece dahil oldu. Sözde güney sınırları tehdit altındaymış! Tehdit edenler kim? Teröristler. Bu teröristler kim? ABD ve koalisyonla birlikte DAİŞ’e karşı savaşan YGP, SDG savaşçıları. Dünyanın DAİŞ’e karşı birleştiği ve ortaklaştığı, Kürtlerin öncülük yaptığı YGP, SDG bir çırpıda terörist oluverdi!

Türkiye, Suriye’nin en istikrarlı ve güvenlikli bölgelerine saldırıp yüz binlerce insanı mülteci durumuna getirdi. Şimdi BM ve birçok kurum, güç Suriye’de savaş nasıl sonlandırılır, yaşam nasıl normale döner diye arayış içinde. En azından bu toprakların savaşa doyduğu ve savaşın durdurulması gerektiğini belirtiyorlar. Türkiye ise tersini yapıyor. Zeytin ülkesi olarak bilinen, barış ve demokrasi adası durumundaki Efrin’i gelip işgal ettiler. On binlerce ipini koparmış çeteyi de getirip halkın üzerine saldılar. Efrin şimdi tecavüz, yağma ve etnik temizlikle anılan bir bölge. Aynı şeyi 2019’da Serêkaniyê’de tekrarladılar. Buralardan yüzbinlerce insan göçe zorlandı.

Faşist Erdoğan BM genel kurulunda Suriye haritası elinde bir konuşma yapmıştı. Bu haritada işgal edeceği bölgeleri açıktan söylemişti. Efrîn’den Dêrik’e kadar yani Rojava’nın tümünün Kürtlerden arındırılacağını ve yerlerine Türkiye’deki mültecilerden üç milyon insanın getirilip yerleştirileceğini söylemişti. Bu işgal edilecek bölgeler tabi ki, boş ve insansız bölgeler değil. Türkiye’ye geçen mülteciler de bu bölgelerden gitmemişlerdi. Ayrıca Suriye’de sorunlar çözülmemiş ve mültecilerin dönüşü için koşullar oluşmamıştı. Ancak Erdoğan faşisti BM yasalarını ve mültecilerin hak ve hukukunu gözetmiyor. Dünyayı ve yasaları bir tarafa bırakıp zorla ve tek taraflı çözümünü herkese dayatıyor. Zaten kimseyi dinlemem, istediğimi yaparım diye kabadayılık yapıyor.

Türkiye bu planlarını tek başına gerçekleştiremez. ABD ve Rusya arasındaki çelişkileri kullanarak Suriye’de yol aldı, önemli bölgeleri işgal etti. Şimdi de Ukrayna savaşı etrafında oluşan krizi ve çelişkileri kullanmaya kalkıyor. Rusya sıkıntıda, önümü kesemez. ABD ve NATO benden vazgeçmez. Şimdi İsveç ve Finlandiya NATO’ya üye olmak istiyor. Ben de Kürtlerin kelesini masaya sürerim, onlarla pazarlık yaparım, çıkarları için Kürtleri feda ederler hesabında. Bu hesabı yapmasının veya buna cesaret etmesinin nedeni daha önceki pazarlıklardır. Rusya’yla anlaşıp Efrîn’i, ABD’yle de anlaşıp Serêkaniyê’yi aldılar. Bu devletlerin ne kadar çıkarcı olduklarını, halkların haklarını ve özgürlüklerini ölçü almadıklarını biliyorlar.

Türk devleti yıllardır Güney Kürdistan’ı işgal ediyor, bombalıyor, kimyasal silahlar kullanıyor. ABD ve NATO bunu destekliyor, sessiz kalıyor. Kürtlerin bütün hak arayışlarını Türk devleti terör kavramına sarmalayarak dünyaya pazarlıyor. Milletvekilleri, belediye başkanları ve binlerce demokrasi savunucusu terör suçlusu olarak hapislere doldurulmuş. On binlerce insan yaşamını yitirmiş. Ordu sürekli saldırı halinde. Türkiye başka bir devletin içinde, Suriye’de milyonlarca insanı yerinden edip olanların yerine başkalarını yerleştirme hakkını kendisinde görüyor. Çivisi çıkmış bir dünya mı veya ahlakını yitirmiş bir insanlık mı denir bilemeyiz ama Türk faşizminin dünyayla, Kürt halkıyla bu kadar oynama hakkı var mı?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.