NAGİHAN AKARSEL
Çağ geçişlerinde boşluklara izin vermez devlet aklı. Yüzyıllık planlar, istatistikler ve hesaplarla adım atar her daim. Trajedi ve travmadır insana reva gördüğü. Ya kaderine razı olursun ya da ölürsündür diyalektiği. Ama her halükarda benim çıkarıma hizmet edersin sergüzeşti. Öyle ya da böyle bulur bir yolunu, yöntemini… İster buna ziggurat diyelim isterse de bugünkü güncellenmiş versiyonu Aksaray ya da Beyaz Saray… Hepsi de aynı zihniyetin ve vicdanın tezahürüdür nihayetinde. Firavun’un, Mussolini’nin ve şimdilerde Trump ve Erdoğan’ın Beyaz Saray ve Aksaray’ı arasında tek nüans çağ farkı esasında.
Devlet aklı aynı sembol ve isimler ile bir şekilde yürütür hafızasını. Ve dayatır hafızasızlığı sömürdüğü insanlığa… Che, 1965’te Cezayir’de yaptığı konuşmada, "Hitler’in çapulcuları hayduttu, tıpkı bugün ABD'lilerin haydut olduğu gibi. Çünkü bu emperyalizmin insanı hayvanlaştıran doğasıdır. Emperyalizmin bu doğası, onları özgürlüğü için dövüşen bir ülkenin partinin son devrimci simgesine varana kadar boğazlamaya, öldürmeye hazır, kana susamış vahşi hayvanlara dönüştürür. EMPERYALİZME ASLA GÜVEN OLMAZ, ASLA..." şeklinde özetlemesi gibi.
Atını çağa sürerken tesadüflere hiç mahal vermez emperyalizm. Tarihleri de özenle seçer. Hatta öyle yapar ki hafızasına yazdığı zaferi senin hafızana yenilgi, kırılma diye kaydeder. Projeler geliştirir. An’ı kazanmak için elinden geleni yapar ve ona göre politika geliştirir. Kısacası bir avuç sermayedar dünyanın kaderini elinde tutmak için herşeyi yapar… Zira bu hesapları bozan direniş damarı da her daim varlığını korur. Ve direnmekle de kalmayıp zafer perspektifi ile çağa damgasını vurmayı başarır.
Yakın tarihimizde yaşadıklarımız bunun açık ifadesi… Birincisi uluslararası komplo ile Rêber Abdullah Öcalan’ın esareti ve bu esaretin İmralı sürecinde geliştirdiği savunmalar ile beraber demokratik modernite paradigmasına evrilmesi ve uluslararası komplonun boşa çıkarılmasıdır. İkincisi Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin içinden yükselen ve 21. yüzyıla ideolojik ve bilimsel birikimi ile yön verme potansiyeli kazanan Kürdistan Kadın Özgürlük mücadelesinin dinamizmidir. Ve bu dinamizmin dünya kadınlarını sarması gerçeğidir. Rojava devrimi hem paradigmanın yaşamsallaşması hem de kadın özneliği babında yüzyıla damgasını vurmayı başaran bir gerçeği temsil ediyor. Ve zaman ve mekan anlamında her iki gerçeklikte köklerinden besleniyor. Bu nedenle de çok güçlü.
Bu gücü kırmak için emperyalist güçlerin plan ve hesapları oldu, oluyor, olacak. Bunun için her tür yöntemi denemekte beis görmemesi ve canını yakacak örneklere yönelmesi de doğasına uygun. Bu yöntemlere karşı donanımlı olmak ve mücadele etmek yerine şaşırmak, üzülmekle yetinmek ve düşmanını vicdana davet etmek ise bir handikap… Bu handikapı besleyen ise bizzat zigguratlardaki akıl tarafından geliştirilen orta yol çizgisi yani liberalizm. İşlevi ise kafanı karıştırmak, büyük resmi bulanıklaştırmak… Kendisi zaman kazanırken senin kazanma iradeni kırmak.
Başta da dediğimiz gibi herşeyi çok bilinçli ve hesaplı yapar devlet aklı. Ve en çok canını yakan yerden saldırır. Yas ve ihanet gibi… Yas için Antigone’nin trajedisini güncellemekle kalmaz… Hafızasına en’i kazımak için ‘en iyi mezar yıkıcı’, ‘en iyi yürek dağlayıcı’ olur. Ekin Wan, Hacı Lokman Birlik, Cemile Çağırga, Taybet Ana, Rozerin Çukur, Miray bebek, Kemal Kurkut, Xatun ana ve en son Egit…
İhanet ise en büyük dayanağı… Hele Kürt’ün tarihinde temel yöntemi… TC’nin Kandil’i işgal planları ile gelişen Zînî Wertê gerilimi, Rojava’yı kuşatma hesapları yüzyılın başından Rêber Abdullah Öcalan tarafından boşa çıkarılan uluslararası komplo planlarını yeniden hayata geçirmenin bir parçası… Ve bu projenin sopası KDP. Kürdistan’ın diğer parçalarını ve halkların demokratik konfederal yapıda birlikte yaşama iradelerini boşa çıkarmanın projesi… Öyle bugün geliştirilen bir proje değil adım adım sosyal kültürel değerlerini kuşatarak, yabancılaşmanı derinleştirerek, içinde ihanetçi bir çizgi geliştirip teslimiyeti dayatarak, orta yol çizgisi ile beyinleri yürekleri muğlaklaştırarak, iradeni kırmak için en değerlilerine saldırarak…
Bütün bunların farkındalığıyla köklerinden beslenen özgürlük damarımızın direngenliğini ve zafer inancını her zamankinden daha fazla kuşanmanın zamanı. Emperyal hesapları halkların özgürlük bilinci ve örgütlü iradesi ile mücadele gücü ve yöntemleri bozar… Ki mücadelemizin öncülüğünde yarım asra yakındır bunu sayısız defa deneyimledik, deneyimliyoruz… Özcesi biz bu emperyal oyunları bozarız…