Şakran T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini sürdüren Zeki Yiğit, annesi ile yaptığı telefon görüşmesinde şunları vurguladı: “Biz düşmeyeceğiz anne ve asla grevimizi de kırmayacağız. Bize ne olursa olsun kabul ettik. Siz de moralinizi yüksek tutun, bizimle gurur duyun.”

27 yıldır cezaevinde tutulan açlık grevcisi Yaşar Aslan, ailesi aracılığıyla gönderdiği mesajla, “Herkes direnişin parçası olmalı” çağrısında bulundu.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 157. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 119, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 118, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 109. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 102, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 99. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 88. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 144; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 94; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 48 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Yaşar Aslan, ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde eylemlere ilişkin mesaj gönderdi. 27 yıldır tutuklu olan Aslan, eyleme başladıkları günden bu yana üzerlerindeki tecridin sıklaştırıldığını ve uzun bir süredir kendilerine gazete verilmediğini aktardı.

7 bin kişilik eylem başarıdır

Radyoların ellerinden alındığını ve hükümete yakın televizyon kanalları dışında alternatif kanalları izlemelerinin engellendiğini kaydeden Aslan, şunları söyledi: “Cezaevinde 4 aydır açlık grevinde olan arkadaşlarımız var. Arkadaşların durumu ağır ama yine de B-1 vitamini verilmiyor. Bugün cezaevlerinde 7 bin siyasi tutsak direniş içindeyiz. 7 bin kişinin cezaevlerinde açlık grevinde olması bir başarıdır. Bizim halkımızdan istediğimiz, bu direnişin çığ gibi büyümesidir. Bizler içeride bedenimizi açlığa yatırarak tecride karşı bir duruş sergiliyoruz. Önemli olan bu direnişin dışarıda farklı bir boyutta sürdürülmesidir. Herkes bir şekilde bu direnişin bir parçası olabilir.”

Geri adım atmayacağız

Bayburt Kapalı Cezaevi’nde tutulan Tuğba Can (25) da 15 Ocak’tan beri açlık grevinde. Can Ailesi, 90’lı yıllarda devletin baskıları nedeniyle Amed’in Kulp ilçesine bağlı Temran köyünden Adana’ya göç etmek zorunda kaldı. Adana’da dünyaya gelen Can, 2015’te Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Hemşirelik bölümünü okurken “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Mahkeme, Can’a “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 7,5 yıl hapis cezası verdi. Can, önce Ağrı Cezaevi’nde kaldı, sonra Bayburt Cezaevi’ne gönderildi.

Tuğba Can, 10 Nisan’da ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Moralim yerinde. Mektuplarımız ve gazeteler keyfi olarak verilmiyor. Ciddi anlamda tecrit altındayız. Öcalan üzerindeki tecrit kalkmayana kadar eyleminiz sürecek. Eylemimiz haklı ve yerindedir. Herkes bu direnişe ses vermelidir. Baba, siz de direnişimize ses olun. Sessiz kalmayın. Tecrit kalkmadıkça geri adım atmayacağız” dedi.

Kızını en son 27 Mart’ta açık görüşte gördüğünü belirten baba Tahsin Can, görüş sırasında başlarında gardiyan ve askerlerin beklediğini, cezaevinde hak ihlallerinin gün geçtikçe ağırlaştığını söyledi. Kızının eylemini sahiplendiğini vurgulayan Can, tutukluların eylemlerinin haklı ve meşru olduğunu aktararak, yerine getirmesini istedi.

Bizimle gurur duyun

Şakran T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 11 yıldır tutsak olan Zeki Yiğit ise açlık grevi eyleminin 44. gününde. Yaptıkları son telefon görüşmesinde oğlunun morallinin çok iyi olduğunu belirten anne Hacer Yiğit, görüşmeyi şöyle aktardı: “Oğlum geçtiğimiz günlerde beni aradı. Konuşmasında pişman olmadıklarını ve morallerinin çok yüksek olduğunu söyledi. Her geçen gün moralleri ile birlikte umutları da büyüyor. ‘Biz düşmeyeceğiz ve asla grevimizi de kırmayacağız. Bize ne olursa olsun kabul ettik. Siz de moralinizi yüksek tutun, bizimle gurur duyun. Ne yapıyorsak kendimiz ve halkımız için yapıyoruz. Biz ilerledik, zafere ulaşmamıza az kaldı’ dedi.”

Üç oğlum da dava yolunda

 Üç oğlunun evden ayrı düştüklerini ve onlarla başı dik olduğunu söyleyen Hacer Yiğit, “Çocuklarımla gurur duyuyorum. üç oğlum bu dava yolunda gitti, hepsiyle gurur duyuyorum. Bir oğlum 44 gündür grevde onla da başım diktir. İnsanlar bana ‘kendini üzme’ diyor ben de onlara ‘neden kendimi üzeyim’ diyorum. Benim üç çocuğum daha olsaydı üçünü de gönderirdim” şeklinde konuştu.

Davamızı bırakmayacağız

 Tutsakların dört duvar arasında zaten bedel ödediğini vurgulayan Yiğit, şöyle dedi: “Şimdi grevdeler ve üstlerindeki baskı iki katına çıktı. Biz var oldukça bu davanın peşini bırakmayacağız. Bunu devlet de biliyor. O yüzden herkes tutsaklara ses olsun. Biz onların dışarıdaki sesleriyiz bizim de bir şeyler yapmamız lazım.”

Adet kardeşlerden mesaj var

Sincan Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan Devrim ve Dilan Adet kardeşler, Fransa’nın Paris kentinde yaşayan ailesi aracılığıyla mesaj gönderdi. Kardeşleri Berat Adet, Strasbourg’daki süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerini ziyareti sırasında muhabirimiz Barış Balseçer’e, bilgi vererek, mesajlarını aktardı.

Yarın daha ağır zulüm olur

Ablalarının birlikte tutuklandığını, 25 yıldır cezaevinde olduğunu ve müebbet hapis cezasına çarptırıldıklarını belirten Berat Adet’in aktardığına göre Devrim Adet’in mesajı şöyle: “Halkımız şimdi ayağa kalkmazsa yarın çok geç olabilir; bunu iyi görmeli ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeli. Ne yapılacaksa bugün yapılmalı. Eğer bugün bu zulme karşı dik durulmazsa yarın daha ağır bir zulüm ile karşı karşıya kalınacaktır. Bunun için şartlar ne olursa olsun herkes olduğu yerde ayağa kalkıp tepkisini göstermeli. Bu tecrit, bu zulüm kırılacaksa bugün kırılmalı. Yoksa yarın altından kalkamayız. Bizler bu utançla yaşamamalıyız. Yarına bırakmamalıyız. İçeride direniyoruz. Gün direniş günüdür.”

Duygusallık değil, sorumluluk

Dilan Adet ise tecridin kaldırılması ve Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğünün tarihi bir sorumluluk olduğuna vurgu yaparak, geç kalındığının da bilinmesi gerektiğini ifade etti. Dilan Adet, halkın duygusallığını anladıklarını ama sürecin duygusallık ötesinde sorumluluklar içerdiğini vurgulayarak şunları belirtti: ”Bizim sorumluğumuz halkımıza, Önderliğimize karşıdır. Bundan dolayı tarihe karşı yüklendiğimiz misyonumuzun farkındayız ve üstlendiğimiz rolü oynayacağımızı söylüyoruz. Sadece buradan çağrımız şu olacak: Bize karşı duygusallık içinde olmaktansa halkımız direnişe katılmalı ve sesimiz olmalıdır. Biz burada düşmanın elinde rehiniz, onlar da bizim zayıf düşmemizi istiyor. Fakat zayıf düşmeyeceğiz. Hala güçlüyüz ve güçlü kalmaya devam edeceğiz. İrademiz ve kararlılığımızda tereddütsüzüz.”

Binlerce insanın sesi biziz

Ailesinin 18 yıldır Fransa’da sürgünde yaşadığını belirten Berat Adet, açlık grevi eylemlerini sahiplenmenin önemine vurgu yaparak, şöyle konuştu: “Cezaevlerindeki binlerce insanın sesi biziz. Onların sürdürdüğü eylemi biz ancak duyurabiliriz. Herkesin elini taşın altına koyma zamanıdır. Özgürlük istiyorsak; toprağımıza, vatanımıza dönmek istiyorsak; dilimizde ve kültürümüzle yaşamak istiyorsak tecridi mutlaka kırmalıyız.”

Baskı çok ama moralleri iyi

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde eyleme dahil olan Esma Başkale, 4 yıldır tutsak ve 17 yıla mahkum. 17 Aralık 2018’de açlık grevine başlayan ilk grupta yer alan Esma’nın direnişi 119. gününde. Urfa’da yaşayan ablası ve annesi ise açlık grevindeki Esma’yla daha sık görüşebilmek için İstanbul’da bir tanıdıklarının yanında kalıyor. Abla Melek Başkale, muhabirimiz Pervin Yerlikaya Babir’e konuştu.

Başkale, açık görüşe gittiği zaman eylemcilerin moralinin yüksek olduğunu ve oldukça kararlı olduklarını dile getirdi. Cezaevinde baskıların arttığını kaydeden Başkale, şunları söyledi: “Gardiyanlar kapıya gelip, ‘Kahvaltı verelim mi, birlikte yemek yiyelim mi?’ gibi sorular sorarak iradelerini sınıyor. Limon, şeker, tuz gibi ihtiyaçları karşılanmıyor. Telefon görüşmelerimiz sağlıklı olmuyor; 10 dakika telefon ile görüşme hakkımız var ama 5-10 saniyede bir telefon kapanıyor. Aileleri ve tutsakları yıldırmaya çalışıyorlar ama yıldırmayacaklar.  Bizim canlarımız orada bu büyük iradeyi sergilerken biz de onlara denk bir duruş sergilemeye çalışıyoruz.

Zorla müdahale tehdidi

B1 vitamini düzenli verilmiyor ve günlük kontroller düzenli yapılmıyor. Belgin Kanat şu an 39 kiloya düşmüş durumda. Esma 19 kilo vermiş. Gardiyanlar açlık grevcileri ile konuşurken, ‘Açlık grevini bırakmazsanız bile sizi hastaneye götürüp zorla müdahale edeceğiz’ diye tehdit ediyor. Cezaevinin etrafı polis ve özel hareket tarafından abluka altına alınmış.”

Direnişi sahiplenelim

Aileler olarak eylemcilerin taleplerini sahiplendiklerini belirten Başkale, son olarak şunları kaydetti: “Tecrit kırılmayana kadar bu direnişi bırakmayacaklar. Biz aileler olarak direnişçilerin haklı taleplerini sonucu ne olursa olsun sahipleniyoruz. AP, AK, CPT neden hala kör, sağır ve dilsiz? Bu direnişi çok daha güçlü sahiplenmeliyiz.”

HABER MERKEZİ


Çocuklarımız haklı

Tutsak yakınları, açlık grevlerine dikkat çekmek için Amed Barosu’nda girdikleri üç günlük açlık grevi eylemlerini sonlandırdı.

HDP’li bazı vekiller ve belediye eşbaşkanlarının katılımıyla yapılan toplantıda konuşan Nafiye Yiğit, şunları söyledi: “Çocuklarımızın sağlık durumu kötüdür. İhtiyaçları karşılanmıyor. Anneler olarak eylemlerimize devam edeceğiz. Açlık grevlerine seyirci kalmayacağız. Hükümet ve başındakiler kör, sağır, dilsiz olabilirler ama biz öyle olmayacağız. ‘Yeter artık’ diyoruz. Barış eli uzatılsın, cezaevlerinden tabut çıkmasın. 8 çocuğumuzun cenazesi geldi, artık bu tür şehadetler yaşanmasın.”

Tutsak yakınları, “Bijî berxwedana zindana” ve “Leyla Güven onurumuzdur” sloganlarını atarak eylemlerini sonlandırdı.

İki çocuğu da eylemde

Baro’daki açlık grevi eyleminde yer alanlardan Hayriye Demir’in oğulları Abdullah ve Dinar, 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Elbistan Cezaevi’nde kalan büyük oğlu Abdullah’ın 25 yıldır, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde kalan Dinar’ın ise 3 yıldır tutuklu olduğunu belirten anne Demir, açlık grevine girmekte haklı olduklarını belirttiği çocuklarının sonuna kadar arkalarında duracaklarını ifade etti. Elbistan Cezaevi’ndeki Abdullah’ı uzun zamandır göremediğini belirten anne Demir, diğer oğlu Dinar’ın görüşüne ise iki gün önce gidebildiğini anlattı. “Anayız yüreğimiz yanıyor, uyuyamıyoruz” diyen anne Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Dinar, 42 gündür açlık grevinde. Refakatçileri yok. Görüşe gidiyoruz ama birbirimize destek olmak için yaptığımız konuşmalardan başka bir şey yapmıyoruz. Görüştüğümüzde ‘Anne elinizden geleni yapın’ dedi. Biz de elimizden ne geliyorsa onu yapacağız, durmayacağız. Artık bu acı kalbimize ve yüreğimize vurdu. Biz çocuklarımız için kendi bedenimizi ateşe verebiliriz. Yüreğimiz yanıyor, artık yeter. Çocuklarımız haklı. Biz de sonuna kadar onlar için hak ve hukuk mücadelesi vereceğiz. Haklarını koruyacağız.”