Erzincan T Tipi Cezaevi’nden 28 Şubat’ta tahliye edilmesinin ardından eylemini evinde sürdürme kararı alan Sedat Akın, göğüs sıkışması şikayetiyle hastaneye kaldırıldı, ancak tıbbi müdahaleyi reddetti ve tekrar evine getirildi.
İsyanını, bedenini açlığa yatırarak duyurmak isteyen bir Kürt genci Sedat Akın. Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için başladığı açlık grevi eyleminin 111. gününde. Kaldığı Erzincan T Tipi Cezaevi’nden 28 Şubat’ta tahliye edildi ama eylemini evinde sürdürme kararı aldı. Üç gün önce göğüs sıkışması şikayetiyle hastaneye kaldırıldı, ancak tıbbi müdahaleyi reddetti ve tekrar evine getirildi.
MA muhabiri Zuhal Atlan, Akın hastaneye kaldırıldığı akşam, Batman’daydı. Buraya gelme amacı da zaten sabahı gidip onunla konuşmaktı. Atlan’ın haberi şöyle: Açlık grevinde olan biriyle röportaj yapma konusunda yaşadığım kaygılarla birlikte... Her gün zaten açlık grevleriyle ilgili onlarca haber okuyup, izlerken, onları dinlemek nasıl bir duygu yaratacaktı? Gazeteci kimliğim bir yana, insani olarak kaldırabilir miyim? sorusu günlerce zihnimi meşgul etmişti. Tüm bu kaygı ve soruları bir kenara bırakıp gazetecilik merakının ağır basmasıyla Batman’a gitmeye karar veriyorum.
Kente vardığım akşam Sedat’ın hastaneye kaldırıldığı bilgisi geldi. Muhabir arkadaşım Metin Yoksu ile birlikte hemen kaldırıldığı Batman Bölge Hastanesi’ne gittik. Ancak tıbbi müdahaleyi reddetmesi üzerine tekrar evine götürüldüğünü öğrenince, biz de evine doğru yol alıyoruz. Yoldaykende endişelerim peşimi bırakmamakta ısrarcıydı. Açlık grevindeki görüntüsü ağır gelecek mi, tepkim nasıl olacak? gibi sorularla boğuşurken Sedat’ın evinde bulduk kendimizi.
Güler yüzlü karşılama
Kapıda bizi annesi, babası ve HDP’den kimi yöneticiler karşılayor. Galoş giyip, maske taktıktan ve ellerimizi yıkayıp dezenfekte ettikten sonra Sedat’ın kaldığı odaya giriyoruz. Tam o anda korkularım bir bir yüzüme çarpıyor. Soluk benizli, yüzünde maskesi, nefes alıp vermekte zorluk çeken bir genç baygın halde uzanıyordu. Doktor, muayene ederken onun komutlarına başıyla yanıt veren yataktaki genci öyle görünce dışarı çıktım ve onunla bir an önce konuşma isteği ile sabah olmasını sabırsızlıkla bekleyip durdum.
Sabah olunca da yeniden soluğu Sedat’ın evinde aldık. Refakatçisini zar zor ikna ettikten sonra ziyaretçi odasına girdik. Kendisi için özel hazırlanmış bir yatakta uzanan Sedat, güler yüzüyle karşıladı bizi. Işığa duyarlılığının artması nedeniyle göz kapaklarını kısarak baktığı ela gözleri ile oldukça moralli ve umutluydu. Elle temas edemediğimiz için konuşarak selamlaştık. Konuşmakta güçlük çektiği için de kendisini yormamaya özen göstererek başladık sorularımızı sormaya.
Sedat, henüz 24 yaşında. Çoğu Kürt genci gibi yaşam mücadelesiyle erken tanışmış. Batman’da esnaf babasının yanında çalışırken, Ocak 2016’da tutuklanmış ve 3 yıl 1 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmiş. 7 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini, tahliye edildikten sonra evde sürdürme kararı almış. O’nun için evinde iki ayrı oda hazırlanmış. Biri uyuduğu, diğeri de ziyaretçi odası. İki refakatçi ona eşlik ediyor. Biri sabahtan akşama, diğeri de akşam gelip sabaha kadar onunla kalıyor. Her ne kadar güne sabah 9.00’da başlayıp 23.00’te yatağına geçse de uyku düzeni bozulduğu için ancak 3-4 saat uyuyabiliyor. Günün geri kalan saatlerinde, gündemi takip ediyor, refakatçilerin eşliğinde 15 dakika evin içinde yürüyor, yine günde 10 sayfayı geçmeyecek şekilde kendisine roman okunuyor. Günlük ziyaretler olsa da onları (ziyaretçileri) çok sık kabul etmeme konusunda refakatçiler oldukça katı.
Ayakta duramama, parmaklarda uyuşma, yürüyememe, mide krampı, baş dönmesi, böbreklerinde ağrı, kalp ritminde bozukluk gibi sağlık problemleri yaşıyor.
Kimsenin ulaşamayacağı moral
“Sağlık durumun nasıl?” sorumuza “Son bir haftadır sağlık problemleri yaşıyorum. Ağrılarımın şiddetlendiğini hissettim. Dün gece (24 Nisan akşamı) daha da katlandı ve bir anda yere yığıldım. Arkadaşlar ambulansı çağırdı. Gerekli muayene yapıldı, fakat herhangi bir tıbbi müdahaleyi kabul etmedim. Kanımın alınmasını söylediler ama ben karşı gelerek hastaneden çıkarılmamı istedim” yanıtını veriyor Sedat. “Moral olarak bizler kimsenin ulaşamayacağı düzeyde bir morale sahibiz” diyen Sedat, hedeflerine ulaşacakları inancının kendilerini daha da güçlü kıldığını söylüyor ve ekliyor: “Şunu açıkça söyleyebiliriz; bugün beden olarak erisek de moral olarak en üst seviyedeyiz. 7 bin insanın moralinin bugün milyonların moralinden daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.”
Ölüm korkusu var mı?
Sedat’a cevabını en çok merak ettiğim “Ölmekten korkmuyor musun?” sorusunu çekinerek yöneltiyorum. Yanıtı şu oluyor: “Bu eyleme her şeyi göze alarak başladık. Sonunda bu hayattan çekip gideceğiz ama önemli olan verdiğin mücadelenin amacına ulaşmasıdır. Ölüm kelimesi akla geldiği zaman insan ister istemez korkuya kapılıyor ama mücadele içerisinde korkunun yenildiğini söyleyebiliriz. Eyleme yaşamımıza son verelim diye girmedik, aksine biz tecridi yaşayarak kıracağız. İnançsızlık köreltmesin. Kendilerine inanmayanlar, bize de inanmak istemiyor. İktidar da sessiz buna ve direnişimizi kırmak istiyor. Açıktır ki bir korku salmış iktidarı. Ne yapacaklarını, nasıl adım atacaklarını bilmiyorlar. Bizler bu yola baş koyduk. Eyleme de girerken ‘sonu ölüm dahi olsa biz kazanacağız’ dedik. Evet zorlanıyoruz ama bunu aşamayacağımız diye bir şey yok. Bazı adımları atmak zorunda kalacaklar. Bizi ayakta tutan da alanlarda direnen halkımız ve annelerimizdir. Kazanacağımız bir hedef var ve bu hedefe az kaldı. Çok kısa bir sürede zafere ulaşacağız.”
Biz inanarak başladık
Kimsenin kendilerine acımasını istemeyen Sedat, kendileri için üzülenlere de şunu söylüyor: “Burada bir tarih yazılıyor. Bu greve kimsenin acımasını ya da üzülmesini istemiyoruz. Kimsenin üzülmesine de bir anlam vermeyiz. Bizler bugün bir direniş içerisindeyiz. Halkın çocukları buna inanarak eyleme başladı. Ölümün noktasına gelmeyeceğiz, dinç tutacağız kendimizi. Önemli olan erimek değil, benim moralimin yüksekliği ve hedefe ulaşmamdır. Evet eriyorum ama bu beni etkilemiyor, sağlık sorunları yaşıyorum ama bu benim moralimi bozmuyor. Çünkü, halkıma inancım var.”
Yıldızlar çoğalıyor
Her gün uyumadan önce cezaevindeki arkadaşlarıyla birlikte sık sık söyledikleri ‘Merwano’ stranını dinliyormuş. Bu şarkının kendisine güç verdiğini dile getiren Sedat, “Dinlediğimde yüzümdeki tebessüm fazlalaşıyor” diyor. Açlık grevindeki DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ile durumunun ciddiyetinden dolayı artık görüşemediğini, ancak Hewlêr’de eylemini sürdürün Nasır Yağız ile haftada bir görüştüğünü de belirtiyor Sedat.
Sedat, son olarak cezaevindeki arkadaşlarına, “Cezaevindeki arkadaşlara çıkarken bir söz vermiştim. Çıkarken gökyüzünde parlayan her bir yıldız, zaferin habercisi olacak demiştim. Gün geçtikçe gökyüzünde parlayan yıldızlar çoğalıyor. Gittikçe zaferin çizgisine doğru odaklanıyoruz. Odaklandığımız yıldızların çevresinde halayımızı çekeceğiz. Az kaldı, o direniş bayrağını dikeceğiz” diye sesleniyor.
BATMAN
Oğlum onurlu bir eylemde
Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini sürdüren Serhat Güzel’in babası Ömer Güzel, “Oğlumun eylemi, onurlu bir eylemdir” dedi.
Serhat Güzel, 10 Ekim 2015’te tutuklandı ve hakkında üç ayrı müebbet hapis cezası isteniyor. Serhat Güzel, 26 Aralık’tan bu yana İzmir Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini sürdürüyor. Babası Ömer Güzel, 53 yıl önce Mardin’in Derik ilçesinden Viranşehir’e yerleşmiş. 57 yaşındaki Ömer Güzel, oğlunun haksız ve hukuksuz gerekçelerle 4 yıldır tutsak edildiğini belirterek, davasına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “İstenilen ceza Yargıtay aşamasında. Önce iki müebbet hapis ve 15 yıl ceza istenildi fakat daha sonra artırılarak üç müebbet ve 22,5 yıl hapis cezası verildi. Serhat ve iki kişi şimdi bu davadan yargılanıyor. Bir kişinin ölümüyle ilgili yargılanıyor. Olay esnasında Serhat’ın telefon kayıtları onu başka bir yerde gösteriyor. Olayla hiçbir alakası yok. Zaten mahkeme heyeti kendi kendini boşa çıkarıyor. İki kişi 3’er müebbet ve 22,5 yıl ceza aldı, bir kişi ise tahliye oldu. Suçlamaların bir düzmece olduğu ayan beyan ortada.”
Oğlu Serhat Güzel’in Uğur Çiçek ve Mehmet Kaplan adlı iki açlık grevi eylemcisi ile birlikte kaldığını, morallerinin oldukça yüksek olduğunu kaydeden baba Güzel oğlunun, “Tecrit son bulana kadar eyleme devam etmeye kararlıyız. Ne olursa olsun geri adım atmayacağız” dediğini aktardı. Cezaevi idaresinin eylemcileri açlık grevinden vazgeçirmeye çalıştığını belirten Güzel, sağlık sorunlarının her geçen gün arttığını da sözlerine ekledi.
Açlık grevinde olmaları nedeniyle tutsaklara 19 Mayıs’a kadar görüş yasağı getirdiğini paylaşan Güzel, şöyle konuştu: “Oğlumun eylemi, onurlu bir eylemdir. Talebi meşru ve haklıdır. Eylemini sürdürmekte de kararlıdır. Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılar, lütfen vicdanımızın sesi olun. Tarihi bir direniş veriliyor. Herkes kendi yaşadığı yerde kamuoyu oluşturup Türkiye üzerinde baskı yaptırabilir. Yoksa devletin hiçbir adım atacağına dair bir emare de yok.”