
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile BDP'li vekiller Pervin Buldan, Erol Dora, Murat Bozlak, Sırrı Süreyya Önder, Demir Çelik, Ertuğrul Kürkçü, Sebahat Tuncel'in katılımıyla dün İstanbul Bağcılar'da kitlesel basın açıklaması yapıldı. ESP, SDP, EMEP ve Kongre Girişimi bileşenleri açıklamaya destek verdi. Yüzlerce kişinin katıldığı açıklamada konuşan Demirtaş, gözaltı ile tutuklamaları sert sözlerle eleştirdi. Konuşmasında operasyonların talimatını verdiğini belirttiği AKP ile Başbakan Erdoğan'ı hedef alan Demirtaş, "80 yıldır bu ülkenin ötekileri olarak zaten hukuk ve adalet görmedik. AKP Hükümeti bu politikayla 80 yıldır değişmeyen statükonun devamı olduğunu göstermiştir. 1990'lı yıllarda benzer tutuklanmalar hem bize hem bugün iktidarda olan muhafazakar kesime yapılmaktaydı. Şimdi ise aynısı bize yapılıyor ve medya bunu meşrulaştırmak için elinden geleni yapıyor" diye konuştu. Taraf Gazetesi'nin operasyonlara ilişkin "BDP binalarında böcek var" haberini de değerlendiren Demirtaş, "Başbakan'ın emri altında gazeteler manşet atıyor. İlgili medya operasyonu çarpıtarak, operasyonları meşrulaştırmaya çalışıyor. Dosyada gizlilik kararı varken avukatlara dahil gizlilik kararı nedeniyle tutanak verilmezken, Başbakan'ın emrindeki gazete manşet atıyor" dedi.
Dışarıda kimse kalmadı
Haklı bir mücadele yürüttüklerini ve kimsenin kendilerini durdurmaya gücü yetmeyeceğini belirten Demirtaş, şunları söyledi: "Biz üç beş hırsız olsaydık, bizi yakalayarak hırsızlık olayını bitirebilirdiniz, ama biz haklı talepleri olan bir halk hareketiyiz. Bizi durdurmaya ne sizin gücünüz, ne polisinizin ne de basınınızın gücü yeter. Başbakan'a ve operasyonu yapanlara sesleniyorum: Hepimizi cezaevine doldursanız bu mücadele cezaevinde devam edecek. Hepimizi mezarlara doldursanız bu mücadele öbür dünyada devam edecek. Barış istiyorsanız, biz müzakereye hazırız. Gelin cezaevinde müzakere sürdürelim. Çünkü dışarıda müzakere edecek kimse bırakmadınız. Müzakerenin iki yolu var. Ya Başbakan kendisi de tutuklanıp cezaevine gelecek ya da arkadaşlarımız serbest bırakılacak. Bir barış dilencisi değiliz, barış direnişçisiyiz. Bundan sonra barışın peşinden koşmak zorunda olan Başbakan Erdoğan'dır. Çünkü biz direnişçiyiz, alanlardayız."
2 buçuk yıl içinde 8 bin kişinin gözaltına alındığını belirten Demirtaş, Başbakan Erdoğan'a seslenerek, "İstediğiniz kadar tutuklayın size boyun eğmeyeceğiz. Ne kadar savcın, polisin varsa sür üstümüze. Senin karşında değil diz çöken, kaşlarını kıpırdatan alçak olsun, namert olsun" dedi. Türkiye kamuoyuna da seslenen Demirtaş, "Türk halkı şunu iyi bilmeli. Kürtler özgür olmadıkça kimse özgür olamayacak. Yitirdiğimiz her can, bebeğinden siviline, askeriden gerillasına ortak acımızdır. Kürtleri şeytan gibi gösterip taşlatmak istiyorlar. Bu provokasyonlara gelmeyin. Bu ülkeye barış mutlaka gelecek. Biz istiyoruz ki bugün gelsin" çağrısında bulundu.
Meclis'e istemediler
1 Ekim'de Meclis'e gidilmesine ilişkin de bir açıklama yapan Demirtaş, AKP'nin Meclis'e girmelerinden rahatsızlık duyduğunu, Meclis'e gidilmemesi için elinden geleni yaptığını söyledi. AKP'nin bu konuda kafa karıştırmak istediğini dile getiren Demirtaş, "1 Ekim'den bir hafta önce İmralı'da Öcalan ve diğer tutuklular bir telgraf gönderiyor avukatlarına. Telgrafta 'biz Meclis boykotunun anlam bulduğunu düşünüyoruz' diyorlar. Ama bu telgraf 1 Ekim'den 3 gün sonra avukatlara teslim ediliyor. Amaç kafa karıştırmak. İşte AKP bu kadar çirkin oynuyor" dedi.
Mahalle meclislerinde çalışacağız
9 Ekim'de gerçekleştirilecek Gemlik Yürüyüşü'ne de değinen Demirtaş, "Herkes bilsin ki, biz barış olsun diye Gemlik'e yürüyoruz. Askerler, polisler, gerillalar, siviller ölmesin diye. Kürt anaları yollardayken birazcık ahlakınız, vicdanınız varsa bunu provoke etmezsiniz. Aylardır BDP'ye Meclis'e gidin diye kampanya yürütenler, liberaller, bizim çıkardığımız sesin yarısını AKP'ye çıkarsın. Her arkadaşın yerini dolduracağız. Gerekirse genel başkanlar olarak mahalle meclislerinde çalışacağız. Biz barışı yaratacağız, ama dilenerek değil ama direne direne yaratacağız" dedi.
Amed'de saldırıldı
Amed'de ise aralarında DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, BDP milletvekileri Altan Tan, Ayla Akat Ata, Nursel Aydoğan ve Emine Ayna’nın bulunduğu binlerce kişi önceki gün akşam saatlerinde, BDP Diyarbakır İl binası önünde toplandı. Yürüyüş yapmak isteyen gruba polis izin vermedi. BDP milletvekillerinin polis yaptığı görüşmeler esnasında devlet güçleri halka tazyikli su ile müdahale etti.

Ahmet Türk, şunları söyledi: "Bugüne geldiğimiz noktada bu tutuklama bir siyasi soykırıma dönüştürüldü. 'Mücadelenin yeri demokratik siyasettir' diyenler, utansın. Artık bu siyaset iflas etmiştir. Bu zulmü asla kabul etmeyeceğiz. Bu zulmün zincirlerini tek tek kıracağız. Kirli siyaseti deşifre etmek için halkımızla yola çıktık, ama bu kirli siyaseti deşifre etmeye gerek kalmadı, herkes burada bu gerçeği gördü. Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit politikalarını güçlü şekilde karşı çıkacağız. Cumartesi günü müzakerelerin devam etmesi için İmralı’ya yürüyeceğiz. Bugünkü politika sindirmeye yönelik politikadır. Bütün halkımıza sesleniyorum bu kadar bedel, acı ve göz yaşından sonra boyun mu eğeceğiz, asla eğmemeliyiz. Bu kirli politikaları açığa çıkaracağız. Demokratik serhıldanları yaratmalıyız. Bundan asla taviz vermeyeceğiz. “
DİHA/HABER EKİBİ