Heyecanlandığında kalbinin hızlı çarpmasından hareket eden Aristo, insanın tüm duygu ve düşünce merkezlerinin kalpte olduğuna inanıyordu. Aristo’ya göre beyin de dahil onu çevreleyen tüm diğer organlar kalbin rahat çalışmasına, hararet (!) yaptığında soğutulmasına yardım ediyordu.
Aristo’ya gerizekalı diyemeyeceğimize göre şu gerçeği kabul etmek zorundayız: insan zihni, düşüncesi ve eylemi yer ve zamana göre şekillenir.
Bir zamanlar bu dünyanın en parlak bilim insanları, düşünürleri saçma sapan şeylere inanıyordu. Belki bugün bizim dört elle sarıldığımız teoriler gelecekteki insanlar için saçma hale gelecek. Kimbilir?
Ancak saçma sapan şeyleri ortaya atmanın da bir değeri vardır. Aptalca düşüncelerin de. Hiç düşünmemenin yanında bunlar büyük eylemlerdir. Bir gün mutlaka birisi çıkar ve o düşüncenin yerine daha doğru olduğu kabul edilen yeni bir saçmalık koyar.
Bilim insanları açısından bu yüzden aptallıkların, saçmalıkların mazur görülen tarafı vardır.
Ama biz ortalama insanların dünyasına indiğimizde ne yazık ki durum çok farklı. Bizim saçmalıklarımız düzeltilecek cinsten değil.
***
Siirtlilerin gönüllerini fethettikten (!) sonra Diyarbakır’a atanan Emniyet Müdürü “dağdaki terörist” öldüğü zaman ağladığını söyledi.
Bizim cennahta olumlayanlar da oldu ama saçma bir açıklamaydı bu.
Kürtlerin içi ferah olsun, devlet hala eski devlettir.“Ölen teröriste ağlayan” kimseyi Diyarbakır’a Emniyet Müdürü yapmaz; ağlıyorum deyip millete yaranmaya çalışanı yapar.
Kürtlere yaranmak zordur ama. Kürtlere yaranmak için yapılan her iş karşısında Türkiye Cumhuriyetinin kahredici kudretini bulduğunu unutan bu zat inşallah tez vakitte cezasını (!) bulur. (İdris Naim Şahin hakkında soruşturma açmış, artık iflah olsa da kar etmez.)
***
Dersim’deki Emniyet şefi de herhalde baktı ki medyaya bu konuda iyi malzeme çıkıyor “Biz de Alevi polis istiyoruz” dedi. O da zılgıtı yiyip yerine oturanlardan.
Bir polisin Alevi olmasının Dersim’e ne gibi bir karı olacağını anlamak zor.
Sünni polis copu milletin kafasına bir hınçla indiriyor da Alevi polis gül dalıyla mı vuruyor. (o da pis acıtır)
***
Bu açıklama yıllar önce bizim bir arkadaştan dinlediğim bir olayı aklıma getirdi. (Olay tamamen gerçektir, kişi isimleri saklıdır.)
Bir grup Kürt 90’ların sonlarına doğru Almanya’da bir gösteri düzenliyor. Olay aslında tam Almanya’da değil. Bunlar sınırdalar, polis girişlerine izin vermiyor.
Neyse bu göstericilerin arasındaki iki Kürt (ön saflardaki esaslı protestocular) polisle burun buruna. Hava çok gergin, polis bunlara daldı, dalacak. Bizimki kafayı bir kaldırıyor karşısında bir kadın polis.
Kadın polis dediysek Gulliver’in amca kızı misali bir şey. Erkek polisler kadının yanında yedi cüceler gibi kalıyor.
Bizimki bakıyor durum kötü yanındakini dürtüp “Kuro Kuro başka yere geçek. Dayak yiyeceksek bari bir erkekten yiyelim” diyor. Hemen erkek polislerin olduğu tarafa geçip huzur içinde hemcinslerinden dayaklarını yiyorlar.
Bu da oldu bizim Dersim meselesi.
Alevi polis gelsin gözümüzü yaşartsın.
Dövecekse bizi Alevi polisler dövsün.