Cezaevinde olan annesini görmek için Almanya’dan Türkiye’ye giden Hozan Cane’nin kızı Gönül (Dilan) Örs’ün, Alman polisinin verdiği dosya nedeniyle tutuklandığı ortaya çıktı.   Örs’ün iddianamesinde Alman Federal Kriminal Dairesi’nin (BKA) Türk polisine verilen dosya üzerine tutuklandığını ortaya çıkaran bilgiler yer aldı.

Resmi radyo ve televizyon kanalı SWR söz konusu bilgi ve belgelere ulaştığını duyurdu.  Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne faks ile gönderilen bir belgede Dilan Örs’ün Nisan 2012 yılında Köln’de katıldığı bir protesto gösterisinden ötürü hakkında açılan soruşturmaya ilişkin bilgiler iletilmiş.  Söz konusu eylem, Kürt gençleri tarafından düzenlenmişti. Turist feribotundaki eylemde Kuzey Kürdistan’daki gelişmeler ve Türk devleti ile ilgili bildiriler dağıtılmıştı.  Eylemde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterinin taşınması nedeniyle Köln Savcılığı soruşturma başlatmıştı. Bir kaç gün sonra da eylem ve soruşturma ile ilgili bilgileri Alman polisi, Ankara Büyükelçiliği Interpol bölümündeki Türk polisine iletmiş. BKA’nın belgesinde 10’dan fazla ‘militan Kürt’ten bahsediliyor ve Colonia-6 feribotunun kaptanının etkisiz hale getirilerek ‘kaçırıldığı’ ve hazırlanan bildirinin megafonla okunduğu ve Öcalan’ın resminin asıldığı da iddia ediliyor. Türk polisine gönderilen belgede Alman polis, Türk polisine işbirliği için teşekkür etmeyi de ihmal etmiyor.

Federal polis yazışmayı kabul etti

Yıllardır Kürtlere dönük kriminalizasyon politikası için Alman ve Türk devleti tarafından yürütülen ortak politika ve işbirliğini kimse resmiyette savunmuyor. Siyasi partilerin üyeleri, SWR radyosunda çıkan haber üzerine düşüncelerini dile getirdi.

Hükümetin ortağı SPD’nin İnsan Haklarından Sorumlu üyesi Frank Schwabe ‘şaşkınlığını’  “Nasıl olur! Böyle bir şey asla olmamalı” sözleriyle dile getirdikten sonra, “eğer olmuşsa bile bundan sonra böyle şeyler olmamalı” demekle yetindi.

Yeşiller Partisi Federal Parlamento üyesi Cem Özdemir de protesto gösterisinde eylemcilerin ‘militan’ olarak tanımlanmasına şu tepkiyi gösterdi: “Böyle bir yazı, Türk devletine bu kişileri tutuklama talebi anlamına geliyor.”  Özdemir, konuyu Parlamento’nun gündeme getireceklerini ve hesap soracaklarını ifade ediyor. Alman Federal Kriminal Dairesi-BKA ise söz konusu yazışmayı inkar etmedi ancak yazışmada isimlerin geçmediğini savundu.

Yazışma suç kapsamında

Ancak bu haliyle de yazışma suç kapsamına giriyor. Devam eden bir davada mahkemenin talebi doğrultusunda Türk devletinin resmi olarak belge talep etme hakkı var. Ancak bu talebin karşılanıp karşılanmayacağına savcılık karar verir. Verilecek bilgilerle kişiler üzerinden takip ya da siyasi bir baskı olup olmayacağının araştırılması gerekiyor.  Köln Başsavcısı Ulf Willuhn, Türk devletinin davayla ilgili herhangi bir yardım istemediğini söyledi. Willuhn, Gönül Örs’ün de içinde bulunduğu eylem ile ilgili soruşturmanın  olayın önemsizliği nedeniyle Kasım 2012’de durdurulduğunu söyledi.

10’dan fazla kişinin adı geçiyor

Ancak olayın gerçek yüzü sadece yukarıda söylendiği gibi değil. Hozan Cane’nin kızı Gönül Örs hakkında hazırlanan iddianamede kendisi dahil 10’dan fazla Kürt’ün adı, Köln ve Hamburg’taki eylemlerde geçiyor. Söz konusu kişilerin Almanya ve Türkiye’deki adresleri de iddianamede yer alıyor. Olay hukuki skandalın yanı sıra Alman devletinin kendi vatandaşlarını başka bir ülke eliyle cezalandırmaya kadar giden bir boyuta ulaşıyor. Örs’ün Almanya’daki avukatı hukuki skandala dikkat çekiyor ve 2012”de Köln’de açılan soruşturma dosyasının Türk makamlarının elinde olduğunu gözler önüne seriyor. Örs’ün avukatı Barış Yeşil, resmi görev sırlarının ifşa edilmesi ve resmi bilgilerin saklanması görevinin ihlal edilmesi nedeniyle Köln Başsavcılığı’na ismini bilmediği bir kişi hakkında suç başvurusunda bulunmuş.  Gönül Örs, cezaevinde bulunan annesi Hozan Cane’yi ziyaret etmek için Türkiye’ye gitti. Örs’e önce Türkiye dışına çıkma yasağı getirildi, ardından da cezaevine atıldı. Bu tutuklanmanın gerekçesi ise Alman makamlarının 2012’de açtıkları ve 7 ay sonra kayda değer bulmadıkları bir soruşturmanın belgelerinden başka bir şey değil.  Alman makamlarınca Türk devletine dosyaları ve isimleri hukuk dışı bir şekilde verilen kişilerin uyarılmadığı bildirildi.

SWR’nin ele geçirdiği belgede Türk devletine isimleri verildiği ortaya çıkan ve SWR’nin ulaştığı bu kişiler, kendi isimleriyle açıklama yapmaktan çekiniyor ve başlarına kötü şeyler geleceğinden korkuyorlar.

 

HABER MERKEZİ