Bu köşede genellikle teknik konulara yer veriyorum ancak bu haftaki yazıda sizlere Black Mirror dizisinden bahsetmek istiyorum. Teknolojiyle bağlantılı gelişmeleri irdeleyen popüler kültür dizisi her bir bölüm de birbirinden bağımsız farklı konulara temas ettiği için sizlerin de izlemesini şiddetle tavsiye ederim. 4 sezon ve 22 bölümden oluşan bu dizinin her bir bölümüne ilişkin bilgi vermeye kalksam bu köşe yetmez ancak içlerinden benim beğendiğim ve sizlerin de ilgisini çekeceğini düşündüğüm birkaç bölümü paylaşmak isterim. Bu arada dizinin Türkçe tercümesi kara ayna, bizlere teknolojinin karanlık tarafına ilişkin ayna tutuyor diye düşünebiliriz.

Mesela retinanıza monte edilmiş bir kamera olsa ve bu kamera tüm anlarınızı kayıt altına alsa ve dilediğiniz zaman geriye dönük olarak izleseniz nasıl olur? Hatta görüntüleri bir ekrana kumanda aracılığıyla yansıtmak ve sizinle beraber başkalarıyla da izlemek ister misiniz? İlk başta kulağa hoş geliyor olabilir ama ya görmek istemediğiniz, kendinizden bile saklamak istediğiniz bir şey varsa o zaman ne olacak? Ve görüntü arşivlerine sistemi geliştirenlerin erişim izni varsa ve size dair her şeyi onlar da görebiliyor ise yine de bu sisteme sahip olmak ister misiniz? Bu bölüm 2011 yılında 1. sezonun 3. bölümü olarak yayımlanmıştı ancak bu teknoloji üzerine şimdilerde Sony ve Google çalışıyor. Yakında kredi kartına peşin fiyatına 12 taksitle satışa sunulursa hiç şaşırmam. Zaten genelde önce diziler, filmler aracılığıyla önce bu teknolojilerin pazarlaması yapılıyor, kitle tüketime hazır hale getiriliyor, sonrasında ürün sahaya sürülüyor.

Peki çok sevdiğiniz birini kaybettikten sonra yapay zeka aracılığıyla geri getirmek ister misiniz? Dizinin 2. sezon 1. bölümünde eşini kaybeden oyuncu daha sonra bir teknoloji satın alarak eşinin robot versiyonu ile yaşamına devam etmeye çalışıyor. İzleyecek olursanız diye daha fazla detay paylaşmayacağım. Ancak ilginç olan şu ki robota eşinin bilgileri olarak fotoğrafları, videoları yükleniyor ve bunlar üzerinden bir hafıza inşa ediliyor. Bir arkadaşın deyimiyle vahşet, dehşet gerçekten. Ben olsam görsel arşiv üstüne bir de sosyal medya, internet arşivini eklerdim. Üzgünüm ama günümüz dünyasında dijital ve görsel arşivimizin toplamı neredeyse bize dair tüm bilgileri içeriyor, bizi temsil ediyor diyebiliriz. Bugünlerde yapay zeka aracılığıyla bizlerin dijital kopyasının yaratılması sıkça konuşuluyor. Evet yanlış tahmin etmedeniz bugünlerde bunun üzerine çalışan birçok şirket ve üniversite var. Yalnız bu teknolojinin ete kemiğe bürünmesi için kopyası üretilecek kişiye dair daha çok ve doğuştan itibaren kayıt altına alınan veriye ihtiyaç var. O da çocuk doğar doğmaz adlarına sosyal medya hesabı açan ebeveynler tarafından çözülecektir diye düşünüyorum.

Bugünlerde sosyal medya platformlarında çok sayıda beğeni almak, çok takipçiye sahibi olmak bir prestij sahibi olarak görülüyor. Mavi tık varsa hele o zaman en üst mertebe elde edilmiş olunuyor. 3. sezon 1. bölümde sosyal medya beğenilerinin gündelik yaşamda insanların birbirlerine olan davranışlarını nasıl etkilediğine ilişkin abartılı bir örneğine yer veriliyor. Başlarda kendini olduğundan farklı gösteren kahramanımız işler kötüye gidince yani daha az puan almaya başlayınca kendi gerçek yüzünü gösteriyor. Günümüzde takibe takip diye masumane başlayan işler bir süre sonra takipçi/beğeni sayısını artırmak için sponsorlu/paralı gönderiler yayınlama veya sahte takipçi satın almaya kadar ilerledi. Hal böyle olunca ortalıkta bir sürü fake (sahte) hesap türedi. Platform sahibi şirketler de bunları yakın takip edip zaman zaman toplu temizlik yapıyor. Örneğin Facebook geçtiğimiz günlerde 538 milyon sahte hesabı sildiğini duyurdu.

Boston Dynamics şirketini duydunuz mu bilmiyorum ama dizinin 4. sezon 5. bölümü bu şirketin geliştirdiği BigDog modelinde robotu fazlasıyla andırıyor. Bu robot Boston Dynamics tarafından Amerikan ordusu için geliştirildiği için oldukça gündem olmuştu. Sonrasında çalışmalar durduruldu denilse de arka planda gizli gizli benzer robotlar geliştiriliyordur şüphesiz. Boston Dynamics reklamlarında cici robotlar ne de güzel kutuların üstünden atlıyor, kapıları açıyor diye lanse edilse de işin içine Amerikan ordusuna hizmet verecek ve savaş sahasına sürülecek donanımlar girdiği zaman insanlığın yararına pek bir şey beklememek gerekiyor diye düşünüyorum.

Black Mirror bizlere her ne kadar teknolojinin karanlık tarafını gösterse de karanlık tarafını anlayabilmek adına dahi olsa teknolojiden tüm güvenlik risklerine rağmen uzak durmamak gerekiyor. Bugün gelişmişlik endeksinde üst sıralarda olan birçok ülke çocuklara ilkokul seviyesinde kodlama (yazılım) dersi veriyor. Türkiye’de matematik dersi seçmeli din kültürü dersi zorunlu yapıla dursun imkanlar dahilinde bizler kendimiz ve gençlerimiz, yazılım ve teknoloji alanlarında daha fazla bilgi sahibi olabilirsek eğer gelecekte çok daha avantajlı konumlarda olabiliriz.