İsviçre Gündemi
BM İnsan Hakları oturumları başladı. 1 Temmuz’a kadar, dünyanın insan hakları durumu ele alınacak. Son beş yıl haricinde BM İnsan Hakları Oturumlarını yakından takip ettim. O dönemleri iyi hatırlıyorum. Hükümet Dışı Örgütler (ONG), Kürt temsilciler Türkiye hakkında bir karar almak için çırpınırdı. Tek tek ülkelerle görüşüldüğü zaman herkes Türkiye'de insan hakları ihlallerinin olduğunu kabul eder ama iş oylamalara geldiğinde bir karar çıkarılamazdı. Zira devreye ya ABD, ya Avrupa ülkeleri girer, çıkar ilişkileri zedelenmesin diliye karar alınmasının önüne geçerlerdi. Son bir kaç yıldır durum tersine dönmüş durumda. Belli ki Erdoğan hükümeti şahsında Türkiye'de çıkarlarının geleceğini görenler giderek azalıyor. Türkiye hakkında uyarılar, ihlal raporlarının kabulü ard arda gelmeye başladı. Türkiye'nin bilinen argümanları "PKK, AB ve ABD'de terör örgütü... Türkiye terörizmle savaşıyor... Türkiye NATO ülkesi..." artık kimseyi kandırmaya yetmiyor. Hatta ona hep destek vermiş ülkeler bile bu argümanları savunamıyor, köşe bucak kaçıyorlar.
BM'nin 32. İnsan Hakları oturumlarında da Türkiye'nin yalan dolan savunmaları, Kürt halkına yönelik savaşı terörizmle cilalamaları vs kimseyi inandırmadı. Bıkkınlık veren bu savunmalara karşı hem BM İnsan Hakları Komiserliği hem de uluslararası insan hakları örgütleri "artık yeter" dercesine sert uyarılarda bulunmakla yetinmedi, Türkiye'nin insan hakları ihlalleri karnesini de gözler önüne serdiler.
Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü konusunda yaşanan hak ihlalleri, AKP Hükümeti'nin kendinden olmayan tüm muhalifleri, gazetecileri, hukukçuları ve insan hakları savunucularını terörist olarak gördüğü, Türkiye'nin "Güneydoğu'sunda" yaşananların kaygı verici boyuta ulaştığı, Türkiye'nin Kürt sorunu konusunda demokratik çözüm yöntemlerine başvurması gerektiği, Kürt illerinde yaşanan ihlallerin korkunç boyutlara ulaştığı ve bütün bunların yanında Türkiye'nin BM gözlemcilerinin etkili ve yerinde soruşturma yapabilmesi için kapılarını açması çağrısında bulunarak, bir anlamda son uyarılarını yapmış oldular.
Özetle Türkiye uluslararası çıkar ilişkileri içinde bulunduğu devletler tarafından bile artık savunulamaz durumda. Eğer köklü değişiklikler yaşanmazsa, bu raporlar gereği Türkiye'nin BM mekanizmalarında yaptırımlarla karşılaşması artık işten bile değil. "Terörizmle savaş" safsatası kimseye inandırıcı gelmiyor, aksine Türkiye'nin devlet terörü ile uluslararası hukuku çiğnediği ve artık hesap vermesi gerektiği tartışılıyor.
İsviçre'den İngiltere'ye AB mesajı
İsviçre, 1992’de yapılan referandum sonrası askıya aldığı AB üyelik başvurusunu geri çekti. Geri çekme kararının, Britanya’da yapılacak AB üyeliği referandumu öncesi sembolik önem taşıdığı belirtiliyor.
İsviçre hükümeti, 20 Mayıs 1992 tarihinde AB üyeliği için başvuruda bulunmuş, ancak aynı yılın Aralık ayında yapılan referandumda “Üyeliğe hayır” sonucu çıkması üzerine başvuru askıya alınmıştı.
Belirsiz bir süre için askıya alınan başvuru, dün parlamentoda alınan kararla, tam 24 yıl sonra geri çekildi.
Bu kararın İngiltere'nin BM üyeliğini kabul ya da ret etmesinde yaratacağı etki şimdiden merak konusu oldu.