O yüzden Rojava Kanton, kent, köy, kasabaları Suriye’deki iç savaşın başladığı günden bu yana durmadan göç alan yerler oldu.
Suriye’nin Hama, Humus, Şam, Halep, Deraa kentinden dahi göç ederek Rojava’ya gelen insanlar oldu.
2013 yılı sonlarına kadar bu göç normal bir seyirde devam etti. 2013 yılı sonlarından 2014 yılı başlarına doğru ise bu göç artık normal seyrin çok üstünde bir şekilde olmaya başladı. Bunun temel nedeni ise uluslararası güçler ile bölgesel güçler ve Kürt işbirlikçilerinin arkasında olduğu tüm çete gruplarının saldırılarına karşı Rojava Kanton, kent, köy ve kasabalarının iç ve dış savunma güçleri tarafından büyük bedeller ödenerek savunulmasıdır. Özellikle de 2013 yılındaki büyük direniş artık Suriye genelinde Rojava Kanton, kent, nahiye ve köylerinin Suriye’de en güvenilir ve yaşanabilir yerler olduğunu kanıtladı. Sadece Rojava Kanton, kent, köy ve nahiyeleri değil savunma güçlerinin denetiminde olan Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahalleleri de en fazla göç alan yerler oldu. Çünkü rejimi ile gruplar arasındaki son üç aylık çatışmalardan dolayı Halep’in Saxur, Haydariyê, Bastonbaşi, Hillok bölgelerinden yüzlerce aile Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine göç etti.
O yüzden Halep’in diğer mahalleleri ile Bab, Mumbiç, Jarablus, Azaz, Anedan, Haritan, Heyan ilçe ve nahiyeleri başta olmak üzere tüm köylerinden büyük bir akış halinde Êfrîn Kantonu ve çevresine göç etmeye başladı. Bu göçlerle savaş öncesi nüfusu 365 köyü 7 nahiyesi ile birlikte 600-700 bin civarında olan Êfrîn (Afrin) Kantonu'nun nüfusu dörde hatta beşe katlanarak yaklaşık 3 milyon civarına çıktı. Bir anda Afrin Kantonu bölgede Halep rolünü üstlenme pozisyonunu aldı.
Bu durum Rojava Kanton Özerk Yönetimlerinin her toplantısında gündem oldu. Göç ederek gelenlerin yerleştirilmesinden iş ve geçim kaynaklarına kadar tartışılıp bir biçimde palyetif çözümler şimdiye kadar bulunmaya çalışıldı. Ancak öyle bir noktaya geldi ki artık kanton özerk yönetimleri uluslararası insani kuruluşlar ile özellikle de BM Mülteciler Yüksek Komiserliği el atmadan altından kalkamayacaklarını anladılar. Bundan dolayı Êfrîn Kanton Özerk Yönetimi geçtiğimiz günlerde yaptığı son toplantısında kantonun aldığı ve halen devam etmekte olan göç sorununa çözüm konusunu tartıştı. Sorunu çözüm aradı. Toplantıda ulaşılan karar ise BM ve uluslararası insani kuruluşların bu sorunu el atması gerektiği, bunun için uluslararası girişimde bulunma ve bu kuruluşlara acil çağrı yapılması oldu.
Bundan dolayı toplantıdan hemen sonra Kanton Özerk Yönetim Başkanı Hevi İbrahim Mustafa ile Kanton İnsan Hakları Heyeti Başkanı Xelil Sino özellikle BM ve uluslararası insani kuruluşların bu sorunu el atmaları yönünde acil yardım çağrısı açıklamasını yaptılar.
Yapılan açıklamalardan çok bariz vurgular vardı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile uluslararası insani kuruluşları çağrı içeren Kanton Özerk Yönetim Başkanı ile İnsan Hakları Heyeti açıklamalarında şu bariz bilgilere yer verildi, "Suriye’den göç edip komşu ülkelere giden yurttaşlarımıza 5 bin, 10 bin kişilik kamplar kuruldu. Kurulan bu kamlarda yaşayanların her türlü ihtiyaçları karşılandı. Atmê-Reyhanlı, Kilis- Azaz arasında böyle kamplar var. Bu kamlardaki mülteci sayısını ona katlayan şekilde Afrin ve nahiyelerine göçler oldu. Ancak şu ana kadar BM bu konuda hiçbir adım atmadı. Çağrımız şudur buyurun gelin kendiniz yerinde inceleyin, izleyen ve göç edenlerin sayısını tespit edin ondan sonra yapacaklarınıza karar verin. Gelmemeniz durumunda zaten bölgemiz imkanlarının on kat fazlası göç almış bundan sonra gelecek olan göçlere izin veremeyiz. Çünkü bakım, barınsa, sağlık, beslenme, iş sorunlarına çözüm bulacak durumda değiliz. O yüzden bir an önce BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile uluslararası kuruluşların bu konuya el atmalarını, yerinde inceleme ve izlemeye başlamalarını acilen talep ediyoruz."
Aslında bu çağrı her şeyi çok açık bir şekilde gösteriyor. En güvenilir bölge olan Kürt bölgelerine olan göçlere şu ana kadar uluslararası insani kuruluş ile BM hiçbir şey yapmamış. Kürt bölgeleri olunca onları kendi kaderleriyle baş başa bırakmışlar. Bu da aslında Rojava’ya yönelik bir planın parçası mı diye insanın aklına bir soru getiriyor…
BM’ye açık çağrı
Rojava kanton, kent, köy ve kasabalarından Suriye’deki iç savaşın tüm şiddetine rağmen yaşam kendi akışında ve güvenlik için sürüyor. Şüphesiz bu Rojava savunma gücü olan YPG yani Halk Savunma Birlikleri ile Asayiş güçlerinin şimdiye kadarki tüm saldırılara karşı halkla birlikte gösterdiği direniş ve verdiği bedelle sağlandı.