Boğazında kalıyor

- Erdoğan liderliğindeki AKP-MHP-Ergenekon iktidarının, yasama ve yargıdaki hakimiyeti, medyayı teslim alması, HDP’li belediyelere kayyum ataması gibi içeriden hükmedemediği üniversitelere de kayyumla çökmesine Boğaziçi’nde başlayan itiraz sürüyor.
- Terörize ederek, nefret söylemiyle Sünni-ırkçı Türk çoğunluğa hedef göstererek, hakaret, açık şiddet ve gözaltılarla kayyum rektörü kabul etmeyen Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini sindirmeye çalışan iktidar, tüm çabasına rağmen başarılı olamıyor.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin AKP’li Melih Bulu’nun kayyum rektör atanmasına karşı protestoları sürüyor. Boğaziçi’ne destek eylemleri de eşlik ediyor. Hükümet ise her zamanki yalan ve nefret propogandası eşliğinde polislerini saldı. Önceki günden beri yüzlerce öğrenci şiddete maruz kalarak gözaltına alındı. Buna rağmen geri adım atmayan öğrenci ve akademisyenler, protestolarını sürdürdü.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın, AKP’li Prof. Dr. Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörlüğüne atamasına karşı başlayan protestolar devam ediyor. 4 Ocak’tan itibaren süren eylemler, önceki gün ve dün sert saldırılarla karşılaştı. LGBTİ+ bireyi öğrencilerin tutuklanmasına tepki gösteren öğrenciler, önceki gün öğleden sonra üniversite rektörlük binası önünde toplandı. Etiler Metrosu ve Güney kapısından giriş yapmak isteyen öğrenciler, polisin saldırısına maruz kaldı. Polisi, öğrencilere, ”Aşağıya bak, toplu gezmek yok” diyerek saldırması dikkat çekti. Onlarca öğrenci gözaltına alındı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Ömer Faruk Gergerlioğlu, Dilşad Cambaz Kaya, Züleyha Gülüm, Murat Çepni, Dilan Dirayet Taşdemir, Serpil Kemalbay, Hüda Kaya ve birçok üniversiteden öğrenci gözaltılara karşı üniversiteye geldi. Üniversiteye girmek isteyen vekiller polis tarafından engellendi. ”Kayyum rektör istemiyoruz” sloganları atan öğrenciler darp edilerek gözaltına alınırken basın mensuplarının görüntü almaları engellenerek, alandan dışarıya çıkarılmak istendi.
Bir süre bekleyişin ardından HDP’li heyet adına açıklama yapan Dilşad Cambaz Kaya, ögrencilere destek olmak için üniversitede olduklarını söyleyerek, ”İçeriye girip öğrenciler ile bağ kuramadık. Hem milletvekiline, hem öğrenciye hem de basına barikat kuruldu. Kayyum zihniyeti her yerde devam ediyor” dedi.
Öğrenciler rektörlük binası alanından ayrılmayacaklarını ifade ederek bekleyişlerini sürdü.
İkinci saldırı
Dışarıdaki saldırıdan sonra polis, bu kez içeriye yöneldi. Rektörlük binası çevresinde oturma eylemi yapan öğrencilere saldıran polis, burada da gözaltılara başladı. Gün içinde üniversitenin özel güvenlik görevlilerinin müdahale ettiği çadırların bulunduğu alana yerel saatle 21.30’da giren polis, ”Saat 21.00 itibarıyla sokağa çıkma yasağı başlamıştır” anonsu yaptı. Ardından öğrencilerin kampüsten yaptığı canlı yayınların bir kısmını sonlandıran polis, oturma eylemi yapan öğrencilere saldırdı. Öğrenciler polis tarafından kapılara doğru çıkarılırken, sosyal medya platformlarına canlı yayın yapanlar başta olmak üzere bazı öğrenciler gözaltına alındı. Üniversiteden ayrılan öğrenciler mahallelerde ara sokaklarda alkış ve sloganlar eşliğinde eylemlerini sürdürdü. Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğu Rumeli Hisarüstü Mahallesi’nde vatandaşlar ise pencerelerinden ”Kayyum rektör istemiyoruz” diyerek tencere tava çaldı.
Keskin nişancılar bile
Boğaziçi öğrencilerinin sosyal medyada oluşturdukları ”Boğaziçi Direnişi” adlı hesaptan paylaşılan bir videoda polisin protesto öncesinde çatılara keskin nişancılar yerleştirdiği görüldü. Videoyla paylaşılan mesajda ”Güney Kapı’nın karşısındaki binaların çatısında keskin nişancılar bekliyor!” denildi.
‘Dağılmaları sağlanmıştır’
İstanbul Valiliği ise iki açıklama yaptı. İlk açıklamasında ”Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük binasını ablukaya alan ve aralarında öğretim üyeleri ile LGBT Kulüp üyesi öğrencilerin de bulunduğu bir grup göstericiye, üniversite özel güvenlik görevlileri tarafından eylemin sona erdirilmesi ve dağılmaları yönünde uyarılarda bulunulmuştur. Yapılan uyarılara itibar etmeyen göstericiler İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerimizin müdahalesiyle dağılmaları sağlanmıştır” diyen Valilik, ikinci açıklamasında sayılar da verdi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: ”Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs önünde düzenlenen gösterilerde yapılan tüm uyarılara rağmen eylemi sona erdirmeyen (108), Rektörlüğü ablukaya almak suretiyle bina içinde bulunanların dışarıya çıkmasını engelleyen ve tüm uyarılara rağmen bu eylemlerinden vazgeçmeyen göstericilerden (51) olmak üzere toplam (159) şüpheli Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğü’nce gözaltına alınmıştır.”
98’i serbest bırakıldı
Üniversitede gözaltına alınan 159 öğrenciden 98’i ifadelerinin alınmasının ardından sabah saatlerinde serbest bırakıldı. İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada, ”Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen gösterilerde dün gözaltına alınan şüphelilerden 98’i, İl Emniyet Müdürlüğünce ifadeleri alındıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla serbest bırakılmıştır. Konuyla ilgili adli soruşturma devam etmektedir” denildi.
İşkence tehdidi
Gözaltına alınan öğrencilerin avukatlarından Levent Pişkin, İstanbul Emniyeti’nde ifadesine girdiği öğrencilerin karşı karşıya kaldıkları ve edindiği bilgileri paylaştı. Av. Pişkin, görüşebildikleri öğrencilere gözaltında tek bir soru yöneltildiğini, bunun da “Neden eylemlere katılıyorsunuz?” sorusu olduğunu paylaştı. Av. Pişkin, görüşebildiği öğrenciler ve kendisine gelen bilgiler doğrultusunda ters kelepçe takılarak bindirildikleri gözaltı aracında hakaret ve şiddete maruz kalan öğrencilere yine arama kararı olmadan telefonlarını vermek istemedikleri için kötü muamele görüp işkence ile tehdit edildiğini ifade etti.
Toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenlemenin temel bir hak olduğunun altını çizen Pişkin, “Kaymakam ve Vali’nin eylemleri belirsiz süreyle yasaklamış olması bu hakkın kullanılamayacağı anlamına gelmez. Bu şekilde bir müdahale hukuka aykırı gelir. Anayasada hak ve özgürlüklerin hangi durumlarda kısıtlanabileceği çok açıktır. Geçersiz bir hukuki karara karşı öğrenciler ifade özgürlüğü hakkını kullanıyorlar. Bu hakkı kullanamadan, sırf teşebbüs ettikleri için gözaltına alındılar. Bu suç değildir. Daha otobüsten iner inmez gözaltına alınan öğrenciler var. Hukuksuz bir tablo ile karşı karşıyayız” diye konuştu.
GBT yapılarak alındılar
Öğrencilerin gözaltı ve tutuklamalara ilişkin dün yapacağı dayanışma eylemi öncesi kampüsün içi ve dışı polis tarafından ablukaya alındı. Üniversite çevresini kuşatan polis, yaya trafiğini kısıtlayacak şekilde demir bariyerler yerleştirdi. Metro çıkışından itibaren polis yoldan geçenlere Genel Bilgi Taraması (GBT) yaptı. Okulun çevresinde yüzlerce çevik kuvvet polisi; kimi yerlerde Akrep tarzı araçlar ile TOMA konuşlandırıldı. Okulun bütün girişleri polis tarafından kapatılırken, öğrenciler GBT işlemi sonrası okula alındı. Protestoları ve yaşananları takip eden gazetecilerin çekim yapmasına izin verilmedi.
Akademisyenler de protesto etti
Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasına karşı her gün rektörlüğe sırtlarını dönerek protesto düzenleyen Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlileri de dün ellerinde taşıdıkları ‘159’ yazılarıyla 159 öğrencinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. “Aşağıya bakmıyoruz, kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde, gözaltına alınan öğrenci sayısı olan “159” yazılı dövizler taşındı. Grup rektörlük binasına sırt dönerek, Bulu’yu protesto etti. “159” yazılı dövizler alkışlar eşliğinde rektörlük binası önüne bırakılırken, “Öğrencilerimiz serbest bırakılsın”, “Arkadaşlarımızı serbest bırakılsın” ve “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atıldı.
Boğaziçi Dayanışması adına yapılan açıklamada, “Bugün 159 öğrencinin gözaltına alınması yıllardır yaşadığımız OHAL uygulamalarının bir başkası olarak karşımıza çıktı” denildi. Üniversitenin açık cezaevine döndüğüne işaret edilen açıklamada, “Okullumuz uzun namlulu silahlarla, akreplerle, çevik kuvvetle sarılı durumda. Tüm Türkiye’de özerk bir üniversite talebimizi büyütmek üzere çıktığımız bu yolda kendi okulumuza giriş yapamıyor, kendi okulumuzda polisler tarafından darp ediliyoruz” ifadelerine yer verildi.
Tüm bu hukuksuzluklara karşı mücadelenin sürdürüleceği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Hayalini dahi kuramayacakları onurlu bir yerden sesleniyoruz. Arkadaşlarımız serbest bırakılmalı, okulumuzdaki polis ablukası derhal sona ermelidir.” İSTANBUL
Soysuz da hedef aldı
Gözaltına alınan Boğaziçili öğrencilere ilişkin açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öğrencileri bir kez daha ”sapkın” diyerek hedef aldı.
61 öğrencinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin devam ettiği saatlerde Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Emniyet Genel Müdürlüğü sosyal medya hesaplarından yeni açıklamalar yapıldı.
Öğrenciler için ”LGBT sapkınları” ifadesini kullanan Soylu’nun paylaşımında şu ifadeler yer aldı: “Kabe-i Muazzama’ya hakaret eden LGBT sapkınlarına müsamaha göstermeli miyiz? Elbette hayır. Rektörlük binasını işgale kalkan LGBT sapkınlarına müsamaha göstermeli miyiz? Elbette hayır. Boğaziçi’nin olan biteni izleyen sakinlerine bir sözüm var; sizden beklentimiz, büyük ve güçlü Türkiye’ye hazırlanmanızdır.”
Önceki günkü eylemler sırasında bir sivil polisin öğrencilere saldırı sırasındaki “aşağı bak” sözleri ile ilgili açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü de söz konusu polisin ”aşağıdan” dediğini savundu.
Kayyum rektör zorlanıyor
Kayyum rektör Melih Bulu, dört hafta sonra ekibine isimler eklediğini açıkladı, ancak verdiği isimlerden biri reddetti.
Üniversite içinden rektör yardımcısı bulamayan Bulu tarafından önceki gün üniversite birimlerine gönderilen ”Rektör Yardımcısı ve Danışmanı” konulu yazıda şu ifadeler kullanıldı: ”2547 Sayılı Kanunun 13. Maddesi uyarınca Üniversitemiz Rektör Yardımcılığı görevine Prof. Dr. Gürkan S. Kumbaroğlu atanmıştır. Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Aygören ise Rektör Danışmanlığı görevini yürütmek üzere görevlendirilmiştir. Bilgi ve gereğini saygılarımla rica ederim.”
Aygören reddetti
Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlisi Oğuzhan Aygören, rektör danışmanlığı görevini kabul etmediğini açıkladı. Aygören, atama haberini sürpriz bir şekilde öğrendiğini dile getirerek, ”Ayrıştırıcı ve hedef gösterici mesajlar, bugün üniversite ve çevresinde polis baskısıyla gerçekleşen olaylar, öğrencilerimize güvenlik görevlilerinin müdahalesi kabul edilebilir değildir. Tüm bu sebeplerle, bu atamayı kabul etmemin mümkün olmadığını tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim” dedi.
Başımızı öne eğemezsiniz
Gözaltına alınan öğrenciler, polis ablukasını ”çaresizliğin fotoğrafı” olarak yorumlarken, ”Başımızı öne eğemezsiniz” dedi. Serbest bırakılan öğrencilerden Devrimci Anarşist Faaliyet (DAF) üyesi Meltem Çuhadar, “Eylemlerin en başından beri okul içinde olmayan özellikle devrimci öğrencileri terörist ilan etmeye çalıştıklarına şahit olduk. Bunları dayanışmamızı engellemek için yaptılar ama her seferinde çabaları boşa düştü. Hem okul içerisinde hem de okul dışında kolluk kuvvetlerini sokaklara yığdılar ve bizleri korkutmaya ve mücadelemizden vazgeçirmeye çalıştılar. Uyguladıkları baskılar ne olursa olsun biz direnenler, korkmadan, yılmadan, vazgeçmeden mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
Çuhadar, gözaltı sürecinin usulsüzlükler ve işkenceyle dolu olduğunu belirtti. Çuhadar, “Devletin korkusu polislerin yüzünden okunuyordu. Darp ettiler, hakaret ettiler. Yüzlerce öğrenciyi gözaltına aldılar hala serbest bırakılmayan arkadaşlarımız var. Tüm saldırılar korkularındandır. Fakat bizim çağrımız mücadeleyi büyütmek ve sokaklarda olmaya devam edip direnişi büyütmektir. Gözaltında olan arkadaşlarımızı da tutuklanan arkadaşlarımızı da almak için tek ses olmaktır” ifadelerini kullandı.
Gözaltına alınan bir diğer öğrenci Gençliğin Devrimci Güçleri (Dev-Güç) üyesi Bekir Acar da “Boğaziçi’ne atanan kayyım aslında bugün belediyelerimize, iradelerimize, yaşam alanlarımıza atanan kayyumların devamıdır” şeklinde konuşurken, bunun bilinçli işlenen bir politika olduğunu söyledi. Kayyum politikalarına karşı sergilenen direnişin karşısında iktidarın çaresiz kaldığının altını çizen Acar, “Çatılardaki keskin nişancılar, okulun içindeki ÖGB, dışarıda ise çevik kuvvet yığını bu çaresizliğin fotoğrafıdır. Polis bize hiç uyarı yapmadan müdahale etti. İşkenceyle gözaltına aldı. Gözaltında ters kelepçe ile 10 saat boyunca gözaltı aracında bekletildik. Hastanede polisle beraber muayeneye zorlandık. Türlü işkence yöntemleri ile karşı karşıya kaldık” diye vurguladı.
İktidarın, öğrencilerin büyüyen direnişine tahammülleri kalmadığını belirten Acar, “Korkuyorlar, korkularında da haklılar çünkü boşa çıkartmıyoruz. Yaşam alanlarımıza dönük gerçekleştirilen kayyum saldırılarına karşı çıkmaya devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek biz kalacağız. ‘Başınızı öne eğin’ diyen polise cevabımızdır: Başımızı öne eğemezsiniz, birlik olalım başımızı öne eğmeye güçleri yetmez” diye ekledi.
Saray’daki Fahrettin açıkladı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, kayyum rektör Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ Çalışmaları Aday Kulübü’nü kapattığına dair kararı duyurdu.
Bulu’nun imzasıyla ilgili birimlere gönderilen resmi yazıda iki öğrencinin tutuklanıp ikisinin de ev hapsi kararıyla serbest bırakıldığı soruşturma hatırlatılarak, “Bahsi geçen soruşturmalara konu eylemler ile izinsiz olarak etkinlik düzenlenmesi nedeniyle LGBTİ Çalışmaları Aday Kulübü’nün adaylık statüsünün kaldırılmasına karar verilmiştir” denildi
Kararı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun Twitter hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Altun “Boğaziçi Üniversitesi’ndeki ‘Rektörlük Ablukası’ suçunu işleyenleri harekete geçiren şey, aşağıdaki karardır. Görüleceği üzere kutsal değerlerimizi ayaklar altına almaya çalışanlara karşı üniversite yönetimi meşru bir tasarrufta bulunmuştur. Olay bundan ibarettir” ifadelerini kullandı.
Altun, karar öncesinde de öğrencileri ”azgın azınlık” diyerek hedef göstermişti.
Paylaşımına yalanlama
Ancak Av. Levent Pişkin ile öğretim üyeleri Can Candan ve Cem Say, Altun’un paylaştığı bilginin doğru olmadığını söyledi.
Avukat Pişkin, Altun’un paylaşımını alıntılayarak şunları yazdı: ”Cumhurbaşkanlığı İletişim Sözcüsü bir üniversitedeki kulübün kapatılması haberini duyuruyor zevkle. İnanılır gibi değil. Ve söylemeye gerek yok: Külliyen yalan! Soruşturma numarası bile yanlış. 216/1 ile ilgili soruşturma numarası 2021/17248. Soruşturulan ise Güzel Sanatlar Kulübü üyeleri, LGBTİ+ üyeleri değil. Bugünkü eylem çağrısı ve abluka ile bağlantı ise yine yalan. Gözaltına alınan tek bir kulüp üyesi yok mesela. Ayıptır, günahtır, zulümdür, iftiradır!”
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Can Candan da Kâbe fotoğrafının yer aldığı sergiyi LGBTİ+ kulübünün düzenlemediğini ifade ederek, “Bu açıklamayı bu saatte ilk kez sizden duyduğumuz için bugün öğrencilerin kampüsteki protestosunu ‘harekete geçiren şey’ bu karar değildir” dedi.
Öğretim üyesi Cem Say ise attığı mesajda şu ifadeleri kullandı: ”Bu kararı, bu tweet’e dek üniversitede kimsenin bilmediğini, o yüzden de zaman makinesi icat edilmediyse saatler önce yaşanan şeylerin sebebinin bu karar olamayacağını düşünüyorum. Hatta bu kararın gerçek olduğundan da kuşkuluyum, çünkü o sergiyi düzenleyen o kulüp değil.”
Ankara’da defalarca saldırı
Boğaziçi Üniversitesi’ne destek, saldırı ve gözaltıları protesto amacıyla diğer kent ve üniversitelerde de eylemler yapıldı, Türk güçleri sert saldırılarala onlarca öğrenciyi gözaltına aldı.
İzmir Üniversitesi Dayanışma Grubu, öğrencilerin serbest bırakılması talebiyle “Onur Yürüyüşü” düzenlemek için Alsancak ÖSYM binası önünde bir araya gelerek yürüyüş yapmak istedi. Yürüyüşe izin vermeyen polis, 27 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.
Ankara’daki üniversiteliler, Çankaya Belediyesi önünde basın açıklaması yapmak üzere toplanmak istedi. Çankaya Belediyesi önü başta olmak üzere Kızılay’da bulunan Güvenpark, Yüksel Caddesi, Selanik Sokağı, Meşrutiyet Caddesi ve çok sayıda cadde ve sokak polis tarafından ablukaya alındı. Polis, yurttaşların da geçişine izin vermeyerek GBT kontrolü yaptı.
Güvenpark’tan Çankaya Belediyesi önüne doğru yürümek isteyen çok sayıda öğrenci, polis ablukasıyla karşılaştı. Polis öğrenci kitlesine saldırarak çok sayıda öğrenciyi gözaltına aldı.
Meşrutiyet Caddesi’nden Selanik Sokağı’na doğru “Üniversiteler bizimdir bizimle kalacak”, “Kayyum rektör istemiyoruz” sloganlarıyla yürüyen bir grup öğrenci daha polis saldırısı sonucu ters kelepçe ile yere yatırılarak gözaltına alındı. Direnen ve slogan atan öğrencilere saldırmaya devam eden polis, Yüksel Caddesi’nden Selanik Sokağı’na doğru gelen çok sayıdaki öğrenci kitlesi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı.
Öğrenci kitlesini gören polisler gözaltı araçlarını geri çekmeye başladı. Öğrenciler slogan ve alkışlar eşliğinde yürümeye başladı. Sokaktan geçen yurttaşların da polislere tepki göstermesi üzerine polisler 3. kez saldırdı. Bu saldırıda da öğrenciler darp edilerek gözaltına aldı.
Boğaziçi Üniversitesi’ne bir destek de Galatasaray Üniversitesi öğrencilerinden geldi. Öğrenciler, demokratik ve özerk üniversite taleplerine karşı gerçekleşen bu saldırıyı kabul etmediklerini vurguladı. Galatasaray Üniversitesindeki akademisyenler de Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine destek verdi.
İzmir’de Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle dayanışma amacıyla yapılmak istenen protesto eylemine saldıran polis, 27 öğrenciyi gözaltına aldı. Serbest bırakılan öğrenciler, ters kelepçe takılarak darp edildiklerini, hakarete uğradıklarını söyledi. Öğrenciler, ”Her türlü şiddette maruz kaldık ama bizim direnişimiz her yerde sürecek” dedi.
7 gün toplantı yasağı
Kadıköy Kaymakamlığı, dün akşam Kadıköy’de yapılması planlanan protesto eylemi öncesi yasaklama getirdi. Kaymakamlık açıklamasında ”İdaremizde bulunan tüm kapalı ve açık alanlarda yedi gün süreyle her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü yasaklanmıştır” denildi.







