Rojava, Şengal ve Kobanê’den bu yana Kürtler yarı uykulu ve  gözleri mahmur. Yürek atışları bazen hızlı bazen çok yavaş. İnişli ve çıkışlı. Duygu dünyaları çok farklılaşmış. Duygulu bir halet-i ruhiye alemindeler.  Ha patladı ha patlayacaklar. 6-7-8-9 Ekim’deki Kobanê Serhildanı’ndan daha katmerli bir serhildanın şafağında gibiler. Avrupa’da da aynı durum var.
Avrupa kentlerini gezerken karşılaştığım ve konuştuğum, şimdiye kadar Özgürlük Hareketinin kenarında köşesinden geçmeyen Kürdistanlılarda bu vezeyiti gözlemledim.
Özgürlük Hareketine sempati duyan, bulunduklari her ülkede  hareketin yurtsever bir neferi gibi Rojava, Şengal ve Kobanê direnişine farklı etkinliklerle katılan Kürdistanlılarla konuştum ve tartıştım.
Kobanê direnişi Kürdistanlı tüm nesiller, farklı inançlar ve lehçeler ile diğer halklarda Kürdistaniliğin birliğini oluşturmuş durumda. Tüm çalışma ve direniş meydanlarında bu tablo var.
Almanya’nın Bonn kentindeki direniş çadırındaki tablo bunun yalın ve sahici fotografıdır.

Kürdistanlı üç direnişçi

Bonn’daki Rojava Direniş Çadırı, Avrupa’da kurulan Rojava, Şengal, Kobanê direniş çadırları içinde ilk kurulan ve halen devam eden en uzun süreli direniş çadırıdır.
Haziran’da kurulan bu direniş çadırı eylemi 6 aydır devam ediyor. Bu direniş çadırının özgün kılan yönü, buradaki direnişe öncülük eden yaşları 60’ı aşan Kürdistanlı üç direnişçi diplomat Apêlerimizdir.
Bu Apêlerimizin Kobanê direnişinin sembolü Apê Nemir’a Bonn’daki direniş mevzisinden (çadırı) manevi destek veriyorlar. Birebir Alman ve diğer halklara yönelik diplomasi faaliyeti yürütüyorlar.
Bunlardan ilki Kürdistanlıların ve herkesin Apê Celal dediği Apê Celal’dir. Apê Celal Afrinli bir Kürt. 40 yıldır Almanya’da yaşıyor. 40 yılı da Bonn’da geçmiş. Bonn halkı O’nu, O da Bonn halkını iyi tanıyor. Ak saçlıdır. Çok sepmatik bir yüzü ve şirin bir dili var. Hep gülüyor. Akıcı bir Almancası var. Almanlarla çok rahat diyalog kuruyor. Rojava direnişi ve T.C’nin desteklediği DAİŞ çetelerinin Rojava, Şengal ile Kobanê’de yaptığı katliamlara ilişkin bildirileri dağıtıyor. Yurtseverlik özünü de korumuş. Çocukları da Apê Celal gibi. Apê Celal her sabah çok düzenli ve disiplinli bir şekilde direniş çadırını kuruyor. Direniş tezgahını düzenliyor. Akşam olunca aynı itina ile topluyor. 6 aydır bunun yapıyor. Her gün daha büyük bir güç ve moralle direnişi sürdürüyor.

Kobanê’de kazanan biz olacağız!

İkinci Apêmiz, Çewlîg Kanîreşli Apê Mehmet Emin’dir. Kanîreş’in ilk yurtseverlerindendir. O da Apê Celal gibi her gün düzenli olarak direniş çadırını kuruyor. Nöbet tutuyor. Bildiri dağıtıyor. Çok kararlı ve inançlı bir ses tonuyla “Kobanê’de kazanan biz olacağız” diyor.
Üçüncü Apêmiz ise, Çewlîg Karerli Apê Mustafa’dır. Mehmet Karasungurların diyarından ve aynı aileden. Direniş çadırındaki Apêlerimizin hem sohbet ve espileri de eksik olmuyor. Onların konuşmalarını dinlerken, kendinizi Kürdistan’ın bir köyünde ve meydanındasınız hissini yaşıyorsunuz. Dilleri Kürdistanî, sıcaklıkları Kürdistanî, şakaları da Kürdistanî. Diğer iki Apêmiz, Apê Mustafa ile şakalaşıyorlar. “O o bugün yakışıklı olmuşsun” diyorlar. Apê Mustafa ise gülüyor ve şunu ekliyor. “Direniş çadırımız daha çok uzun bir süre devam ettireceğiz” diyor.

Apêlerimizin kurduğu direniş çadırına destek veren Alman çocukları da var. Direniş çadırına uğruyorlar. Kumbaralarında topladıkları harçlıklarını getirip, direniş çadırındaki Heyva Sor kumbarasına koyuyarlar. Bu çocuklar, Avrupa’nın soğukluğunda, Avrupa’nın gelecek vicdanını tohumlarını atıyorlar.


ZANA AZADÎ