Bazen beklenmedik durumlarda insan maddi sıkıntılarla karşılaşabiliyor. İşte bu durumlardan çoğumuzun ilk yaptığı şey kendimize yakın bulduğumuz akraba, arkadaş ve çevrelerden bir miktar borç para almak oluyor. Bazende özel şahıs veya bankalardan küçük krediler almak zorunda kalıyor insan.

Bazı okurlarımızın sorması özerine bu haftaki yazımızın konusunu işte bu yukarıda anlattığımız borç alma-verme meselesine ayırmak istedik.
***
Çoğumuz ya yakınlardan borç istemişiz veya borç vermişizdir. Bunu iyi düşünmek gerekiyor, çünkü borç para konuları ilişkimizi zedeleyebiliyor ve hatta bitirebiliyor. Nedenleri çoktur.
Borç ilişkisi, borçlu ve alacaklı olmak üzere iki taraf arasında bir edimin yerine getirilmesine dayanan hukuki bağdır. Her borç ilişkisinde üç unsur vardır: Borçlu, alacaklı ve edim(Almanca: Leistung) yani borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.
Bir borç ilişkisinde borçlu, alacaklı olan tarafa karşı belli bir taahhütte bulunmuştur. Kendiliğinden bu taahhüdünü yerine getirmediği takdirde hukuk düzeni, alacaklının bu borç ilişkisinden doğan haklarını, borçlunun mal varlığına yönelerek karşılamasını sağlayacaktır. Buna hukuk düzeninde sorumluluk denilmektedir. Sorumluluk, iki yönlü anlaşılması gereken bir kavramdır. Borçlu açısından sorumluluk, borç ilişkisi dolayısıyla girmiş olduğu yükümlülüğü yerine getirmediği taktirde, alacaklının onun mal varlığı üzerinden bu yükümlülüğü karşılama durumuna razı olmak anlamına gelir. Alacaklı açısından sorumluluk ise, borçlunun edimini yerine getirmemesi halinde onun mal varlığının bir bölümüne el konulması için cebri icra yoluna başvurabilme hakkıdır.
Hukuk düzeni, bir borç ilişkisinde borçlu tarafın yükümlülüğünü yerine getirmesinden kaçınması durumunda alacaklı tarafın haklarını korumak noktasında devreye girmektedir. Bu bağlamda hukuk düzeni, alacaklının borç ilişkisinden doğan haklarını koruma altına almaktadır.
Borç konusunu genel anlamda şekillendirdikten sonra bunu burada biraz açmada fayda var. Almanya ve Türkiye Hukuku’nda bir borç para anlaşması (Darlehensvertrag für Privatpersonen/Borç Senedi) kişler arasında yapılan yazılı (ki bu sözlü de olabilir) olarak yapılabilir. Yalnız sözlü anlaşmaların bir anlaşmazlık durumunda ıspatlanması zor olduğu için anlaşmanın yazılı olması tercih edilmelidir. Yazılı bir borç anlaşması veya senedi, borç veren ve alanın isim ve adreslerinin, borç meblasının sayı ve yazı ile yazımı, varsa vade süresinin belirtilmesi, tarih ve her iki tarafının imzalaması gerekmektedir. Bu borç senetleri tamemen formsuz yani kural dışı da olabilir. Şayet borcun ödenmemesi halinde teminat olarak bir mal varlığı gösterilecekse onun da borç senedine geçirilmesi gerekir. Ayrıca istenilmesi durumunda bir üçüncü şahıs kefil olarakta senede yazılabilir.
Taraflar arasında yapılan yazılı bir borç anlaşmasının birer kopyası alınıp imzalanmalıdır. Sonradan bu senet üzerinde yapılan herhangi bir silme, kazma veya ekleme geçersiz sayılır, buna da özellikle dikkat etmekte yarar var.
Almanya ve Türkiye Hukuku’nda bir borç para anlaşması (Darlehensvertrag/Borç Senedi) iki kişi arasında yapılan bir el yazımı tutanağı da olabilir. Bunun mutlaka resmi bir makamda düzenlenmesi şart değildir. Yasalar karşısında aynı muameleye tabi tutulur ve ona göre işlem yapılır.
Alacaklı borcunu tahsil etmediği zaman, ilgili mahkemeye başvurarak borçluya beyanda bulunabilir. Buna rağmen herhangi bir sonuç alınmaz ise, mahkeme haciz ve icra kararı alarak, borçlunun sahip olduğu mal varlığına borç bedeli oranında el koyma yetkisine sahip olur.
Sonuç olarak; Yazılı ve sözlü olarak yapılan borç anlaşmaları hukuken bağlayıcıdır. Bundan dolayı yakınlarınıza veya bir arkadaşınıza borç vermeye karar vermeden önce durumunuzu, sonuçlarını, bunun ekonomik boyutunu ve sonrasını da iyice hesaba katmayı ve 'paranın olduğu yerde dostluk biter’ halk deyişini unutmayınız.

YEK-KOM Beratungsstelle/
Adres: Graf Adolf Str.
70a,40210 Düsseldorf
hukukyardim@gmx.net
Tel: 0211-1711454