Savaşın zihniyete etkisi her zaman pozitif olma durumunu barındırmıyor. Savaş genelde toplumsal geriliğe neden olduğu gibi Ortadoğu’da da kendisini hep dogmatizmle sonuçlandırmıştır. Değişimin kendisi diyalektiksel olarakta zıtların birbirini yok ederek sonuca varmanında bir savaş kadar tehlikeli olduğu gerçektir. Rojava devrimindeki savaşta ne zıtların birbirini yok ettiği ne de farklı düşüncelerin yok sayılacak düzeydeki dogmatizm anlamında sonucu olmıyacağı aşikardır.
21. yy.’da toplumsallık kendisini yeniden var ederken doğal yöntemlerle değilde, zorun yöntemlerinde ısrarcı olduğu bilinmektedir. Doğal toplumun kendisini var ederken belirleyenin doğa ve toplumun nasıl iç içe yaşanmalı sorusuydu. Neolitik sürecin oluşmasındaki zihniyet buna bağlı oluştuğu ve bu durumunda toplumsal değişimde doğa ve toplumun iç içeliği ile olduğu görülecek düzeydedir. Doğayla iç içe bir toplumsallık kendisini yeniden ve devamlı değişkenliklere yaşamaya adapte ettiği toplumsallık, insan ve doğa uyumu ile zorun rolünü anlamsız kıldığı bir dönemdi doğal toplumun yaşandığı süreçti. İktidar ve devlet odakları oluşuncaya dek geçen süre diliminin sonucunda, toplumsallık kendisini var eden doğanında sömürüye tabi olduğunu bu durumda da toplumsal değişiminde sadece zor yöntemleri ile olacağını birey ve topluma kanıksama düzeyine getirilince, toplumsallık değişimi nasıl yapacağını arar oldu.
Doğal yöntemlerle bir değişimin olmayacağı bir süreçte olduğumuz dönemde nasıl olurda zor kendisini doğal değişim sürecinde olduğu gibi bir demokratik toplumsal değişime denk gelmesini sorgulatan ve zihniyetin gelişmesini sağlayan bir halk savaşı gerçeğidir, Rojava direnişi. Hangi zihniyetle savaşa gidildiğinde, o savaşın sonucununda ne olacağı daha savaş bitmeden ortaya çıkacak zihniyetinden bilineceği kesindir. Hitler ve Mussolini öncülük ettiği savaştan nasılki demokratik bir zihniyet oluşmayacağı biliniyorsa, Rojava’daki soykırımcı kapitalizm ve varyantlarından da demokratik bir yaşam projesi çıkmayacağı bilinmektedir. Reel sosyalizm NATO ve ABD TC eliyle Rojava’da yürütülen savaşta üç devletçi zihniyetinde ortak paydaları toplumsal anlamda sorgulayan bir zihniyet yerine, sorgulamayan itaat eden toplum ve bireyler yaratma içinde olmasıdır. Varşova Paktı’nın oluşumunda Rus edebiyatı dünyada büyük yankı yaratmış ve toplumsal düşüncenin de gelişmesine öncülük etmiştir. Dünyada devrimin yayılmasına öncülük eden Rus edebiyatı şimdilerde adeta kendi geçmişinden intikam alırcasına toplumun soykırımdan geçmesine öncülük ediyor.
Mezopotamya’da tarihsel anlamda yaşanan bilginin ve demokratik zihniyetin göçüne neden olan anlayışlar, şimdilerde yeniden devreye girmiş durumdadır. İmam Gazeli eliyle imha edilen Hallacı Mansurlar sürecini Rusya ABD TC eliyle Kürdistan Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Kürt halkına dayatılıyor.
Fiziksel imhanın artık zihniyet dalgasının göç etmesine neden olmayacağı gibi aynı şekilde de sosyalist düşüncenin yayılmasının engellenemeyeceği bir çağda olmanın, büyük zihniyet devrimlerinin de önünü açıyor olması bu süreci geçmiş süreçten ayıran temel farklılıklar oluyor. Rojava’daki soykırım saldırılarına karşı Başûr’daki Kürt halkının BOYKOT ile cevabı olması Ortadoğu’da zihniyetin değişmesi gerektiğini işaret etmiştir, boykot kendisini halklarla bu kadar iç içe olmasında yatan temel etkense, Kürtlere uygulanan böl yönet politikasının artık anlamsızlaştığıdır, aynı şekilde Kürtlerin birlikteliğini de dayatıyor olmasıdır. Bu anlamda boykot hem dış saldırılara karşı, hem de içteki ihanete de bir cevap niteliği taşıyor.
BOYKOT 2020 YILININ EN BÜYÜK ZİHNİYET DEVRİM EYLEMİDİR! Zor yöntemlerle uygulanan baskılar aslında karşı devrime ve büyük zihniyet devrimine evrilme sürecine doğru gidiyor. Doğal topluma yakışan bu eylem tarzları Ortadoğu’da başlaması, gelişmişlik dünya ülkeleri tanımını da yerle bir ederken, gelişmişliğin toplumun refah seviyesi olmadığını aslında, zihniyetin toplumun gelişmişlik seviyesini belirlediğini, boykot eylemiyle anlaşılır hale gelen bir gerçekliktir. Toplumun degisimini zorunlu kılan zor yöntemlerininde artık anlamını yitireceği bir yıla girdik. Direnişlerin artık BOYKOT tarzı eylemlerle geçeceği yeni bir eylemsel yılına girerken, BOYKOTun oluşmasını yaratan devrimci direnişçilerinde savundukları demokratik toplum oluşumunu yaratacak eylem modelini de başarıya ulaştırmak en büyük BOYKOT DEVRİMCİlerinin görevidir...