Hiçbir şey yazmak istemiyorum bugün.
Kulağım haber programlarında, yüreğim boşluklarda. Aslında haber programlarını da izlemek istemiyorum. Her an gelebilecek bir felaket haberi, cezaevlerindeki bir Kürt direnişçisinin son nefesinde atacağı bir çığlığın yankısı… Sonrası…
Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Korkumu yenmek için "direnmekte haklılar, kazandılar ve hep kazanacaklar" diye boşluğa yazıyorum. Kürdistan’da sokaklarda, alanlarda genç yaşlı kadın erkek direnişte, ayakta yüzbinlere bakarak anlıyorum korkularımdaki haklılığı.
"Eğer" diye başlayan felaket senaryoları arkasından, isyan eden yüreğimin bu devletle ebede kadar kör bir dövüşe hazırlanmak için yeniden yeniden ant içişi; sonra dipsiz kuyulara yönelip "barış" diye başlayıp "barış" diye biten haykırışlarım…
Hiçbir şey yazmak istemiyorum bugün. Dilim kurusun, ama ölecek ilk Kürt yoldaşıma binlerce kilometre öteden "yalnız değilsin" diyebilmek için belki, haber programlarını dinlemek istiyorum. Ama böyle bir haberi duymamak için dinlemek de istemiyorum.
Nasıl çatışmalı bir ruh halidir bu böyle. Nasıl büyük bir zulümdür insan olana. Nasıl bir acımasızlıktır, nasıl bir vicdansızlıktır ki bu böyle, azıcık insan kalmış yanımız bile yakıştıramaz bunu insana. Nasıl bir anlayıştır ki, yakışır sadece, Osmanlı kalıntısı bir sömürgeciliğe.
***
Hiçbir şey yazmak istemiyorum bugün.
Siz bana korkak deyin, razıyım ben; ama yine de hatırlatmayın lütfen neden korkuyorum bu devletin politikalarının çizdiği gelecek yorumlarımdan. AKP Devleti’nin faşizmi, bildik bütün faşist uygulamaların ahlak ölçülerini bile utandırdı, ahlaksızlıkta bu kadar gerisinde kaldıkları için Türk faşizminin.
Kürt halkını yeniden tarihin karanlıkları içine gömmek konusunda küçücük bir şansları olsa, onların savaş çığlıklarını vicdani ve ahlaki bulmasam da, bir sömürgeciliğin davranış kalıpları içinden değerlendirip daha anlamlı bulacağım. Oysa yok, yook, yoook. Artık Kürt halkını bir adım geri attırabilme gücü ne bölgede ne dünyada hiçbir devlette yooookkk.
Bu nedenle bu savaşı sürdürmekte ısrar, sömürgeciliğin intikam isteğinin dışında açıklanamaz. İntikam için kan istemek, bin yıl öncenin kabile yaşamlarının toplumsal güdülerinden başka bir şey değildir.
Korkuyorum. Çünkü biliyorum ki ölecek ilk Kürt direnişçi ile birlikte, barış umutlarım da ölecek belki onlarca yıl. Kürtler beni ve bizi hiç affetmeyecekler, biliyorum.
***
Artık dönüşü olmayan bir yola girilmiş durumda.
Ya onuruyla birlikte insanlık kazanacak, ya da "beterin de beteri varmış" sözünü daha sık hatırlayacağımız bir yok oluşu hep birlikte yaşayacağız. Tehdit mi? Geçin bu Tayyip zırvalarıyla sorgulamayı. Hayır, buna ihtiyaç mı var? Her şey çırılçıplak ortada. Bir halk bedenini koymuş ortaya özgürlük için ve her gün kendi küllerinden yeniden yaratıyor kendini, daha da büyüyerek; bir devlet, en ilkel güdüleriyle direniyor savaşta, kanla doğmuş bir iktidarı sürdürmek için.
Batı yakasından el uzatmak için barışa, çok geç kaldık sanırım.
40 gün bekleyen aydınımız da, 50 gün bekleyen sanatçımız da bu kadar da olsa iyi ki varlar, daha çok var olsunlar, ama yine de çok geç kaldılar ses çıkarmak için. Ölüm olmasa da tükendi bedenin bir yarısı, umudun üç yarısı, dayanışma beklentisinin belki de bütünü.
***
Alıştırıldık mı, nedir bilmem?
Artık tek tek ölümler kesmiyor hiçbirimizin içindeki adrenalin hızını. Üç beş olduğunda ölüm, önemli bir şey yok diye geçiştiriyoruz haber saatlerini. Toplu katliamlar bekliyoruz sanki, gerçeğe yakın olmak için. Katliamsız günlerde dünya haberlerine yöneliyoruz, savaşın rengiyle ancak renklenebilen medyayı didik didik ederek, bir kaç on ya da yüz kişinin birlikte öldüğü bir sel felaketine, bir trafik kazasına, bir çatışma haberine ulaşabilmek için.
Yalana ve bireysel çıkara programlanmış yeni tip insanlarız artık. Ve "öteki için de" ölümü göze alan Kürt’ü anlamaktan çok uzağız.
Hayli zaman oldu biz insanlıktan çıkalı; vicdanımızı kaybedeli daha çok bir zaman, belki ondan da çok önce ahlakı çöpe atalı.
Bir Kürt direnişçisi bile ölürse eğer…
Biliyorum, artık hiç kimse inanmayacak benim barış çığlıklarıma…
Hatta suçlayacaklar beni "katille" anlaşma mı olur diyerek…
Korkuyorum…
Ve hiçbir şey yazmak istemiyorum bugün.
Bu bir yazı değildir