Yunanca ‘cüce’ anlamına gelen ‘nanos’tan türetilen ‘nano’ kelimesi bir şeyin milyarda birini ifade ediyor. Nano teknoloji ile mikron boyutlarında yapılan çalışmalar hayatımızda gerçekleşen değişimlerin daha hızlı ve daha radikal olmasını sağlıyor. Bu durum, hayatın her alanını olduğu gibi sanatı da etkiliyor.

Saç telinde yanardağlar

Boya, kimyasal veya kristallerden oluşan unsurların mikroskop altında binlerce kez büyütülmesiyle, ortaya birbirinden ilginç kareler çıkıyor. Böylece çıplak gözle göremeyeceğimiz mikro dünyayı gözler önüne seriyor. "Nano Sanat" olarak nitelenen bu akımın öncüsü Amerikalı sanatçı Cris Orfescu. Nano sanatı, "bir post-dijital görsel sanat akımı" olarak niteleyen Orfescu, "İnsanın temel problemlerinden biri ölçeklerle ilgili. Sahip olduğu hemen her şeyin ölçeği onu fazlasıyla ilgilendirdiğinden, ölçeğin eşitlenmesinden korkuyor. Bu nedenle olabildiğince fazla rütbe, mevki ve atlanması gereken seviye koyuyor dünya ile arasına. Ancak nano teknoloji, dolayısıyla da nano sanat bu kaçışın önüne geçiyor" tanımını yapıyor.
Elektron mikroskobu aracılığı ve nano teknolojiye uygun dijital aletler yardımıyla, maddelerin milyarda birlik ölçekte görüntüleri alınıyor, bu görüntüler bilgisayar ekranına aktarılıyor ve üzerlerinde, renklendirmek, eğmek bükmek suretiyle manipülasyon yapılıyor. Ortaya çıkan görüntü yine dijital bir baskı makinası sayesinde tuvale kopyalanıyor. Böylece bir saç telinin içinden yanardağlar, derin vadiler, mavi kraterler çıkıyor ortaya. 


'Materyalist bilim sanatçısı'

Cris Orfescu, kendini "materyalist bir bilim sanatçısı" olarak tanımlıyor. 2004 yılında ilk nano sergisin açan Cris Orfescu'nun etrafında zamanla çok sayıda sanatçı toplanıyor. Her yıl nano sanat sergisi düzenleniyor, çok sayıda ülkeden katılım gerçekleşiyor. Ancak nano sanat ile birlikte bir eseri ortaya çıkaran sanatçının üretim süreci de çok aza iniyor. Artık çok fazla emek harcanmayan bu sanatın insan hayatında ne kadar yer bulacağını ise zaman gösterecek. Şimdilik bu sanatı yapabilmek o kadar da kolay değil. Çünkü bu sanatı yapmayı sağlayan elektron ya da atomik mikroskoplara ulaşmak pek de kolay değil.

KÜLTÜR SERVİSİ