Bu devlet bizim mi?

Haberleri —

Şemiznan ilçesine bağlı Bêmbo köyüne baskın yaparak Sami Kaplan isimli genci katleden Türk devlet güçleri, dün bir kez daha köye baskın yaptı. Kardeşinin cenazesini teşhis etmek için 34. Hudut Tümen Komutanlığı’na giden ağabeyi Fehmi Kaplan, “Kardeşim sivildi, neden vurdunuz?” diye sordu. Kaplan’ın aktarımına göre Türk komutan, gayet rahat yanıt verdi: “Kardeşin sarı mekap giymişti, PKK’lı sandık. Sivil olduğunu bilmiyorduk.”

Colemerg’in (Hakkari) Şemzinan (Şemdinli) ilçesine bağlı Bêmbo köyüne önceki gün sabah saatlerinde baskın düzenleyerek Sami Kaplan isimli genci katleden askerlerin köydeki bekleyişi devam etti. Zırhlı araçlarla köyü ablukaya alan askerler, birçok evde arama yaptı. Köylülere hakaretler yağdıran Türk işgal güçleri, köyde giriş-çıkışlara izin vermedi. Katledilen Kaplan’ın cenazesi, 34. Hudut Tugay Komutanlığı‘na götürüldü. Yaralı olarak gözaltına alınan Yakup Onay’dan haber alınmadı.

Sami Kaplan’ın (28) cenazesi dün saban saatlerinden otopsi işlemleri için Meletî (Malatya) Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. 


Köye ikinci baskın

Türk güçleri, dün sabah köye bir kez daha baskın düzenledi. Evleri didik didik arayan askerler, köy sakinlerine hakaretler savurarak, Fetullah Kaplan, Adem Dinç, Hamide Arıcı ve Seba Arıcı isimli köylüleri gözaltına aldı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 4 kişi İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.


Köyün etrafına pusu

Kaplan’ın öldürüldüğü baskını anlatan görgü tanıkları, köyün 150 metre aşağısında bulunan araziye koyunlarını götürdükten sonra geri dönen Sami Kaplan ve Yakup Onay’ın köy girişinde askerler tarafından tarandığını, ardından da köye baskın yapıldığını söyledi. İsmini vermek istemeyen bir görgü tanığı ise askerlerin sabah saatlerinde ablukaya aldıkları köyün bazı noktalarında pusu attıklarını söyledi. Görgü tanığı, “Köyün hemen aşağısında ise Sami ve Yakup köye varmak üzereydiler. Zaten üzerlerinde sivil kıyafetleri ne kadar da uzak olsa belliydi. Ellerinde silah yoktu. Birden onlara birçok noktadan ateş açtı askerler. Ondan sonra da zaten köyün içi askerler doldu. Askerler ‘sokağa çıkma yasağı’ var anonsları yaparak herkesi zorla evine soktu. Kimseyi olay yerine yaklaştırmadılar” dedi.


Deliller yok edildi!

Başka bir görgü tanığı ise askerlerin Kaplan ve Onay’ın sivil olduğunu ayırt edebilecek uzaklıkta olduğunu belirterek, “Sivillerdi, zaten askerler onları çok rahatlıkla görüyorlardı. Birden taramaya başladılar. Bizim olay yerine girmemizi engellediler. Saatlerce kimsenin evinden çıkmasına izin vermediler. Öldürdüler Sami’yi ardından da delileri yok etmek için kimsenin oraya gitmesine izin vermediler” diye konuştu. 


Tek cümlede özetledi

Kardeşinin cenazesini teşhis etmek için 34. Hudut Tümen Komutanlığı’na giden ağabeyi Fehmi Kaplan, Türk komutana, “Kardeşim sivildi, neden vurdunuz?” diye sorduğunu belirterek, aldığı yanıtı paylaştı: “Kardeşin sarı mekap giymişti, PKK’lı sandık. Sivil olduğunu bilmiyorduk.”

Kardeşinin kasıtlı olarak katledildiğini belirten Kaplan, “Kardeşimin sivil olduğu açıktı, zaten sadece sarı mekap giydiği için öldürdüler. Bizim burada herkes mekap giyer. Bunu herkes de biliyor. Allah kabul etmesin” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Bêmbo köyü, koruculuğu hiç kabul etmeyen köy olarak biliniyor ve yıllardır Türk güçlerinin hedefinde. 


 DİHA/HAKKARİ





 7 yaşında tek başına


Roj Renas Ayık, henüz 7 yaşında. Ağabeyinin ardından anne ve babası da siyasi soykırım operasyonlarında tutuklandı. Devletin şimdilik almadığı ablası da kent dışında üniversite öğrencisi. Roj Renas, Antalya’daki evlerinde tek başına kaldı. 




Antalya’nın Manavgat ilçesinde yaşayan Roj Renas Ayık, henüz 7 yaşında olmasına rağmen aile fertlerinden ayrı hayata tutunmak zorunda bırakılan küçük bir çocuk. Roj’un bir başına kalmasının nedeni ise aslında yıllardır yol açılan benzer mağduriyetler üzerinden kendisini sürdüren Kürt halkının gasp edilen haklarının iadesi talebinin bastırılması sorunu. 

4 çocuklu Hülya ve Hüseyin Ayık çiftinin en küçük çocuğu olan Roj’un ağabeyi Mehmet Ayık, 2011 yılında Öcalan’ın özgürlüğü talebiyle ile bedenini ateşe vererek yaşamına son verdi. Özgür Halk Dergisi’nde çalışan ve 8 ay önce tutuklanan diğer ağabeyi Devrim Ayık ise İzmir’de cezaevine konuldu. Ablası Jiyan’ın üniversite okuması nedeniyle kent dışında olduğu Roj’un anne ve babası ise 4 Mayıs tarihinde, ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla tutuklandı. Anne ve babasının tutuklanmasıyla bir başına kalan küçük Roj’a, anne ve babasının istediği üzerine komşuları sahip çıktı.


Anlam vermeye çalışıyor

Aylardır cezaevinde olan ağabeyinin tutukluluğuna çocuk aklıyla anlam vermeye çalışan Roj, avukat olup ağabeyini kurtarma hayalleri kurarken, kendisinden koparılan anne ve babasını da ağabeyi gibi demir parmaklıkların arkasına konuldu.

Tutuklanmasının ardından annesi ile cezaevinde görüşen Roj, her çocuk gibi annesinden kopmak istemeyerek yanında kalmak istedi. Ancak annesinin istediği üzerine Roj’a kendisiyle aynı yaşlarda çocukları bulunan komşularının bakmasına karar verildi. Ailenin iki komşusu, bu zor günlerinden aile ile dayanışma içerisine girerek küçük Roj’a, kendi evlatları arasında evlerini açtı.

Aile fertlerinden ayrı şimdilerde komşularının baktığı Roj, daha düne kadar cezaevindeki ağabeyi Devrim için çevresindekilere yönelttiği “Ağabeyim gelecek mi? Ne zaman gelecek?” sorularına, “Annem ve babam, ağabeyinle mi kalacak? Ne kadar kalacak” sorularını da ekledi.


Roj adalet ihtiyacının farkında!

Boşluklarını sürekli hissettiği aile fertlerinin yokluğunda, içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışan Roj, günlerini komşularının çocukları ile oynayarak, ailesine kavuşacağı günü bekleyerek geçiriyor. Henüz 1. sınıf öğrencisi olan Roj’u okuduğu okula ise her sabah annesi değil, komşuları uğurluyor. 

Bu yaşında kendisine yaşatılanlar nedeniyle mahalle sakinlerinin gözbebeği haline gelen Roj’un Manisa Celal Bayar Üniversite’sinde Edebiyat Bölümü öğrencisi olan Ablası Jiyan ise anne ve babasının tutuklanması sonrası kardeşinin yanına almak istediğini, ancak hem öğrenci olmasından dolayı ona zaman ayırmakta zorlanacağı, hem de ekonomik sıkıntılardan dolayı ailesinin kardeşinin komşularının yanında kalmasını daha doğru bulduklarını ifade etti.

Kardeşinin direngen bir çocuk olduğunu, ancak psikolojik sorunlar yaşamasına rağmen bunu yansıtmamaya çalıştığını gözlemleyebildiklerini dile getiren ablası, Roj’un her konuştuklarında anne ve babasını sorduğunu anlattı. Ablası, anne ve babasının iki ay sonra geleceğini söyleyerek avutmaya çalıştığını söyledi.


Avukat: Tutuksuz yargılanabilirler

Ailenin avukatı Özden Saldıran ise müvekkillerine isnat edilen suçun kapsamı ve niteliğine bakıldığında tutuksuz yargılanmaları gerektiğinin altını çizdi. Av. Saldıran, her şeyden önce anne ve babası hakkındaki tutukluluk kararının kaldırılarak Roj’un bir çocuk olarak yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gerektiğini ifade etti. 


 DİHA/ANTALYA


paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.