• Babası gibi binlerce kişinin akıbetinin halen belirsiz olduğuna dikkat çeken Ebubekir Deniz'in kızı Ceylan Deniz, "Süreç birazcık da olsa umutlandırdı ama faili meçhuller konuşulmadı. Bu da büyük bir yara" dedi.
  • "Bu devlet hepimize borçlu" diyen Deniz, şunu vurguladı: "Bizden çocukluğumuzu, babamızı, ailemizi aldılar. Hepimiz babamın gittiği günde kaldık. Süreç, umarım faili meçhul dosyalar için de bir çıkış kapısı olur."

 

Gözaltında kaybettirilen Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in aileleri, çeyrek asırdır yasını tutamadıkları yakınlarını istiyor.

Şirnex'in Silopiya (Silopi) ilçesinde 25 Ocak 2001'de çağrıldıkları İlçe Jandarma Komutanlığına gittikten sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Halkın Demokratik Partisi (HADEP) İlçe Başkanı Serdar Tanış ile parti yöneticisi Ebubekir Deniz’in akıbetleri 25 yıldır aydınlatılmadı. Ailelerin ve insan hakları örgütlerinin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı ve etkin bir soruşturma yapılmadan 2015'te takipsizlik kararı verildi. Dosyanın en son gittiği Anayasa Mahkemesi de 18 Temmuz 2019'da başvuruyu süre aşımı gerekçesiyle reddetti.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2005'te devleti sorumlu tutarak, Türkiye’yi mahkum etti. Türkiye, AİHM kararını tam olarak uygulamadı ve sadece tazminat ödemekle yetindi. Yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlalleri ile ilgili yükümlülüğünü yerine getirmedi. Bunun üzerine AİHM'e yeni bir başvuru yapıldı. 

Çalmadık kapı bırakmadı

MA'dan Azad Altay ve Berivan Altan'a konuşan Şuayip Tanış, 25 yıldır oğlunun akıbetini öğrenmek için mücadele veriyor. Bu süreçte birçok baskıyla karşı karşıya kalmasına rağmen mücadelesinden geri adım atmayarak, çalmadık kapı bırakmadı. Hem oğlunun hem de Ebubekir Deniz'in katledildiğini düşünen baba Tanış, şunları paylaştı: "Onların kaybedilmelerinin 6 ya da 7. günüydü. O dönem NTV’de 'Gabar’da çatışma çıktı: İki terörist öldürüldü' haberi yayımlandı. Kürt televizyonu ise Gabar’da çatışma çıkmadığına dair haber yaptı. O dönem her ikisi de Gabar’da katledildi. Bir asker bana 'İki kişiyi getirdiler' dedi. Onları görenler Ebubekir ve Serdar olduğunu söylediler. Askerler, onlara 'kaçın' demiş. Onlar 'kaçmayacağız' deseler de zorlanmışlar, sonrasında arkalarından vurmuşlar. İkisini orada katlettiler" dedi. 

Süreçten beklentilerimiz var

Hiç kimsenin artık oğlunun akıbetine benzer bir akıbeti yaşamaması gerektiğini vurgulayan Tanış, yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde kayıp yakınları olarak beklentilerinin olduğunu söyledi. Tanış, şunları ifade etti: "Serdar ve arkadaşı Deniz’in tek suçları HADEP İlçe örgütünü açmaktı. Günahsız insanların katledilmesine sebep olan faillerin ortaya çıkarılmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. Böyle olursa süreçten memnun oluruz. Doğru bir süreç yürütülmesini istiyoruz. Akıbetlerini öğrenmek, kemiklerinin verilmesini, bu zulmü yapanların ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Artık kimse ölmesin ve doğru bir süreç yürütülsün. Bugün bana 'Kürt ve Türk ayrılsın mı?' diye sorsalar, 'hayır' derim, ancak nasıl Türk halkının hakkı, kimliği ve dili varsa bizim de olması gerekir. Ana dilde eğitim verilmesini istiyoruz. Devlet Ankara, İstanbul ve Edirne’ye nasıl bakıyorsa Hakkari, Şırnak ve Mardin’e de öyle bakmalıdır. Öyle olmazsa bu süreç ilerlemez." 

Kayıp bir çocukluk

Ceylan Deniz, babası Ebubekir Deniz kaybettirildiğinde dört yaşındaydı. Üç kardeşiyle birlikte büyüdü ve babasını aramaktan vazgeçmedi. Babasının kaybedilişine dair bilgileri büyüdükten sonra öğrenebildiğini söyleyen Ceylan Deniz, "Hayal meyal tek hatırladığım babamın kapıdan gittiği o andır. Günlerce taziye havası vardı ve hiçbir haber alamıyorduk. Bu şekilde günler, aylar, yıllar birbirini kovaladı" dedi. Babasının durumu nedeniyle "kayıp bir çocukluk" geçirdiklerini söyleyen Ceylan Deniz, şöyle devam etti: "Büyüdük ama bir baba figürü yoktu evimizde, hep eksikliğini yaşadık. Kardeşim bir gün ağlayarak, anneme ‘Madem babam yok diyorsunuz, o zaman bize bir mezar gösterin’ demişti. Annem sessizdi, çünkü bize verebileceği bir cevap yoktu. Bize faili meçhulü nasıl anlatacaktı? Babam gittiğinde kardeşim bir yaşında bile değildi." 

 En azından bir bilgi

Babası gibi binlerce kişinin akıbetinin halen belirsiz olduğuna dikkat çeken Ceylan Deniz, "Tozlu raflarda duran binlerce dosya var. Onları bekleyen anneleri, çocukları var. Bizim beklentimiz, ölü ya da sağ, en azından bir haberin çıkması. Bu süreç hepimizi birazcık da olsa umutlandırdı ama faili meçhuller hakkında hiçbir şekilde bir konuşma geçmedi. Bu da büyük bir yara. Bu devlet hepimize borçlu. Bizden çocukluğumuzu, babamızı, ailemizi aldılar. Biz hepimiz babamın gittiği günde kaldık. Bu süreç umarım faili meçhul dosyalar için de bir çıkış kapısı olur" çağrısı yaptı. 

Ceylan Deniz, bir yas sürecine ihtiyaçları olduğuna işaret ederek, "Bir Cumartesi Anneleri etkinliğine katılmıştım. Bir insanın, birinin kaybını algılayabilmesi için bir sürece ihtiyacı var; bir yas süreci. Üç günlük yas süreci durumu kabullendiriyor. Bizim ne kabullenebileceğimiz bir yas sürecimiz ne de vefat etti diyebileceğimiz bir kaybımız var. Bu süreci yürüten herkesten babamızı istiyoruz. Sadece babamı değil, bütün dosyaların akıbetinin açıklanmasını istiyorum. Benim babamı bana vermeyen, akıbetini açıklamayan sistem ile nasıl barışayım?" diye sordu. ŞIRNEX