Gözaltına alanlar biliniyor
Bu haftanın basın açıklamasını 1995 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra, kendisinden bir daha haber alınamayan Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun Koç okudu. Açıklamada “20 Şubat 1995 yılından bu yana Rıdvan’dan haber alınamıyor. Gözaltına alındığı inkar edilen Rıdvan’ı ısrarla arayan ailesine, üç ay boyunca devletin tüm kurumlarında ‘bizde yok’ cevabı verildi. Rıdvan’ı gözaltına alanlar, sorgulayanlar bilinmesine rağmen hukuk işletilmedi. Failler korunarak daha sonraki kaybetmeler için, İstanbul cesaretlendirildi” denildi. Ayrıca o dönem gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın cenazesini arayan ailesinin, Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nda Karakoç’a ait işkence görmüş haldeki cenazesinin fotoğrafının bulunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, cenazenin kimsesizler mezarlığına gömüldüğünün ortaya çıktığı ve o dönem emniyet müdürünün Necdet Menzir, Emniyet Genel Müdürü’nün ise, Mehmet Ağar olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada son olarak sorumlular yargılanmadan, bu dosyaların kapanmayacağı belirtildi.
Mahkemede ölüm ile tehdit
Cizîr’deki Dayîkên Semîyê eyleminde, 1993 yılında kaybedilen Ömer Candoruk’un hikayesi anlatıldı. Kayıp ailelerine, MEYA-DER yöneticileri de destek verdi. Candurok’un eşi Hanım Candoruk, eşinin taksi şoförü olduğunu ve Bedran (Adem Yakın), Abdulhakim Güven ve Cemal yüzbaşı tarafından, üç yolcusuyla birlikte, Botaş’ta öldürüldüğünü ve oradan da cesedinin Xolan bölgesine atıldığını anlatan Hanım Candoruk, “Cuma günü mahkememiz var. Gideceğiz ve katilerden hesap soracağız. Bizler geçmiş mahkemelere gittiğimizde Bedran bizi mahkemede tehdit ediyor, hakim ve savcılar seslerini çıkarmıyor. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız ve davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Ardından 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.
DİHA/İSTANBUL-ŞIRNEX