Zindana sığmayan sesler...

‘Umutluyum, çünkü marifet sahibi kadınların hakikat meşaleleriyle biz erkeklerin karanlık ruhlarını huzura erdireceğine, savaşı bitireceklerine, barışı getireceklerine sonsuz inanıyorum. Sümer ilahisi size ne hissettirecek siz de bir düşünün! Gözlerinizi kapayın ve dizelerin ruhunuzda akmasını hissedin. Zamanın yaşamla uyumlu, umudun sevgiyle ne kadar güzel buluştuğunu hissedeceksiniz. Umut her zaman vardır!”

                                                   (Seyit Oktay’ın 2 Temmuz 2019 tarihli mektubundan)

***

Seyit Oktay, 26 yıl önce tutuklandı. Yazar ve şair Seyit Oktay’ın Dağ Kokusu (Kalbini Arayan, Kavmin Öyküleri) isimli kitabı Ceylan Yayınları tarafından 2015 yılında yayımlandı ve kapak kısmında PKK’li bir kadın gerillanın fotoğrafı olduğu için kitabın “örgüt propagandası” içerdiği gerekçesiyle Oktay’a teslim edilmedi.

Son kaldığı Van T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’nda da aynı uygulamaya maruz kalan Oktay, defalarca sürgün edildi. Van’da kaldığı dönem Oktay, bu hapishanenin yeni kurulan bir yer olmasıyla ilgili önemli sorunlar yaşadı. Şöyle ki, yönetim de ne yapacağını çok bilmediği ya da bir türlü merkezi hükümete yaranma derdinde olduğu için uygulamaları faşist yönetim tarzına en yakın hale getirmiş. Sohbet yok, spor iki haftada bir, kapalı ziyaretler yarım saat, açık ziyaretler kırk beş dakika, aileler saatlerce bekliyor. Hapishanede kalan tutsak sayısı diğer hapishanelerde de olduğu gibi mevcudun hayli üzerinde, hastanelere sevkler sıkıntılı. İçeriye kitap alınamıyor, hatta yazarın kendi kitabı da alınmıyor.

Benzer bir dönem yaşamadık

Seyit Oktay o dönem yazdığı bir mektubunda şöyle diyor: “Yıllardır içerideyim, bu dönem kadar sıkıntılı, kısıtlayıcı bir dönem görmedik, yaşamadık. Kısa bir şekilde özetleyebilirim. Eskiden diyalog ve karşılıklı anlayışla birçok sorun aşılabiliyor, bir biçimde halledilebiliyordu. Şimdilerde bu yol ve yöntemler de sıkıntılı ya da çözüm odaklı olmaktan çıkarılmış, o yüzden de hiçbir gelişme kaydedilemiyor. Oysa çok basit biçimde çözülebilecek çok sorun var. Yeter ki anlayış ve çözüm niyeti olsun. Sanırım içinden geçtiğimiz dönemle ilgili. Zaman ve hayat kendi mecrasında akar, su yatağını bulur diyorum.”

Cezaevinde üretmeye devam

Şu an Tokat T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’ndaki Oktay’ın Dağ Kokusu (Kalbini Arayan, Kavmin Öyküleri) ve Arami Tabletleri (Yitiğin Destanı) isimli eserlerinin yanı sıra çok sayıda öykü ve şiirleri bulunuyor. Oktay, daha önce İsmet Baycan Öykü Yarışması’nda birincilik ve Hüseyin Çelebi Öykü Yarışması’nda iki kez ikincilik ödülünü kazandı. Geçtiğimiz günlerde ise Oktay’ın hapishanede kaleme aldığı Aryen Med Destanı (Bir Peri Masalı Bir İnsan Hikayesi) isimli son kitabı okurla buluştu.

Çizgiler cezaevi duvarlarını aşamadı

Görülmüştür ekibi kurucularından Adil Okay’ın derlediği ve tutsaklarla kolektif olarak çalıştığı “Duvarları Delen Çizgiler” kitabında Seyit Oktay’ın da çizimi vardı; ancak kitaba geçtiğimiz günlerde yasaklama kararı getirildi. Kararla ilgili şöyle diyor Oktay: “Maalesef Aziz Nesinlik bir vaka daha! ‘Duvarları Delen Çizgiler’ adlı kitabın bana verilmeyeceğine dair Tokat T-Tipi Cezaevi Müdürlüğüne bağlı Eğitim Kurulu kararı tebliğ edildi. Ben şakadır herhalde diyemedim! Karikatürleri ‘kurum güvenliğini tehlikeye düşüren yazı ve resimleri kapsadığı görüldüğü’ bağlamında değerlendirip vermediler. Daha ayı dolmadı güya ‘ifade özgürlüğünü’ genişleten yargı paketi tumturaklı bir söylevle basına duyurulmuştu. Gelen karar sayesinde öğrendim ki Adil Okay dostumun yolladığı kitap, cezaevlerinde çizilmiş kendilerine yollanmış ve kitap haline getirilmiş çalışmaydı. Maalesef çizgiler bizim cezaevinin duvarlarını aşamadı.”

 

Mektup Adresi:

 

Seyit Oktay

Tokat T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu   -  A-27 - Tokat