Kürt siyasetinin yükselen başarısını baltalamak için 7 yıl önce bugün startı verilen ve 3 yıl süren "KCK" operasyonlarında on bin kişi tutuklanmış, AKP ise cemaat ile arasında patlak veren çatışmanın ardından bu operasyonların cemaatin kumpası olduğunu iddia etmişti. O dönem KCK operasyonlarına açıktan destek veren hükümet, bugün siyaseten yaşadığı tıkanmadan kurtulmak için yine tasfiyeye yöneldi ve Kürt siyasetçilere yönelik tutuklama furyası başlatıldı. 

Bundan tam 7 yıl önce yine bir 14 Nisan günü, yerel seçimlerden büyük bir zaferle çıkan ve 100'e yakın belediyenin yönetimini devralmasıyla AKP'nin hedefi haline gelen Demokratik Toplum Partisi (DTP), "KCK" adı altında yapılan operasyonlarla tasfiye edilmek istenmişti. Seçimlerin hemen ardından dönemin Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, "Ermenistan sınırına dayandılar" çıkışıyla başlayan siyasi linç, 14 Nisan'da Diyarbakır merkezli olarak 13 ilde DTP'ye yapılan operasyonlarda 51 kişinin cezaevine konulmasıyla tutuklama furyasına dönüştü. 

Dönemin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın açık desteği ile 2011 yılına kadar süren bu siyasi soykırım operasyonlarında, DTP'nin genel başkan yardımcıları, DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, belediye başkanları, 2011 yılında milletvekili seçilecek olan siyasetçiler, gazeteciler, avukatlar, insan hakları savunucuları, akademisyenlerin de aralarında bulunduğu binlerce kişi demir parmaklıkların arkasına konuldu.


AKP cemaatin sırtına attı ama...

"KCK şehir yapılanmasına yönelik olduğu" savıyla sürdürülen operasyonların yargı ve emniyetteki cemaat yapılanması eliyle gerçekleştirildiği, uzun bir süre yazılıp çizildi. Operasyonlar öncesinde cemaatin yayın organı Aksiyon dergisinde, 'Şehirdeki KCK yapıları çökertilmelidir. Bu yapılar çökertilmeden terörle mücadelede başarı sağlanamaz' vurguları ile yazılara yer verildi. 

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu ile AKP ve cemaat arasında patlak veren savaşın ardından hükümet ve onların kalemşörleri, KCK operasyonlarını cemaatin planladığını yazsa da o dönem başta Erdoğan olmak üzere hükümetin tüm temsilcileri "operasyonları destekliyoruz" açıklamaları yapmıştı. 

Örneğin dönemin Başbakanı Erdoğan, operasyonlarla ilgili bir açıklamasında, "Ben KCK operasyonlarının arkasındayım. Şimdi neler olduğu ortaya çıkıyor. Bir örgüt elemanı olarak çalışıp, bu ülkenin birliğini beraberliğini bozmaya çalışıyorlar. Buna kalkıp da bir hukuk devleti müsaade edemez. Onun yargı gereğini yapıyor. Yargının verdiği talimatla da yürütme görevini yerine getiriyor" demişti. 

AKP'nin kalemşörleri de cemaate yönelik operasyonların hemen ardından cesaret kazanarak KCK tutuklamalarının tamamen cemaatin kumpası olduğu, Erdoğan'ı ve AKP'yi frenlemek için tezgahlandığını yazıp çizdi. 

AKP'nin, hem iç kamuoyunda hem de uluslararası kamuoyunda büyük tepki gören KCK operasyonları konusunda cemaati öne sürüp, kendini kurtarma çabası üzerinden çok zaman geçmeden, bu kez 7 Haziran seçimlerinin ardından başlatılan siyasi linç ve tutuklama furyası ile yeniden başa dönüldü. 

2009 yılında olduğu gibi birçok DBP'li belediye eşbaşkanı, DBP ve HDP'nin genel merkez düzeyinde ve yerelde çalışan yüzlerce siyasetçi tutuklandı. Yine onlarca gazeteci, akademisyen, insan hakları savunucusu, öğrenci de muhalif sesleri bastırma hamlesinde cezaevlerine konuldu.


2009'da alınanlar bir kez daha tutuklandı

7 Haziran'da tepetaklak olan ve 1 Kasım seçimlerine kadar korsanvari biçimde ülkeyi yöneten AKP'nin, 24 Temmuz 2015'te startını verdiği savaş politikasında her zaman olduğu Kürtler ve kurumları hedef alındı. 

En son 10 Nisan'da, KJA ve DBP'ye yönelik yine Diyarbakır merkezli düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 18 Kürt siyasetçiden 13'ü tutuklandı. Tutuklananlar arasında yer alan isimlerden Demokratik Yerel Yönetimler Birliği Eşbaşkanı Çimen Işık, DBP PM üyeleri Pero Dündar ve Olcay Kanlıbaş ile Turan Genç, 2009 yılındaki siyasi soykırım operasyonunda da tutuklanmış ve 5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra "uzun tutukluluk süresi" göz önünde bulundurularak 2014 yılında tahliye edilmişti. 

Ve en son 14 Nisan 2009'un yıldönümünde Diyarbakır'da sabaha karşı DBP il, Kayapınar ilçe binası ile Kürt siyasetçilerin evlerine eş zamanlı baskınlar düzenlendi. 

HDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için Erdoğan'ın her gün tüm dünyanın gözleri önünde hükümete talimatlar verdiği, polislerin milletvekillerine silah çekip hakaretler ettiği, medya üzerinden kapsamlı linç kampanyalarının başlatıldığı, birçok kentin bombalanıp sivillerin katledildiği bir dönemde gerçekleşen bu baskınların, Erdoğan'ın yargı ve yürütmeye talimatlarının bir parçası olduğu değerlendiriliyor. 

Güne dair bir diğer önemli ayrıntı ise, 2009'daki operasyonlarda tutuklanıp haklarında dava açılan aralarında HDP milletvekilleri ve DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle'nin de bulunduğu 190 Kürt siyasetçinin yargılandığı davanın 51'inci duruşmasının dün Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor olması oldu.