Van'da köylülere geri dönüş koşullarının oluşması için komisyon oluşturan GÖÇ-DER, mevcut koşullarda köye dönüşü teşvik etmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, "Savaş atıklarının temizlenmesi, koruculuğun lağvedilmesi, yakılıp yıkılan köylerin yeniden inşa edilmesi, yeni karakol inşaatlarının durdurulması gerekiyor" dedi.  
Kürt sorununda demokratik çözüm olanağının ortaya çıkmasıyla birlikte, devlet tarafından boşaltılıp yakılan köylere geri dönüş konusu da gündeme geldi. Dönüş konusunda çalışmalara başlayan GÖÇ-DER Van Şube Başkanı Ali Hündür, çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. 1984 yılından itibaren yaşanan çatışmalı süreçte devlet tarafından yakılıp-yıkılan ve zorla boşaltılan köylerin sayısı 3 bin 882 olduğunu kaydeden Hündür, buna karşılık 4 milyonu aşkın insanın zorla göçe tabi tutulduğunu ve yurttaşların köylerinden çıkmak zorunda kaldığını dile getirdi. Hündür, "Bu insanlar Amed, Wan, Elih, Riha ve birçok kentte göç ettiler. Bu kentlerde barınamayan yurttaşlar ikinci bir göç daha yaşadı. Bu kez bu yurttaşların yolu daha uzak metropollere uzandı. İstanbul, Adana, Mersin, ikinci göç mağdurlarının gittiği yerler oldu. Göçe tabi tutulan bu insanlarımızın çoğu eşya ve hayvanlarını dahi bırakmak zorunda kaldılar. Bırakılan eşya ve hayvanların bölge korucularınca gasp ve talan edildiği herkesçe biliniyor" dedi. Zorunlu göç sırasında kadın ve çocukların "mağdurun mağduru" olduklarını kaydeden Hündür, "Hükümet göçe tabi tutulan köyler ve burada yaşayan insanları iskan etmeyerek kendi yasalarını dahi çiğnedi. Bu insanlara 'nereye giderseniz gidin' denildi. Bu yüzden Colemerg'in Çelê ilçesinde Ertuş Beldesi ve Bedrot köyleri halen yasak bölge olma özelliklerini koruyan insansız bölgelerden" dedi.

'İnsanlık dramı ve suçudur'

Köy boşaltmaların adeta bir öç alma duygusuyla geliştiğini ihatırlatan Hündür, şunları dile getirdi: "Van'a göç edenler arasında çadır, naylon brandalar altında yıllarını geçiren ailelere tanık oldum. Birçok insanımızın malları tefeciler tarafından gasp edildi. İnsanlar her yönüyle yoksulluğa mahkum edildi. Büyük bir mağduriyet yaşandı. Kürtler kendi köylerinden, yerlerinden edilmeden önce yoksul değillerdi, birçok insana yardım eder, misafirperver insanlardı. Kendi topraklarında yıllarca hiçbir kaygı taşımadan, yarını düşünmeden geçinip giden insanlar, kent varoşlarında muhtaç duruma düştüler. Birilerinin yardımına ihtiyaç duydular, umut beklediler. Bu zorunlu göç bir insanlık dramı ve insanlık suçudur."

Öncelikle yapılması gerekenler?

Köylere geri dönüşlerin sağlanması için alt yapı çalışmalarının yapılması gerektiğinin altını çizen Hündür, acil olarak atılması gereken adımları şöyle sıraladı: "Köylere geri dönüşler için koruculuk sisteminin mutlaka lağvedilmesi lazım. Engellerden bir tanesi de çatışmalı süreçte bölgede bırakılan savaş atıklarıdır. Başta mayınlar olmak üzere savaş atıklarının mutlaka temizlenmesi lazım. Köylerdeki alt yapı sorunlarının mutlaka giderilmesi gerekir. Köyler yeniden inşa edilerek, evleri yakılıp-yakılan insanlarımızın evlerinin yeniden kendi enkazları üzerinden inşa edilmesi gerekiyor. Hakikatleri araştırma komisyonu oluşturularak. faili belli ve faili meçhulleri gün yüzüne çıkartarak tüm mağdurlardan özür dilenmesi lazım."
Hündür, geri dönüşlerin olmazsa olmazlarından birisinin de yeni karakol inşaatların durdurulması olduğunu kaydetti.

'Köy-kent projesinden vazgeçin'

Devletin var olan "köy-kent" projesinden de vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan Hündür, 5233 sayılı yasada yer alan köy-kent projesinin mağduriyeti giderecek bir yasa olmadığını söyledi. Bu yasanın yeniden düzeltilmesi ya da yasanın ortadan kaldırılarak yeni bir tazminat projesi hazırlanması gerektiğini ifade eden Hündür, "Yıllarca köyünü boşaltmış insana 18- 20 yıllık bir süre için 15 -20'lira tazminat veriliyor, bu gülünç bir durumdur. Birçoğu hak etmediği yerde 200- 300 bin lira aldı. Bunlar hiç yerinden yurdun ayrılmayan insanlar, birçoğu korucu, korucubaşı, ağalar ve işbirlikçilerdi" dedi.
Devletin 5233 sayılı yasayı işletirken sivil toplum kuruluşlarından destek almamasını da eleştiren Hündür, "Hükümet kendi memurlarıyla komisyon kurdu. Bu komisyonlarda kendi bildiklerini yaptılar, işin içinde tamamen bir hukuksuzluk vardı. Bu yasanın içeriği mutlaka değiştirilmeli mağduriyetleri kaldırabilecek yeni bir düzenleme şarttır" diye konuştu.

Bu koşullarda teşvik zor

Köylere Geri Dönüş İçin Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurduklarını belirten Hündür, komisyonun askeri alan ilan edilen yerleşim yerleri ve yayla yasaklarının kaldırılması için çalışmalara başlayacağını dile getirdi. Köylere geri dönüş içinde Geri Dönüşleri İzleme Komisyonu'nun oluşma aşamasında olduğunu kaydeden Hündür, şunların belirtti: "Bu geri dönüşler üzerinde herhangi bir engelleme olduğunda hemen müdahale edip gerekeni yapacağımızı da beyan ediyoruz. İnsanlar kendi imkanlarıyla köylerine dönmeye başladı. Bunlar çoğu zaman mevsimlik yaylaya çıkma, kısa süreli geri dönüşler oldu. Kalıcı dönüşler için alt yapısı olmayan, konutu olmayan veya barınabileceği bir yaşam alanı bulamayan insanlar geri dönmek zorunda kalıyor. Kalıcı durum yaratmak gerekir ki, bunun içinde altyapı sorununu mutlaka gidermek veya koruculuğun mutlaka lağvedilerek kaldırılması lazım. Korucu şiddeti hala devam ediyor. Diğer yandan savaş atıkları, özellikle son günlerde Gever'de yaşanan durumu hep beraber gördük, bir ailenin çocuğunun kendi evinin çevresinde bir mayına basması sonucu şehit düştü. Bu tür şeyler zaten yaygındır. Özellikle Şemdinli, Gever'in birçok yeri adeta mayın tarlaları, savaş atıklarıyla dolu. Bunlar temizlenmedikçe geri dönüşlerin önünde teşvik edici bir ortam yok. Biz şu anki durumdan dolayı kimseyi teşvik etmeyi düşünmüyoruz."

Göç haritası çıkarılacak

GÖÇ-DER'in koşullar düzeltilmediği sürece geri dönüşleri teşvik etmeyeceğini vurgulayan Hündür, Göç Platformu'nun bir "Göç Haritası" proje çalışmasının olduğunu ve bütün boşaltılan köyler, mezralar ve "kon" denilen tek odalı evlerin teker teker dolaşılarak tespit edileceğini belirtti. Hündür, "Yine göç eden kaç kişi var, kaç kişi döndü ve bu göç sırasında yaşanan dramlar ile o dönem yaşanmış olaylar, tacizler, kayıplar, gözaltılar, bunların hepsi çalışma çerçevesinde tespit edilecek konular" dedi.



HASAN YOLDAŞ/DİHA/VAN