
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, 66. Dönem Birleşmiş Milletler Genel Kurul çalışmalarına katılmak üzere gittiği New York’taki temaslarını tamamlayarak Ankara’ya dönmesinin ardından Esenboğa Havalimanı’nda bir basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin, sorularını cevaplayan Erdoğan şunları söyledi: „Şunu çok açık ve net ifade etmem lazım; terörle mücadele kararlılığımız aynı şekilde devam edecektir. Belki, bu ifade çok kullanıldığı için bezdirmiş olabilir ama bunu ifade etmek bizim için bir sorumluluktur. İran ve biz, aslında ortak bir terör örgütü ile mücadele ediyoruz. Oradaki ismi farklı, bizdeki farklı. İran’la müşterek yaptığımız operasyonlar var. Şu anda yürütülüyor. Herhangi bir erteleme söz konusu değildir. Son gelişmeler, sınır ötesi operasyonların çok önemli netice doğurmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa bu süreç daha sakin geçebilirdi. Ama bunu yapmak zorundayız ve yapacağız. Bu içeride de, sınır ötesinde de olacak.“
Kürt analara hakaret
Siirt’te HPG’nin polis aracı zannederek yanlışlıkla vurduğunu açıkladığı ve 4 kadının yaşamını yitirdiği olaya ilişkin konuşan Erdoğan, hiçbir zaman taleplerine kulak vermediği Kürt annelerine seslendi: „Kürt kökenli annelere seslenmek istiyorum, ardından tüm annelere seslenmek istiyorum. Siirt’te olan hadise, sıradan bir hadise değildir. Gerçek yüzlerini ortaya koyması bakımından çok önemli bir hadisedir. PKK, karşısındaki kadına, kıza da böyledir. Kendi içindeki kadına, kıza da böyledir. Dört kızımızı şehit ettiler ve 250’e yakın mermi kullanıldığı ifade ediliyor. Böyle bir vahşet olur mu? Başındaki tülbenti ortaya koyan Kürt annesi kardeşlerime sesleniyorum. Şimdi bu tülbentlerinizi nereye koyacaksınız? Bu dört kızımız, kimin kızları? Buyrun işte Siirt. Benim damadı olduğum şehir. ‘Biz onları polis zannettik’ diyor. Bu size haklılık mı kazandırıyor? Bu ülkenin polis koleji olmayacak mı? Askeri okulları olmayacak mı? Biz bir devletiz. Bu devletin çeşitli kurumları var. Siz savunmasız insanları bile çok rahatlıkla öldürebilecek vahşete, alçakça yaklaşıma sahip bir örgütsünüz. Bakın, içlerinde beş kadını da infaz ettiler. Sonra da ‘Gaz zehirlenmesi’ dediler. Bunlar acımasızdır, kandan beslenirler. Temenni ederim ki, bunlar son çırpınışlarıdır ve bizim geri adım atmamız mümkün değil. Biz terörle mücadele, siyasi irade ile de müzakere ederiz. Siyasete gelen bizimle konuşabilir, gelmeyen konuşamaz.“
Demirtaş’ın yanıtı: Sözleri acizliğinin ifadesi
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Türk Başbakan’ın „terörle mücadele, siyasetle müzakere“ sözlerine yanıt verdi, „Başbakan siyasetle mücadele ediyor“ diye konuştu. Erdoğan’ın sözlerini, „kendi içindeki çaresizliğin, acizliğin dışa vurumu“ olarak niteleyen Demirtaş, Erdoğan’ın Kürt hareketini bölmeye çalıştığını, bir tarafı yok etmeye çalışırken öbür tarafı da masaya davet ettiğini söyledi.
Silah kullanan BDP değil
Müzakerenin öncelikli adresi olarak Abdullah Öcalan’ı işaret eden Demirtaş, şöyle konuştu: „Sonuçta, Sayın Öcalan bir halkın önderi aynı zamanda bir siyasetçidir. Onunla yapılan yapılacak olan müzakereler siyasetle, siyasetçilerle yapılmış sayılır. BDP siyasi aktördür, elbette BDP ile de müzakereler yürütülmelidir. Bu çerçevede PKK ile de müzakerelerin bir parçası olarak diyalog kurulmalıdır. Başbakan elmalarla armutları bir birine karıştırıyor ve bunu bilerek yapıyor. Çünkü silahsızlanma ve PKK konusunda muhatap BDP değildir, Bunu çok iyi biliyor ve bunu bildiği için yıllardır PKK ve Öcalan ile görüşüyorlar. Ve bu görüşmeler, koordineli, eş zamanlı ve çözüm niyetli olunca sonuç alabilir. Ama yok ben BDP ile görüşüp PKK’ye silah bıraktırırım diyorsa oradan bir şey çıkmaz. BDP ile görüşüp yeni anayasa ve demokratikleşme konularını müzakere edebilirler. Eş zamanlı olarak, PKK ve Öcalan barış konuları görüşülürse ancak kalıcı sonuçlar elde edilebilir. Ama Başbakan’ın niyeti bu değil. Başbakan halen sıkışmışlığını BDP ile aşmak için bir arayış içinde. Yoksa öyle kalıcı bir barış arayışı ve çözüm arayışı varsa, askeri operasyonları durdurur ve Öcalan’ın özgürlük, sağlık ve güvenlik koşullarını sağlar. O zaman BDP çok daha fazla rol oynayabilir.“
Terör demekten vazgeçmeli
Demirtaş, bir yandan müzakere derken öte yandan operasyonları yürütmenin ve bunda ısrar etmenin kendi içinde çelişkili olduğunu belirterek, „Terörle mücadele de askeri operasyonlar devam edecek demek çözüm anlayışından uzak bir anlayıştır. Başbakanın terör terörist tanımlarını ve yaklaşımlarını bir tarafa bırakması ve bunun dışında bir anlayışla meseleye bakması gerekir“ diye konuştu.
Başbakan siyasetle mücadele ediyor
„Başbakan siyasetle mücadele ediyor“ diyen BDP Eşbaşkanı, „Başbakan İmralı ve Kandil ile müzakere, siyaset ile mücadele yürütüyordu. 3 bin 500 siyasetçiyi tutukladılar. Cümle olumlu, ama altı boş. Biz müzakereden kaçmayacağız. Ama Başbakan oyalamayı, zaman kazanmayı düşünüyorsa politikası yanlış“ ifadesini kullandı. Demirtaş, yeni anayasanın BDP’siz yapılamayacağını da belirterek, „Biz yeni anayasayı yapmak için seçildik“ şeklinde konuştu.
KCK’den tehdit almadık
Öte yandan Demirtaş, Meclis’e gidip gitmeme konusunda verecekleri kararı öncesinde, KCK tarafından „Bu şartlarda Meclis’e gidilirse, Kürt halkına ihanettir“ ifadesiyle tehdit edildikleri iddialarını da yalanladı. Selahattin Demirtaş, „Hükümetten, MHP’den herkesten tehdit aldık, ama KCK’den tehdit görmedik. Açıklamayı ispat etsinler istifa ederim“ dedi.
AMED