
BARIŞ BOYRAZ/MA/ANKARA
Kürtlere karşı yeniden savaşın başlatılmasıyla Türkiye'de artan hak ihlalleri, ilan edilen Olağanüstü Hâl (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile rekor seviyeye ulaştı. Sivil toplum örgütlerinin açıkladığı verilerin yanı sıra devlet kurumlarının açıkladığı rakamlarda da ihlallerin çarpıcı boyutlara ulaştığı görülüyor. Taraf olduğu anlaşma ve sözleşmelerin ihlal edildiği Türkiye'de keyfi uygulama, ölüm, gözaltı, tutuklama, yargılama, zorla kaybetme, kadın katliamları, ırkçı saldırılar, çocuk istismarı, hak gaspı ve işçi ölümleri yıl içerisinde tartışılan konuların başında geldi.
Yaşam hakkı ihlalleri
Bu yıl yaşanan yaşam hakkı ihlallerinin başında Temmuz 2015’ten itibaren Kürt kentlerinde başlayan savaş ve yaşanan ölümler geldi. 2017’de devlet güçlerinin "dur" ihtarına uymadığı gerekçesiyle 36 kişi katledildi, 12 kişi yaralandı. Çatışmalarda yüzlerce insan kaybedildi. Cezaevlerinde ise 3’ü çocuk olmak üzere en az 10 kişi yaşamını yitirdi.
Zırhlı araç ve mühimmatlar
Yıl içerisinde en çok tartışılan yaşam hakkı ihlalleri arasında yer alan zırhlı araçların neden olduğu olaylarda 6’sı çocuk 23 kişi yaşamını yitirdi, 46 kişi yaralandı. Yine sahipsiz mayın ve bomba patlaması sonucu 5’i çocuk toplam 6 kişi yaşamını yitirdi, 18’i çocuk 25 kişi de yaralandı. Bu yılın ilk 11 ayında 322 kadın ve 68 çocuk erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdi.
İşkence ve kötü muamele
Gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde de işkence ve kötü muamele haberleri oldukça yaygınlaştı. Yılın ilk 11 ayında Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na (TİHV) işkence ve kötü muamele iddiasıyla 570 kişi başvururken, İHD’ye başvuranların sayısı 423’ü buldu. Yine bu yıl gözaltı merkezleri veya toplantı gösteri ve yürüyüşlerde 2 bin 278 kişi kaba dayak ve kötü muameleye maruz kaldı.
Zorla kaybetme de devrede
Türkiye’de 90’lı yıllarda devlet politikası haline getirilen zorla kaybetme pratiği de 2017’nin en çok tartışılan konusu oldu. Yıl içinde Gülen Cemaati üyesi olmakla suçlanan 11 kişi kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldı. Bu kişilerden 7'sinin akıbeti halen bilinmiyor. Tekrar evlerine dönen 4 kişiden biri ise intihar etti. Ayrıca Ankara’da yine çoğunluğu sol, sosyalist ve Kürt gençlerinden oluşan 30 kişi, kaçırıldı, tehdit ve ajanlık dayatmalarına maruz kaldı.
Kürtlerini iradesine saldırı
OHAL’in en çok hissedildiği Kuzey Kürdistan’da bu yıl da sokağa çıkma yasakları devam etti; yayla ve mera yasakları eşlik etti.Kürtlerin ekonomik ve sosyal haklarının yanı sıra siyasi hakları da bu yıl AKP’nin politikalarından nasibini aldı. 94 DBP’li belediyeye atanan kayyumlar, tutuklu yargılanan belediye eşbaşkanları ve HDP’li 9 milletvekilinin tutuklu yargılanması Kürtlerin siyasi iradelerine saldırıydı.
Öcalan üzerindeki tecrit
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen tecrit politikası bu yıl da kesintisiz olarak devam etti. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı’nda kardeşi ile görüştürülen Öcalan ile bu yıl ne avukatları ne de ailesinden kimse görüşebildi. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde tecrit insanlık suçu olarak tanımlanmasına rağmen Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), İmralı Cezaevi’ne 3 kişilik bir heyetle 28-29 Nisan 2016’da yaptığı son ziyarete dair raporunu da açıklamadı.
Basın susturuldu, ırkçılık şahlandı
Gazeteciler de bu yılı cezaevinde geçirdi. 162 gazeteci cezaevinde bulunurken, düşünce, ifade ve inanç özgürlüğü konusunda bu yıl Türkiye’nin karnesi kırıklarla dolu. Malatya’da Alevilerin evleri işaretlenirken, Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesinin ırkçı saldırı sonucu defnedildiği yerden çıkarılması bu yıla damgasını vurdu. Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan İncek Mezarlığı’na defnedilen Hatun Tuğluk’un cenazesi organizeli bir saldırıyla mezardan çıkarıldı. Aile cenazeyi memleketi Dersim’de defnetti. Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu saldırının planlı olmadığı, saldırganların “Ermenileri buraya gömdürmeyiz” demediğini iddia etse de ortaya çıkan görüntüler Soylu’yu yalanladı.
650 bin kişi yargı kıskacında
Cezaevlerinde 2014’te 154 bin 179 kişi varken, 2017’de Cumhuriyet tarihinin rekoru kırılarak 230 bin 735’e çıktı, oysa AKP iktidara geldiğinde cezaevlerinde 59 bin 429 kişi vardı. Ayrıca 15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrası yapılan düzenlemeyle binlerce adli tutuklu veya hükümlü cezaevinden adli kontrol şartı ile tahliye edildi. Şu anda adli kontrol hükümlerine tabi yurttaş sayısı 400 binden fazla. Tutuklu, hükümlü, adli kontrol hükümlerine göre serbest kişi sayısı toplam 650 bin civarında.
Hasta tutsaklar
Cezaevlerinde tutulan hasta tutuklu ve hükümlüler sağlık hizmetlerine ulaşmak konusunda bu yıl da büyük sıkıntı yaşadı. Cezaevlerinde 367’si ağır olmak üzere bin 37 hasta tutuklu bulunuyor. Bu hasta tutuklular geciken tedavi süreçleri, kelepçeli muayene gibi uygulamalarla karşı karşıya kalıyor.
Hak savunucuları da hapis
Bu yıl hak savunucuları ve aktivistlerin de cezaevine girdiği bir yıl oldu. İHD yöneticisi Avukat Halil İbrahim Vargün, Uluslarası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Taner Kılıç, hak savunucusu Osman Kavala ve Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ile birlikte çok sayıda dernek yöneticisi ve üyesi tutuklandı. 2017 yılı boyunca onlarca avukat tutuklandı.
Toplantı ve gösteri hakkı
Toplantı ve gösteri hakkı da bu yıl en çok ihlal edilen haklardan birisi oldu. Özellikle Ankara Valiliği’nin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yapılan eylem ve etkinliklere yönelik getirdiği yasaklamaların yanı sıra HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın yargılamaları sırasında yapılacak her türlü eylem ve etkinliği yasaklaması tepki topladı. Son olarak LGBTİ bireylerin yapmak istediği eylem ve etkinlikleri yasaklayan Ankara Valiliği, bu yasaklardan bir hafta sonra Kudüs için yapılan ve Ankara’nın en işlek caddelerini trafiğe kapatan eylemlere müdahale etmedi. Bu yıl başta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yapılan eylem ve etkinlikler olmak üzere bin 500’den fazla eylem etkinliğe polis izin vermedi.
Cumhuriyet tarihinin yarısı
İnsan hakları ihlallerine ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Avukat Hüsnü Öndül, OHAL döneminde Türkiye’nin olağanüstü hak ihlallerine tanık olduğunu, 94 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 42,5 yılının OHAL ve sıkıyönetim ile geçtiğini söyledi. OHAL dönemlerinde çıkarılan yasaların OHAL sonrası dönemleri de etkilediğini kaydeden Öndül, “Bu güne kadar toplam 697 adet KHK yayınlandı ve bu KHK’lerle 300’den fazla yasada değişiklik yapıldı. Bizler 'OHAL kaldırılsın' diyoruz ancak bu yeterli değil. OHAL döneminde yapılan değişiklikler OHAL sonrası dönemlerde de hak ihlallerine sebep oluyor, bu yüzden OHAL döneminde yapılan değişikliklerinde kaldırılması gerekiyor” dedi.
2017 yılının ilk 11 ayında bin 851 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Öndül, şöyle dedi: “İş cinayetleri önlem alınmadığı için yaşanıyor, özel sektör veya devlet olsun buralardaki çalışma koşullarının insan hakları hukukuna uygun olup olmadığını kontrol edilmek zorundadır. Ancak Türkiye bu anlamda Avrupa standartlarının çok altındadır."
Eleştiri gözaltı için yetiyor
Düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsayıcı olduğunu ifade eden Öndül, “Toplantı ve gösteri hakkı bir ifade özgürlüğüdür. Hükümeti eleştirecek bir gösteri yapmak istediğinizde sizi gözaltına alabiliyorlar, ancak hükümet yanlısı bir gösteri yapmak isterseniz tüm kapılar size açılıyor” dedi.
Sosyal medyaya 18 bin dava
Sosyal medya paylaşımlarının da ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ve insanların özgürce sosyal medyayı kullanabilmesini gerektiğini dile getiren Öndül, Türkiye’de sosyal medya paylaşımlarından kaynaklı 18 bin dava olduğunu anımsatarak, “Bu çok ağır bir tablo” ifadelerini kullandı.
Siyasi görüş tutuklanma nedeni
Belediye eşbaşkanları ve milletvekillerinin düşüncelerinden dolayı tutuklandığını belirten Öndül, “Bu insanlar hırsızlık, yolsuzluk yaptığı için tutuklanmadı, sadece siyasi görüşlerinden dolayı tutuklandı” diye konuştu.
Her an tutuklanabiliriz
Basın ve medya özgürlüğünün doğrudan halkın haber alma hakkı ile bağlantılı olduğunun altını çizen Öndül, şöyle devam etti: “Türkiye’de yaklaşık 170 gazeteci tutuklu, biz bu röportajı yayınladığımız için tutuklanmayacağımızın garantisi yok, oysa biz burada sadece görüşlerimizi söylüyoruz. Ancak hükümeti eleştirdiğimiz için her an tutuklanabiliriz.”
Cumhuriyet tarihini katladı
Cumhuriyet tarihinde hiçbir Cumhurbaşkanı hakkında açılmadığı kadar “Cumhurbaşkanı’na hakaret” davası açıldığını belirten Öndül, şöyle devam etti: “Bu güne kadar 'Cumhurbaşkanı’na hakaret'ten açılan davaların toplamı bu dönemde açılan davalar kadar değil. Hiçbir Avrupa ülkesinde 'Cumhurbaşkanı’na hakaret' diye bir suç yoktur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ‘Siyasiler her hangi bir kişiden çok daha fazla tolerans göstermelidir. Kamuoyu karşısındaki kişilerin her sözü eleştiri konusu yapılabilir' diyor."
400 bin çocuk evlendirildi
Çocuk haklarının hiçe sayıldığını sözlerine ekleyen Öndül, şunları söyledi: “Kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nin verilerine göre son 10 yılda 400 binden fazla çocuk evlendirildi. Bu çocuklar hem eğitim öğretimlerinden mahrum bırakılıyor hem sağlık problemleri gündeme geliyor hem de çocukluklarını yaşayamıyor. Ailelerin çocuklarını çalıştırmak zorunda kalmayacağı sosyal devlet ilkelerini oluşturmak gerekiyor.”
Yüksel’de 7 gözaltı
Yüksel Caddesi'nde 403 gündür devam eden "İşimizi geri istiyoruz" eylemine dün de saldıran polis, 7 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.
Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildikten sonra işlerine geri dönme talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemi 283. gününe giren eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya destek vermek için ihraç edilen kamu emekçilerinin Yüksel Caddesi'nde sürdürdüğü "İşimizi geri istiyoruz" eylemi 402. gününde devam etti. İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapmak isteyen Gülmen ve Özakça'nın destekçileri, Konur Sokak'ta bir araya geldi. Sokağı kalkan ve gözaltı aracıyla kapatan polis, bir kez daha kamu emekçilerinin geçişine izin vermedi. Bunun üzerine polis kalkanları önünde açıklama yapmak isteyen emekçiler, "Açlık grevinin 282. gününde Nuriye Semih işe geri alınsın" pankartı açtı.
"Nuriye Semih onurumuzdur" sloganı atan emekçilerin açıklamaya başladığı sırada saldıran polis, megafon ile siren çalarak seslerinin duyulmasını engellemeye çalıştı. Emekçilerin etrafını kalkanlarla kapatan polis, 7 kişiyi darp ederek gözaltına aldı. Sokakta hazır bekletilen gözaltı aracına konan emekçiler, araç içinde slogan atmayı sürdürdü.
Avukatların 713'üncü başvurusuna ret
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarının müvekkilleriyle görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı 713’üncü başvuru da reddedildi.
Öcalan'ın avukatları Rezan Sarıca, Cengiz Çiçek ve Serbay Köklü'nün müvekkilleriyle görüşmek için önceki gün Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuru reddedildi. Başsavcılık, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun gereğince hükümlüler hakkında getirilen kısıtlamaları gerekçe göstererek görüşme talebini kabul etmedi.
Verilen kararla avukatların Öcalan ile görüşmesi, 27 Temmuz 2011’den bu yana 713’üncü kez “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “koster onarımda” ve “OHAL” gibi gerekçelerle engellenmiş oldu.
İşsizlik 'büyüme’yi duymadı
Ekonominin yüzde 11 büyüdüğüne ilişkin yapılan açıklamaya rağmen işsizlik geçen aya göre değişim göstermeyerek yüzde 10.6’da kaldı.
Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) Eylül ayı işsizlik verilerini yüzde 10.6 olarak açıkladı. İşsizlik oranı bir önceki Ağustos ayında ise yüzde 10.6 düzeyinde yer almıştı. Ocak ayında yüzde 13 ile zirve yapan işsizlik, çift rakamlarda kalmaya devam ediyor.
TÜİK verilerine göre; Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 104 bin kişi azalarak 3 milyon 419 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 0,7 puanlık azalış ile yüzde 10,6 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 0,9 puanlık azalış ile yüzde 12,8 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 0,1 puanlık artış ile yüzde 20 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 0,8 puanlık azalış ile yüzde 10,8 olarak gerçekleşti.
İstihdam azaldı
İstihdam edilenlerin sayısı 2017 yılı Eylül döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 233 bin kişi artarak 28 milyon 797 bin kişi, istihdam oranı ise 1,1 puanlık artış ile yüzde 47,9 oldu.
İstihdam edilenlerin yüzde 20,3’ü tarım, yüzde 18,8’i sanayi, yüzde 7,7’si inşaat, yüzde 53,1’i ise hizmetler sektöründe yer aldı.
ANKARA