
Kobanêli Çocuklar Üşümesin İnisiyatifi’nin Suruç’ta yapmak istediği İsviçre Köyü Projesi’nin çalışmaları devam ediyor.
Kobanêli Çocuklar Üşümesin İnisiyatifi, İsviçre’nin Basel ve Baselland kantonlarında 8 siyasi partiye mensup 65 milletvekili başta olmak üzere, Med Kültür Merkezi, Van-Basel Kardeş Şehir Projesi ve İsviçre Kürt Toplum Merkezi’nden (Schweizerisch Kurdische Gemeinschaft) oluşuyor. Proje yürütücülerinden CVP-EVP Basel Kanton Milletvekili ve Rihen Belediye Meclis Üyesi Annemarie Pfeifer ile görüştük. World Vision International yardım kuruluşundaki çalışmalarına devam eden Pfeifer, aynı zamanda Rihen Belediyesi’nin Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Komisyonu’nun da sorumlusu.
Böyle bir projede yer alamanızın nedeni neydi, hangi nedenler sizi buraya çekti?
Öncelikle Kobanê’de bir insanlık dramı yaşanıyor ama aynı zamanda büyük bir direniş var. Kobanê, dünyanın gündemine giren bir alan oldu. Doğal olarak benim de ilgi alanıma girdi. Bunun ötesinde Basel kentinde binlerce Kürt yaşıyor ve Kobanê’ye ilgileri en üst seviyede seyretti, seyrediyor. Kantonumuzda yaşayan Kürtlerle ortaklaşmak ve Kobanê’ye yardım yapmak, aynı zamanda projenin gereçekci olması beni doğal olarak ortaklaşmaya itti.
Bu konuda tecrübeleriniz de var...
Uzun yıllardır World Vision International yardım kuruluşunun üyesiyim. Ermenistan ve Lübnan’a gittim. Orada göçmenliğin gerçek acı yüzünü görme imkanım oldu. Buradaki çalışmalarımda ve farklı ülkelere yaptığım ziyaretlerde özellikle yardımlara ilişkin şu izlenimi aldım. Yardım kuruluşlarına yapılan yardımlarda büyük kesintiler yapılıyor. Yani uluslararası yardım kuruluşlarına yapılan yardımlarda söz konusu kuruluşun masrafları başta olmak üzere çalışanların maaşlarına kadar bir çok kesinti yapılıyor. Bu nedenle direkt yardımların yapılması yani kesinti yapılmadan yardımların yerine ulaştırılmasının daha faydalı olduğunu gördüm. Yani aracıları aradan kaldırıp direkt yardım yapmak. Bu izlenimi edindikten sonra Basel Kanton Milletvekili Sayın Atilla Toptaş‘tan Kobanê ile ilgili proje hakkında bilgiler aldım. Kobanê için zaten hazırdım, özellikle yardımların direkt yapılması ilgili çekti ve projeye kurumsal olarak dahil oldum.
Suruç’ta inşa edilecek İsviçre Köyü için poje hangi aşamada?
Hedefimiz yüz barakalık bir İsviçre Köyü inşa etmek. Bir barakanın ortalama değeri 4 bin İsviçre Frankı civarındadır. Şu ana kadar 16 barakayı temin ettik. Tabii bu bir başlangıç. Basel ve Baselland kantonlarında belediyeler başta olmak üzere Solothurn ve Aarau kantonlarıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Öyle zannediyorum ki kısa bir sürede bu hedefe ulaşacağız. Çünkü, kış koşullarında mülteciliğin oldukça zorlu geçtiğini özellikle çocuklar için hayati olduğunu biliyorum.
Projenin bir takvimi var mı?
Projemiz 3 aşama üzerinde yürüyor. Birinci aşamada 400 bin İsviçre Frank’ı karşılığında 100 konteyner temin etmeyi hedefliyoruz. İkinci aşamada konteynerlerin yerleştirilmesi ve düzenlenmesi sağlanacak. Üçüncü aşamada ise düzenli sosyal yardımlar gerçekleştirilecek. Abartı olmasın ama her şey yolunda giderse bir İsviçre Köyü’nde ne varsa Suruç’taki İsviçre Köyü’nde de olması için mücadele edeceğiz. Tabii bu yanlız benle gerçekleşecek bir proje değil. Biz projenin birinci aşamasında yer alıyoruz. Koordineli olarak ikinci ve üçüncü aşamasında yer alan Med Kültür Merkezi, Van-Basel Kardeş Şehir Projesi ve Schweizerisch Kurdische Gemeinschaft yer alacak. Bu kurumlar tüm gücü ile çalışmalarını yürütüyorlar. Yine de belirteyim 100 konteyır için çok yoğun bir çalışma içindeyiz. Amacımız yeni yıla kadar projeinin konteyner aşamasını sonuçlandırmak. Ama, bu biraz da gelecek yardımlara bağlı. Biz elimizde geleni yapacağız.
Projenin Kürdistan ayağında hangi kurumlar bulunuyor?
Diyarbakır Kriz Merkezi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Suruç Belediyesi ile koordine halindeyiz. Yukarıda da belirttim. Bu projenin en önemli yanı yardım etmek istediğimiz halkla direkt ilişki içinde olmamızdır. Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı kontakta bulunduğumuz kişidir. Onunla zaman zaman görüşüp bilgi alışverişinde bulunuyoruz.
Projenizle ilgili uluslararası yardım kuruluşlarıyla -örneğin UNRCH gibi- bir temasınız oldu mu?
Hayır. Uluslararası yardım kuruluşları daha çok yardım yapmak istediğiniz ülkelerdeki partnerleri aracılığıyla kampanyalar düzenliyor ya da bu yardımları o partnerler üzerinde gerçekleştiriyor. Hal böyle olunca araya devletler veya resmi kuruluşlar giriyor. Diğer bir dezavantaj ise bu kurumlar üzerinde yapılan yardımlar oldukça zaman alıyor. Biz aynı zamanda bir politik proje yürütüyoruz. Çünkü başvuruda bulunduğumuz tüm kurumlar örneğin belediyeler, kanton hükümetleri birer politik kurumlardır. Bu bizim tercihimiz oldu. Çünkü, birinci elde yardım topluyoruz ve mültecilerin sorunlarını parlamento veya belediyelerin gündemine getirerek tartışılmasını sağlıyoruz. Örneğin bu tartışmalarda Kobanê’nin takip edilmesi sağlanıyor. Türkiye’nin mültecilere dolayısıyla Kürtlere sosyal, siyasal yaklaşımı irdeleniyor ve aynı zamanda İsviçre’de yaşayan Kürtlerin konumu da bu tartışmalardaki yerini alıyor. Yardımlar için muhatap aldığımız bu ve benzeri siyasi, politik kurumlar örneğin uluslararası yardım kurumlarından ziyade çok fazla bürokrasiye takılmadan kararlar alabiliyorlar.
Sizi bu projede motive eden en önemli olgu nedir?
Kobanê başta olmak üzere Kürdistan’da 3 önemli inanç grubunun barış içinde bir arada yaşaması benim için çok önemli. Herkesin kendi inançları doğrultusunda bir arada yaşaması çok etkileyeci. Bu yardımlarımızın aynı zamanda barışa vesile olacağında eminim. Tabii Kobanê’deki kadın direnişinde etkilenmediğimi söyleyemem. Belki bu direniş dikkatimi çekti ama benim önceliğim mültecilerin sorunudur. Kürt sorunu yakıcı bir sorun. Kobanê vesilesi ile bunu bir kez daha yaşadık. Umarım bir an önce silahlar susar ve barış sağlanır. Kürt halkı ile dayanışma içinde olmak beni mutlu ediyor. İsviçre’de yaşayan Kürtlerin de daha fazla diplomasiye önem vermeleri karşılıklı olarak daha fazla sonuç alıcı olacağına inanıyorum.
ALİ ONGAN/BASEL