BDP Genel Merkezi'nin Siyaset Akademisi'nin yeni dönem eğitim devresi BDP Amed İl Binası’nda başladı. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın verdiği dersle başlayan devreye, PM üyeliği ve il başkanlığı gibi kademelerde görev alan çok sayıda yönetici katıldı. Eğitimlerin "nasıl yapmalıyız" sorusuna cevabın bulunacağı bir ortam olduğunu ifade eden Kışanak, ilk dersi "demokratik siyaset" üzerine vereceklerini, ancak 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde İstanbul'da eşi tarafından öldürülen Nazliye Sincar'dan dolayı "kadın sorunu" üzerine vereceğini belirterek, "Bu alçakça bir cinayettir, kabul etmedik, etmeyeceğiz" dedi.
Konuşmasında yüzde 10 seçim barajına değinen Kışanak, bunun tüm kesimlere yönelik genel bir baraj olduğunun altını çizdi. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, "Türkiye'de her kesimi barajlamışlar. Sadece Kürtlerin önüne konulmuş bir baraj değil, genel bir barajdır. Kadın başta olmak üzere gençliği, engellileri, daha birçok kesimi siyasetin dışında bırakmışlar. Hiçbir şekilde toplumsal geriliklerimizle yaşamayacağız. Bunlara karşı savaş açacağız" şeklinde konuştu.  

Barış mücadeleyle gelecek

AKP Hükümeti'nin ilk günden bu yanan köklü bir zihniyet değişimin peşinde olmadığını dile getiren Kışanak, "Tutum, davranış ve politikalarıyla bunu açığa çıkarıyor. AKP Hükümeti, tekçi devlet zihniyetinin bir ürünüdür. Her şey oldu-bitti noktasında değiliz. Son kaç aydır ölümler durdu. Bu çok önemli bir gelişme ama sorunlarımız halen çözülmüş değil. İmralı'da görüşmeler yapılıyor diye rehavete kapılmak doğru değil. AKP Hükümeti sürecin ruhuna uygun adım atan bir iktidar değil. Bizim zaten kimseden inayet bekler gibi barışı beklememiz söz konusu değil. Bunu kendi emek ve mücadelemizle yaratacağımızın farkındayız" diye konuştu. 


'Kimse tarihi tersine çeviremez'
“Şunu artık herkesin görmesi gerekiyor” diyen BDP Eşbaşkanı Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü: “20 yıllık bir barışı gerçekleştirme çabası var. 21 yıllık bir deneyim var ortada. Bütün bu yılların her birinde yaşadığımız her bir deneyimden çıkardığımız dersler var. Gelinen aşamada da, artık bu yol kesintisiz bir şekilde ilerlemenin koşullarına sahip olmuştur. Bugün kışkırtılan, ırkçılığa teşvik edilen, yer yer linç girişimlerinde bile kullanılan Türkiye toplumunun bile çok büyük bir kesimi çözüm istiyor. O zaman biz çözümün muhatabını bulduk. Çözümün muhatabı AKP, devlet değil. Türkiye toplumudur. Biz bu muhataplığı giderek güçlendiren, derinleştiren bir çalışmayla bu yolda yürüyeceğiz. Bu yola gelen gelir, gelmeyen de tarihin çöp sepetine atılır. Bu da kendilerinin bileceği bir iştir. İsterlerse demokratik çözüm sürecine dahil olsunlar, kendileri de bir aktör olarak üzerlerine düşen görevi yaparlarsa, bu yolda onlar da yürüyebilirler. İsterlerse aksini yapsınlar ve geriye dönüp baksınlar. Ayak direyen, çözümsüzlüğü dayatan, yapıyormuş gibi yapıp yapmayanlar bunların hepsinin sonu kaderi bellidir. Çünkü istikamet çözüme doğrudur. Kimse artık bu tarihi tersine çeviremez.”

AMED