Rehin tutulduğu cezaevinden seçim kampanyasını yürüten HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, “Bu zulüm düzeni 24 Haziran'da artık sona erecek. AKP'nin seçimi kaybedeceği netleşti” dedi.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nden seçim kampanyasını yürütmeye devam ediyor. Twitter hesabında yeni paylaşımlar yapan Demirtaş, “HDP barajı aşarsa Türkiye nefes alır” dedi.
AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan Adıyaman'daki mitinginde HDP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ı kastederek, "Neymiş, serbest bırakınmış. Neyi serbest bırakıyorsun? Cezaevindeki zatın elinde 53 vatandaşımızın kanı var” demişti. Bu sözlerin ardından açıklama yapan Demirtaş'ın avukatları, Erdoğan'ın kara propaganda yaptığını ve AYM'de görülen bireysel başvurusuna yönelik yargıya mesaj verdiğini vurguladı. "Müvekkilimizin kişilik haklarına sürekli saldıran, kendisine yönelik 'terörist ve katil' ithamlarında bulunan, bu şekilde gerek yerel mahkemelerde devam eden gerekse de Anayasa Mahkemesinde olan hukuki sürece müdahale eden, masumiyet karinesini ayaklar altına alan ve hüküm kuran Recep Tayyip Erdoğan hakkında tazminat davası dahil olmak üzere gerekli hukuki işlemleri başlatacakların belirten avukatlar, şun noktalara dikkat çekti:
* Sayın Demirtaş'ın 6-8 Ekim olayları öncesinde bir çağrısı bulunmamaktadır. Mahkeme dosyasında da müvekkilimizin böyle bir çağrısı olduğuna dair tek bir delil yoktur. Aksine, özellikle 7 Ekim ve 9 Ekim günlerinde, olayların yatışmasına ve provokasyonlara gelinmemesine yönelik çağrıları bulunmaktadır.
* Sayın Demirtaş hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve tutuklu yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava dosyasına temel teşkil eden iddianamede, kendisiyle ilgili bu yönde bir iddia veya suçlama bulunmamaktadır.
* Yargı makamlarının, iddia olarak dahi hukuki kıymet biçmeyerek soruşturma ve kovuşturma konusu yapmadığı bu çirkin ithamlar tamamen gerçek dışıdır. Yani müvekkilimiz, herhangi bir kişi ya da kişilerin ölümüne azmettirme suçlamasından dolayı yargılanmamaktadır, hakkında böyle bir suçlama yoktur.
Hak ettiğin cevabı alacaksın
Demirtaş da sosyal medya hesabından yanıt şu yanıtı verdi: "Her gün meydanlarda, televizyonlarda bana iftira atmaya devam ediyorsun. Benim burada elim kolum bağlı. Yine de arkamdan konuşmaya devam ediyorsun. Ama halkın da eli kolu bağlı mı sanıyorsun? Hak ettiğin cevabı sana 24 Haziran'da, sandıkta verecekler."
Kazanmak için tutuyorlar
Demirtaş dün de yaptığı açıklamada, şunların altını çizdi:
* 16 Nisan referandumunu, bizi içeri atarak komployla ve hileyle kazandılar. Şimdi, 24 Haziran'da da kazanabilmek amacıyla beni içeride tutuyorlar. Bunun için Anayasa Mahkemesi dahil bütün mahkemelere baskı uyguluyorlar.
* Dosyalarıma bakan bazı hakimler, gördükleri baskılar nedeniyle istifa, hatta intihar noktasına geldiler. Her şeye rağmen bir çok onurlu ve cesur hakimin olduğunu da biliyorum.
* Bu zulüm düzeni 24 Haziran'da artık sona erecek. Hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı sağlanacak, yargıçlar da yargılananlar da adil yargının güvencesinde olacak. Yeter ki, 1 oy HDP'ye 1 oy Demirtaş'a verin.
* AKP'nin seçimi kaybedeceği netleşti. Giderek daha saldırgan bir üslupla beni hedefe koymalarının nedeni de budur. Yandaş anket şirketleri bile durumu kurtaramıyor artık.
* Herkes yeni bir yönetime, demokratik bir geleceğe hazır olsun. Bu arada, kimse bu saatten sonra AKP uğruna suça ve günaha bulaşmaya da kalkmasın, sadece kendi başını yakmış olur.
* HDP barajı aşarsa Türkiye nefes alır. CB seçiminde 2. tura kalacağıma inanıyorum. 2. turda en geniş demokrasi ittifakını sağlayacağız ve halkımızın önüne güçlü bir alternatifle çıkacağız. Bu ittifak, Millet İttifakı'nı aşan bir genişlikte olacaktır. Bunu mutlaka başaracağız.
Gizli barajları da yıkmalıyız
Temelli: OHAL, tecrit, medya ablukası, kuşatma, şiddet, hile var; sadece yüzde 10 barajı değil, görünmeyen barajlar var ama sandığa gideceğiz, oyumuza kullanacağız. O sandıktan HDP çıkacak, AKP ve Erdoğan’ın iktidarı yıkılacak
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.
AKP Genel Başkanı Erdoğan, neden Cumhurbaşkanı adayınız Demirtaş’ı suçlamaya devam ediyor?
Erdoğan, Kürt düşmanlığı, Demirtaş ve HDP düşmanlığıyla içine düştüğü durumdan çıkmaya çabalıyor.
Bahsettiği 6-8 Ekim olayları 7 Haziran seçimlerinde bir yıl önceydi. Tarihleri karıştırdığı gibi aslında olayları da karıştırıyor. 6-8 Ekim olaylarında yitirdiğimiz 53 can hepimizin canıdır ve biz bunun hesabını sormak için Meclis’te iki kez araştırma önergesi verdik. İkisi de AKP oylarıyla reddedildi. Bu araştırma açılmadı, açılsaydı gerçekler ortaya çıkacaktı. Halkı yanıltmaya, nefret söylemine devam ediyor. Daha kötü bir şey yapıyor, Demirtaş’a yönelttiği suçlamaların hiçbir aslı astarı yoktur.
Sayın Demirtaş, 6-8 Ekim olaylarından dolayı tutuklu değildir. Yargılandığı dava bu değildir. 6-8 Ekim olaylarına bir dahli yoktur. Tam tersine her zaman için olayın aydınlatılması için çabası olmuştur. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında da konuyu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Dönemin tanıklarını davet etmiştir. Bunların başında o gece konuştuğu Ahmet Davutoğlu vardır. Erdoğan çok merak ediyorsa Ahmet Davutoğlu’na bir telefon açsın, 6-8 Ekim olaylarının nasıl geliştiğini bizzat Davutoğlu’ndan öğrensin.
Yargı üzerindeki bu baskıyı kaldırsın. Anayasa Mahkemesi’ne sesleniyorum; bir an önce karar vermelidir. AYM’ye başvurduk, konu önceliklidir. Bir an önce değerlendirilmeli, karar verilmeli ve Demirtaş özgür kalmalı. İşte o zaman Demirtaş ve Erdoğan karşılıklı otururlar ve Demirtaş 6-8 Ekim’de ne oldu, Dolmabahçe’de ne oldu ve 7 Haziran’dan sonra neler olduğunu kendisine anlatır. Kendisinin de kafası açılır. Bu yaptığı bir suçtur, üstüne haksız gerekçelerle tutuklu olan adayımıza karşı bu suçu işlemekte. Burada prim elde etmeye çalışmaktadır, kınıyoruz. Bu açıklamasının da ne kadar yalan olduğunu tüm kamuoyuna anlatmaya devam edeceğiz.
OHAL koşullarından hukuksuzluk ve baskılara rağmen seçim çalışmalarınızdaki atmosfer nasıl?
Bütün aday arkadaşlarımızla, teşkilatlarımızla, halkımızla beraber, HDP ne kadar kuşatılmış olursa olsun, medyadan ne kadar dışlanmış olursa olsun, HDP’ye yönelik ne kadar saldırı olursa olsun tüm gücümüzle çalışmalara katılmış durumdayız. Ev ev, kapı kapı çalışıyoruz. Umutluyuz, tüm toplumda çok güçlü bir teveccüh var. Barajı aşacağımıza inanıyoruz. Fakat görünmeyen barajlarımızda var bizim. Seçim kanununda yüzde 10 var ama bunun ötesinde görünmeyen barajlarımız var. O yüzden herkese çağrıda bulunuyorum, görünmeyen barajları da yıkmak için çok özenli, yoğun çalışmalıyız. 7 gün 24 saat çalışmalıyız. Oy taşımaktan tutun, valilerin müdahil olmasına, sandık kurulu başkanlarının atanmasına, güvenlik güçlerinin uyguladığı baskılar, halk buluşmalarını bile gerçekleştiremiyoruz. Toplantılarımıza katılacak insanlara Genel Bilgi Taraması (GBT) uygulamasından tutun, şiddete kadar varan sahneler yaşıyoruz. Zaten OHAL koşullarında seçime gidilirken, bir de HDP’ye yönelik olağanüstü koşullar iki kat daha çalışmaları zorlaştırıyor. Türkiye olağanlaşacak bir döneme geçecektir, normalleşecektir. Bunun yolu 24 Haziran’da barajı yıkmaktan geçiyor. Sandık güvenliğini, oy güvenliğini bizzat halklar, emekçiler ve kadınlar sağlamalı.
Oy oranınızı yüzde 10.2 olduğunu açıkladınız. Riskli bir nokta…
Erdoğan nefret söylemini en çok bize karşı kullanıyor. Sürekli sandığa gömmek, baraja gömmek, ölüm saymak, bütün bu nefret söylemi ve ayrıştırıcı siyasetini her yerde görüyoruz. Bunu en çok HDP’ye karşı kullanıyor. Özellikle Kürt düşmanlığı üzerinden bunu kullanıyor. Kürtleri yok sayarak, temsiliyetinin olmadığını sağlayarak bir iktidar kurguluyor. Ya demokrasi ya Erdoğan rejimi. Demokrasinin yolu HDP’den geçiyor. HDP barajı geçer Meclis’te olursa, HDP’nin çıkaracağı 80 vekil AKP’ye gitmemiş olacak. AKP’nin ve Erdoğan’ın bütün planları bozulmuş olacak. Türkiye halklarının önündeki seçenek bu kadar açık ve nettir.
Bıçak sırtındayız, görünmeyen barajlar var. Çok ciddi baskı altında seçime gidiyoruz. OHAL var, normal koşullar olsa tabii ki HDP’nin baraj sorunu olmaz. Daha önce 7 Haziran’da yüzde 13.2 ile geçtik. O dönemde de oylar çalındı. 7 Haziran havasında insanlar çok fazla üzerinde durmadı ama o dönemde de HDP’nin oyları çalınmıştı. Birçok oy çöplükten çıkmıştı. Buna rağmen bütün direnişimizle, kararlı mücadelemizle ayaktayız. Barajı geçecek gücümüz var ama yine de Türkiye halklarını, emekçilerini, kadınları, gençleri bir kez daha dikkatli olmaya çağırıyorum. Sandığa sahip çıkmaya çağırıyorum. Görünmeyen barajlar, HDP’ye karşı oluşturulan duvarları ancak omuz omuza birlikte yıkabiliriz.
YSK’nın sandıkların taşınması ve birleştirilmesi kararı ve seçim güvenliği hakkında neler söylemek istersiniz?
Demokratik bir ülkede olsaydık, seçim güvenliğini sağlamakla yükümlü olan kurum YSK olurdu, güvenlik güçlerinin seçimlerin güvenlik içinde tamamlanması için görev alırdı. Başta YSK olmak üzere, güvenlik güçleri seçimlerin güvenliğini ortadan kaldırıyorlar. Sandık nerede ise biz orada olmalıyız. Gitmeliyiz, sonuna kadar oylarımıza sahip çıkmalıyız. Yalnız da olmamalıyız. Adil Seçim Platformu çağrıda bulundu; bu işi sadece müşahit ve sandık görevlilerine bırakmayalım. Hepimiz orada olalım, kendi oylarımıza sahip çıkalım.
HDP’nin medyada görünmezliği, seçim çalışmalarını nasıl etkiliyor?
OHAL var, tecrit var, medya ablukası, kuşatma, şiddet var. Şemdinli’de iki çobanın işkenceye maruz kalması, ölesiye saldırıya uğraması gibi. Birçok sahada çalışan arkadaşımız gözaltına alınıyor. Tüm buna rağmen bizde de çok kararlı bir duruş var. Biz bu sandığa gideceğiz, oyumuza kullanacağız. O sandıktan HDP çıkacak, AKP ve Erdoğan’ın iktidarı yıkılacak. Medya ne kadar ambargo uygularsa uygulasın, ne kadar kara propaganda yaparsa yapsın, sokak sokak, mahalle mahalle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Televizyonlarda yokuz ama doğrudan canlı yayındayız. Bütün arkadaşlarımızla beraber sokaklarda ve meydanlardayız. Eşbaşkanlardan ilçe ve mahalle teşkilatlarımıza kadar her gün olabildiğince çok yere ulaşıyoruz, sesimizi sözümüzü ulaştırıyoruz. Sayın Demirtaş’ın tutsak olmasından kaynaklı çok ciddi sorunlar vardı ama Demirtaş’ın sözünü sesini her yere ulaştırarak aştık. Aynı şekilde yolumuza devam ediyoruz.
Erzurum'da 21 gözaltı
Erzurum'un Karayazı ilçesinde DBP İl Eşbaşkanı Muhlis Kırmacı'nın da aralarında bulunduğu 21 partili gözaltına alındı.
Erzurum'un Karayazı ilçesinde sabah saatlerinde birçok adrese polis baskını yapıldı. Aralarında DBP İl Eşbaşkanı Muhlis Kırmacı, parti yöneticileri, belediye meclis üyeleri, HDP seçmenlerinin de bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen 21 kişinin Jandarma ve Emniyet'e götürüldükleri belirtildi.
Ankara ve İstanbul’da saldırı
Ankara ve İstanbul’da seçim çalışması yürüten HDP’lilere yönelik saldırılarda bulunuldu. Ankara’da ırkçı grubun saldırısını telefonu ile görüntüleyen bir partili polislerce gözaltına alındı.
Ankara’da HDP Keçiören İlçe Örgütü yöneticileri ve üyeleri Esertepe Mahallesi’nde çalışma yürüttükleri sırada ırkçı bir grubun saldırısına maruz kaldı. Yaşananları anlatan HDP İlçe Örgütü Eşbaşkanı Türkan Konukçu, "Biz seçim çalışması yapıyorduk. Irkçı bir grup bize hakaretlerde bulundu. Bunun üzerine olay yerine polisleri çağırdık. Polisler geldi, fakat grup bozkurt işareti yapıp, hakaret etmeye devam etti. Polis onlardan iki kişiyi gözaltına aldı" dedi.
Bunun üzerine başka bir sokakta seçim aracıyla çalışmalarına devam etmeye sürdürdüklerini anlatan Konukçu, bu kez 10 -15 kişilik bir grubun toplanarak, içerisinde bulundukları seçim arabasını taşlayıp, camlarını kırdığını aktardı.
Organize bir saldırıya maruz kaldıklarını belirten Konukçu, saldırganlara herhangi bir müdahalede bulunmayan polislerin onları görüntüleye çalışma arkadaşları Oktay İnce'yi gözaltına aldığını paylaştı. Konukçu, "Buralar AKP'nin daha önceki kaleleri. Bunlar artık bittiklerinin farkındalar ve gemileri su alıyor. Buna hazmedemiyorlar. Organize saldırı yapılıyor. Hangi sokağa gitsek bir grup ırkçı ile karşılaşıyoruz" dedi.
İstanbul’da ise HDP Ümraniye İlçe Örgütü tarafından Site Mahallesi’nde açılan standa ırkçı bir grup tarafından saldırıda bulunuldu. Açılan standı yıkmaya çalışan gruba, HDP’lilerin karşılık vermesi üzerine kavga çıktı. Kısa süren kavganın ardından ırkçı grup bölgeden uzaklaşmak zorunda kaldı. Saldırgan grup uzaklaştıkları sırada attıkları taşlarla partiye ait bir aracın da camlarını kırdı.
Mardin'de 143 sandığa müdahale
Mardin’de HDP’nin yüzde 73 oy aldığı 143 sandığın taşınması, 6 bin 706 seçmeni etkileyecek.
HDP Mardin Seçim Koordinasyonu üyesi Felek Fidan, sandıkları taşınan yerleşim yerlerinde partilerinin yüksek oy oranı ile birinci parti olduğuna dikkat çekti. Bir önceki seçimlerde sandıkları taşınacak köylerde sorunsuz bir şekilde oy verme işlemenin gerçekleştirildiğini hatırlatan Fidan, “Neden şimdi ‘güvenlik’ gerekçesi bahane edilerek sandıklar taşınıyor” diye sordu. Seçmenlerinin baskı altına alınmak istendiğine dikkat çeken Fidan, “Bu durum YSK’nın AKP lehine hareket ettiğinin göstergesidir” dedi.
Partilerinin baraj altında bırakılmak istendiğinden dolayı böylesi uygulamalara başvurulduğunu vurgulayan Fidan, bu kararın seçim günü bazı usulsüzlükleri de beraberinde getireceğine işaret etti. Tüm bunlara karşı seçmenlerin kendi özgür iradeleriyle oy vermeleri için bazı komisyonlar oluşturduklarını aktaran Fidan, “Sandık bazlı çalışmalar yürütüyoruz. Seçmenlerimizin oylarını kullanmaları için bütün imkanlarımızı kullanacağız” diye konuştu.
Fidan son olarak, bütün baskı ve engellemelere rağmen halkın sandık başına giderek, oylarına sahip çıkacağını dile getirdi.
Validen köylülere şantaj
HDP'nin yüzde 90'ları aşan oranda oy aldığı Ardahan’ın Hoçvan bölgesinde son üç yıldır baskılar bitmiyor. Bölgede son bir yılda 200 kişi gözaltına alınırken, köylere ise hiçbir hizmet götürülmüyor. Vali, "AK Partiye oy yoksa hizmet de yok" diye şantaj yapıyor.
Hoçvan bölgesindeki 21 köyde, HDP birinci parti olduğu için son üç yıldır çok sistemli baskılarla karşı karşıya. Özelikle 7 Haziran 2015’den bu yana köylerden yüzlerce kişi gözaltına alındı, çok sayıda kişi de sudan sebeplerle tutuklandı. HDP’ye her seçimde yüzde 90’ı aşan oy çıktığı için bölge kamusal hizmetlerden mahrum bırakılıyor.
Kısa bir süre önce yine köye baskın yapan askerler Köy Muhtarı Tuncer Yılmaz'ı “Örgüt propagandası yaptığı" ve "Örgüte para aktardığı” iddiasıyla gözaltına aldı. Üç gün gözaltında kalan Yılmaz, daha sonra serbest bırakıldı. Muhtarın kardeşi Yener Yılmaz, son üç yıldır yaşanan baskıları anlattı. Taziye evi için toplanan paranın suç sayıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Köylerde HDP’ye oy çıkmaması yönünde sürekli muhtarlar tehdit ediliyor ve baskı uygulanıyor. Ama bölge halkı hiçbir baskının etkisi altında kalmadan ve hiçbir rüşvete boyun eğmeden iradesine sahip çıkarak partisine oy verecektir. Halk kendi gönlüyle kendi partisine oy verecektir” diye konuştu.
Sistemli bir şekilde artan baskılara dikkat çeken Yılmaz, son bir yılda 200’den fazla kişinin gözaltına alındığını söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti: “Ben devletin yasalarına göre kurulmuş bir partiye oy veriyorum ve temsilcisiyim. Neden buna tahammül etmiyorlar? Özellikle HDP seçmeninin yoğun olduğu bölgede baskılar had safhaya ulaştı. Göle ilçesinde de aynı durum söz konusudur. Özellikle son dönemlerde AKP’lilerin talimatıyla, insanlar HDP’ye oy vermesinler diye tehdit ediliyor.”
Referandum sürecinde Ardahan Valisi'nin köylerine gelerek "Köyden AK Parti'ye tek oy çıkmamış, o zaman da size hizmet yok" dediğini hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi: “Özellikle muhtarımızın gözaltına alınmasında Vali'nin de parmağının olduğunu düşünüyoruz. Vali bizim köye hizmet getirmek için muhtarımızı sürekli AKP il başkanına yönlendiriyordu. ‘Bize AK Parti il başkanı talimat versin’ diyorlardı. Böyle bir zihniyet var mıdır? Köyüne hizmet götürmek isteyen bir muhtarı sen AKP il başkanına göndererek iş yapmasını bekliyorsun. Bütün bu baskılara rağmen Hoçvan HDP’ye yani kendi partisine sahip çıkacaktır.”