Türkiye'de basın özgürlüğü üzerindeki baskılar giderek artıyor. Gözaltı, tutuklama ve davalar Türkiye'de çalışan gazeteciler için gündelik hale geldi. Türkiye'de şu anda çoğu Kürt basınından olmak üzere 33 gazeteci hapiste. Yüzlerce gazeteci ise yaptıkları haberler ve yazdıkları kitaplar nedeni ile yargılanıyor. Muhalif haber siteleri kapatılıyor, sosyal medya yasaklanıyor, Erdoğan'a hakaret ettikleri ileri sürülerek haklarında dava açılan gazeteci ile yazarların sayısı ise 2 bine dayandı. Yabancı gazeteciler de her geçen gün bu baskılardan daha fazla nasibini almaya başladı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümetine yönelik eleştirel haber yapan uluslararası basın kuruluşlarının muhabir ve yazarları gözaltına alınıyor, sınırdışı ediliyor. 


'Kara liste'de kimler var?

Türkiye'nin Kürt politikasını eleştirdiği için geçen yıl kasım ayında Hollandalı gazeteci Frederike Hanneke Geerdink Türkiye'den sınır dışı edilmişti. Mart ayında Der Spiegel, akreditasyonu uzatılmayan muhabiri Hasnain Kazim'ı Türkiye'den çekmek zorunda kalmıştı. Rusya'nın devlet haber ajansı Sputnik'in Türkiye sorumlusu Tural Kerimov'dan sonra Alman Devlet Televizyonu ARD temsilcisi Volker Schwenk, Bild'in foto muhabiri Giorgos Moutafis ve son olarak ABD’li gazeteci David Lepeska’nın Türkiye’ye "Yasaklı listesinde adınız var" denilerek alınmaması ve en son Hollandalı gazeteci Ebru Umar'ın Erdoğan'a hakaret ettiği savunularak gözaltına alınması ise basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamaları uluslar arası boyuta taşıdı. Türkiye'den sınır dışı edilen gazeteciler, "Bize bir kara liste olduğunu söylediler" derken, bu listede kaç kişinin ve daha kimlerin bulunduğu ise henüz bilinmiyor. 


Alman Meclisi bugün toplanıyor

Türkiye’nin gazetecilere yönelik tavrına AB ve Almanya’dan sert tepkiler yükseliyor. Birçoğu uluslararası medyaya çalışan, dünyanın çeşitli ülkelerinden gazetecilerin "Yasaklı listesinde adınız var" denilerek Türkiye’ye alınmaması üzerine, Alman Meclisi özel oturuma çağrıldı. Özel oturumun konusu, "Erdoğan’ın basın özgürlüğe karşı tavrı ve kısıtlaması" olarak belirlendi. 


Yeşiller Partisi ön ayak oldu

Konuyla ilgili Yeşiller Partisi’nin meclise yaptığı çağrıya olumlu yanıt verildi ve bugün saat 15:35'te özel oturum yapılması kararı alındı. 


Gazeteciler Birliği: Katlanılamaz

Alman Gazeteciler Birliği (DJV) de bir açıklama yaparak, Alman hükümetinden, Türkiye’nin yaptığı bu listeyle ilgili bilgi almasını istedi. Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’e bir mektup yazan birlik başkanı Frank Überall, "Alman gazetecilerin, bir listede adları olduğu için Türkiye’ye gidemiyor olması katlanılamaz bir durum. Alman hükümeti hemen konuya açıklık getirtmeli" dedi.  


Hükümet uyardı 

Alman Dışişleri Bakanlığı'ndan ise konuya ilişkin, "Alman hükümeti, Alman gazetecilerin Türkiye’de engellenmeden görevini yapmasının sağlanmasını beklemektedir" açıklaması geldi. 


Tüm partiler tepkili

SPD milletvekili Michelle Müntefering de yaptığı açıklamada, "Böyle bir liste, Türkiye’de demokrasi ve basın özgürlüğü için endişe vericidir. Tahminen Alman diplomat ve gazetecileri de kapsıyor. Hem demokrasiye aykırı hem de yıllardır devam eden Türk-Alman dostluğuna sığmayacak bir davranış. Hükümetimiz, Türkiye ile bu konuyu artık daha açık konuşmalı” dedi. Yeşiller Partisi’nden Britta Hasselmann da  "Artık Erdoğan hakkındaki her söz, bu şekilde baskı doğurabiliyor. Düşünce ve fikir özgürlüğü Türkiye’de giderek daha çok kısıtlanıyor" açıklaması yaptı. CDU Milletvekili Karl-Georg Wellmann da "Eğer böyle bir liste varsa, derhal kamuoyuna açıklanmalı" diye konuştu. Sol Parti Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht ise bu durumdan federal hükümeti sorumlu tutarak, "Kara listelerin Merkel'in Erdoğan'a hürmeti ile bir bağlantılı olması ihtimali yüksektir" dedi. Wagenknecht, Başbakan Angela Merkel'in Erdoğan'a boyun eğdiğini vurgulayarak, "Despot Erdoğan bu durumdan yararlanarak basın özgürlüğüne daha fazla saldırıyor" dedi.


AP de sonunda gördü!

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz da "Bir demokraside, gazetecilerin adının yazılı olduğu listeler tutulamaz” açıklaması yaptı. Schulz daha önce de "Türkiye otoriter bir devlet olma yolunda ve ben bunu çok tehlikeli buluyorum" demişti. 


 HABER MERKEZİ