Bunun adı kadın cinayeti

Kadın Haberleri —

28 Nisan 2021 Çarşamba - 17:00

  • Almanya’da bu yıl Ocak-Nisan ayında sadece Hamburg ve çevresinde 6 kadın katledildi. Polis Suç İstatistiklerine göre erkek şiddeti son 10 yılın en yüksek seviyesinde. 2019’da en az 267 kadın katledildi. Gerçek rakamlar ise daha yüksek. 
  • Ortada bir felaket var ve gözardı ediliyor. Kadın cinayetleri 'aile trajedisi’, 'kıskançlık' denilerek meşrulaştırılıyor. Yargı 'ceza indirimi’ne gidiyor, İstanbul Sözleşmesi yeterince uygulanmıyor. Kadın sığınakları dahi ihtiyacın ancak yarısını karşılıyor. 
  • Kadına yönelik yapısal şiddet küçümseniyor ve gizleniyor. Ve daha da kötüsü, mağdur olan bir çeşit suç ortağıymış gibi lanse ediliyor. Tam da bu yüzden sorunu isimlendirmemiz gerekiyor: Bu bir kadın cinayetidir! 

CANSU ÖZDEMİR*

Meryem Şahin 1 Mayıs 2020’de iki çocuğu ile birlikte eski eşi tarafından bıçaklandı ve bedenleri ateşe verildi. Saldırıdan çocukları ile ağır yaralı olarak kurtulan Meryem, Hamburg mahkemesinde adalet için mücadele etmeye devam ediyor. 
Ne yazık ki bu tür olaylar münferit değil. Almanya'da her gün 1 kadın öldürülmeye çalışılıyor; üç günde bir ise 1 kadın katlediliyor. Bu yıl içerisinde sadece Hamburg ve çevresinde, 4 ayda 6 kadın öldürüldü. Özellikle tecavüz, zorlama ve cinsel saldırı gibi vakaların sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 35,9 arttı. Cinsel hayatıyla ilgili kendi kararlarını alan kadınlara yönelik (sexuelle Selbstbestimmung) işlenen cinsel suçlar yüzde 10 arttı. Ağır cinsel suçlar ise yüzde 3,9 artış gösterdi. Evli olduğu erkeğin şiddetine maruz kalanların sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 9 arttı. 

10 yılın en yüksek seviyesi
Pandemi süresinde kadına yönelik şiddetin önemli ölçüde artışı çok da şaşırtıcı değil. Polis Suç İstatistikleri’ne (PKS) göre erkek şiddeti son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. PKS istatistikleri ise yalnızca rapor edilen cezai suçları kapsıyor. Dolayısıyla gerçekte rakamın daha yüksek olduğundan emin olabiliriz. Birçok kez aile içi şiddete maruz kalanlar, daha fazla şiddete maruz kalacakları korkusuyla ihbar etmekten kaçınabiliyor. 

2019’da en az 267 kadın katledildi
Kuşkusuz Almanya'da kadın cinayetleri yeni bir durum değil. 2019'da 267 kadın katledildi; 542 kadın katledilmekten kurtuldu. 2018'de 367 kadın cinayete kurbanı gitti; 2017'de ise 380 kadın katledildi. Bunlar, polis suç istatistiklerinden (PKS) “cinayet” (§ 211 StGB), “öldürme” (§ 212 StGB) ve “ölümle sonuçlanan fiziki şiddet” (§§ 227, 223 StGB) kategorilerinin resmi rakamları. 

Kadına şiddet gizleniyor 
Bu rakamların kadın cinayetlerinin tamamını kapsamadığını varsayılabiliriz. Söz konusu rakamlar, 'cinayet', "cinayete teşebbüs' olsa da 'kundaklama sonucu ölüm' ve 'ihmal sonucu ölüm' gibi kategorileri de içermiyor. Bu, aynı şekilde ölüm nedeni bilinmeyen cinayetler için de geçerli. Bu bir felaket ve çok sık gözardı ediliyor, küçümseniyor. Basında bu cinayetler için "aile trajedisi", "kıskançlık dramı" veya "geçimsizlik" gibi manşetler atılıyor. 

Açık ve net: Bu bir kadın cinayetidir
Tüm bu klişelerin ortak bir tarafı var: Kadına yönelik yapısal şiddeti küçümsüyor ve gizliyor. Ve daha da kötüsü, mağdur olan bir çeşit suç ortağıymış gibi lanse ediliyor. Tam da bu yüzden sorunu isimlendirmemiz gerekiyor: Bu bir kadın cinayetidir! "Kadın cinayeti", kadınların kadın oldukları için katledildiği anlamına gelir. Kadın cinayeti, bir kadının partneri tarafından onu terk ettiği için öldürülmesidir; tecavüze uğrayıp öldürüldüğünde, aile üyeleri kendi kararlarını vermek istedikleri için kızlarını veya kız kardeşlerini öldürdüğünde… 

Öldüren aşk değil ataerkillik
İç karartıcı olan bir diğer mesele ise katledilen kadınların genellikle şiddet içeren uzun ve derin bir hikayesinin olmasıdır. Şunun altı çizilmeli: Kimse aşkından öldürmez. Türkiye'de "ya benimsin, ya kara toprağın" ataerkil zihniyeti ile kadın cinayeti romantikleştiriliyor. Öldüren aşk değil, ataerkillik. Bu her gün dünya genelinde yaşanıyor. Kadınlar, kadın oldukları için, kadın düşmanlığından, hor görüldüklerinden veya egemen erkek yaklaşımından ötürü katlediliyor.

Almanya da Sözleşmeyi uygulamıyor
Şiddet her yerde aynı ve buna karşı her yerde mücadele verilmeli. Alman hükümeti Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmesini eleştiriyor, ancak kadın cinayeti tanımını ve ataerkil düşünce kalıpları ve yapılarına karşı mücadele etmeyi  reddediyor. Dolayısıyla hiçbir önlem almıyor. 
Kadın cinayetlerine ilişkin şeffaf bilgiye erişebileceğimiz bir rapor veya kaynak dahi yok. Dolayısıyla buna karşı koruyucu ve önleyici tedbirler de alınamıyor. Kadın sığınma evleri ve şiddet mağdurları için danışma ve irtibat hatları yeterince finanse edilmiyor. Her yıl 16 bin kadın, kadın sığınma evlerine yerleşiyor; ancak buradaki kapasite ihtiyacın yarısını dahi karşılamıyor. Kısacası Almanya da İstanbul Sözleşmesi'ni imzaladı ama yeterince uygulamıyor.

Meksika ya da Türkiye düşünülüyor
Almanya toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadelede öncü bir rol almak istiyor ama bu konuda hiçbir şey yapmıyor. Almanya'da birçok kişi “kadın cinayeti” terimini anlamıyor veya Meksika'da kadınların kaçırılması, tecavüze uğraması, öldürülmesi veya sünnet edilmesiyle ilişkilendiriyor. Veya direkt Türkiye’yi düşünüyorlar. 
Geçtiğimiz aylarda diğer ülkelerde binlerce kişi kadın cinayetlerini sokaklarda protesto ederken, Almanya’da başarılı bir örgütleme sağlanamadı. 

Hakimlerden iyi hal indirimi!
Alman hukuk sistemi de kadın cinayetleri ardındaki yapısal boyutu görmüyor. Kadınlara yönelik cinayetler, -özellikle sebep kadının ayrılmak istemesi veya ayrılmasıysa- çoğunlukla 'kasten öldürme' hatta yalnızca 'ölümle sonuçlanan bedensel zarar' olarak görülüyor ve salt 'cinayet' olarak sınıflandırılıyor. Bu, cinsiyete dayalı şiddetin küçümsenmesinin sonucudur. Ayrılık durumunda kadınlar hayatları için endişe ediyor, erkekler değil. Çoğu zaman hakimler ise 'kasten öldürme' suçlamasıyla 10 yıla kadar hapis cezası istiyor. Hatta bazı durumlarda hakimler zanlıya “iyi hal” indirimi uyguluyor. Bunu da zanlının kadını 'çaresiz bir kıskançlıkla' öldürmesine bağlıyor. 

Mağdur kadın da suçlanıyor 
Pek çok hakim kararını Federal Adalet Divanı'nın 2008 yılında verdiği bir karara dayandırıyor. Söz konusu kararda mahkeme bir ayrılık sonrası gerçekleşen cinayetin "sanığın ayrılan mağduru kaybetmek istememesinden kaynaklı" olduğuna hükmetti. Bu formülasyon, mağdurun da suçlandığını ortaya koyuyor. 

Kıskançlık gerekçe olamaz 
Alman Kadın Avukatlar Birliği’nin bu konudaki talebi, (eski) partnerinden ayrılmak isteyen veya ayrılan kadınların öldürülmesinin 'cinayet' sayılmaması. Çünkü cinsiyete dayalı bir sahiplenme saikiyle hareket ediliyor ve bu insan onurunu zedeliyor. Bu aslında 'namus cinayetleri' olarak adlandırılan durumda olduğu gibi, genç kızların ve kadınların sözde aileye 'onursuzluk' getirdikleri için öldürülmesi ile aynıdır. Ataerkil zihniyet her iki durumda da geçerli olacaktır: 'Namus cinayetleri' veya 'kıskançlık nedeniyle bir partnerin öldürülmesi."
Almanya'daki yargı, namus cinayetlerini ise farklı bir sosyal bağlamda sınıflandırıyor ve bu davalar ağır cezalarla sonuçlanıyor. 

Aile değil toplumsal mesele
Ev içi şiddet bir inanç, milliyet veya eğitim sorunu değildir. Herkes bunun bir aile meselesi olduğunu düşünüp karışmamak yerine yardım elini uzatmalı.
Kadına yönelik şiddete karşı mücadele etmek için bu açıkça tespit edilmeli, soruşturulmalı ve buna karşı mücadele edilmelidir. Kadın cinayetleri, bağımsız bir gözlemevi (Kadın Cinayet İzleme) tarafından tanımlanmalı ve kaydedilmelidir. Bu önerimiz Federal Meclis'te reddedildi, ancak bu hala Sol Parti’nin (Die Linke) ve aynı zamanda feminist aktivistlerin güncel bir talebidir. Böyle bir gözlemevi kurmak için Hamburg'da da bir başvuruda bulunduk. Diğer ülkelerde, akademik enstitülere bağlı veya feminist STK'lar tarafından yönetilen “Kadın Cinayetleri Gözlemevleri” var.

Kadınlar şiddet kurbanı olmasın
Kadınları korumak için çok fazla fırsatımız var. Çalışmalarını sürdüren Hamburg bütçe danışmanlıkları (Hamburger Haushaltsberatungen), kadın sığınma evleri ile iletişim ve danışma merkezlerinin insani ve mali kaynaklarını makul bir şekilde artırmak için iyi bir fırsattır. Mağdurların korunması için kaynak artışı talebinde bulunacağız. Yılın hiçbir günü artık hiçbir kadın şiddet kurban olmamalı. 

* Hamburg Eyaleti Sol Parti Fraksiyonu Eşbaşkanı

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.