Son baharın kışa evrildiği, doğanın renkten renge girdiği şu günlerde gerilla alanlarındayız. Dökülmüş yaprakların kapatmaya yüz tuttuğu patikaları takip ederek bir gerilla kampına ulaşıyoruz. Kamp, gerilla adaylarının yani dağa yeni gelmiş gençlerin bulunduğu bir kamp.
Heyecanlılar. Çevreyi pürdikkat takip eden meraklı gözler, sürekli bir şeyler öğrenmenin çabası içinde olan acemi koşuşturmalar ve tabi ki eski ve yıllarını dağların en amansız yerlerinden geçirmiş olan yoldaşlarının her bir davranışında kendine ders çıkartmaya çalışan gençlerle dolu burası.
Her biri Kürdistan’ın değişik alanlarından, şehirlerinden, kasabalarından, köylerinden gelmiş. Kimisi ilkokulu bile bitirememiş, kimisi üniversitenin en seçkin bölümlerini terk etmiş, kimisi işçilik yapmış, kimisi siyasi çalışmalarda yer almış. Kimisi koruculuğa, kimisi Pozantı vahşetine tepki duyarken, kimisi de Roboskî Katliamı'na cevap olmak istemiş. Kimisi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit uygulamasına karşı bir ses olmak isterken kimisi de AKP'nin Kürtlere yönelik savaş politikalarına seyirci kalmamak için düşmüş gerilla yollarına.

Aynı köyden 7 genç

Gerillayı tercih etmiş bu gençleri daha yakından tanımak istiyoruz. Axçira Grubu olarak tanınan bir grup var. Grup, ismini köylerinin ismi olan Axçira’dan alıyor. Bitlisin’in Adilcevaz İlçesi'ne bağlı ve yurtseverliğiyle tanının bir köy. Bu köyden 7 genç birlikte gerilla saflarına katılmış. Akrabalar, hepsinin de mutlaka bir yakını var gerillada. Kendilerine kod isim olarak Şervan, Amara, Sîpan, Agît, Êriş, Rûbar’ı seçmişler. 


Sarina 3 kardeşinin izinde
Gerilla Sarina da Bitlis’in Adilcevaz İlçesi'nin Axçayiz Köyü'nden gelmiş dağlara. Hiç okul okumamış. Sarina’nın üç erkek kardeşi daha gerilla saflarına katılmış. Bir kardeşi çatışmalarda yaşamını yitirmiş. İki kardeşi hala gerilla saflarında. “Gerillaya katılmak benim çocukluk hayalimdi” diyor gözlerinde parlayan heyecanıyla gerilla adayı Sarina.

Zaxo'dan Erdevan

Erdevan Zaxoyi isimli gerilla adayı ise 1985 yılında Güney Kürdistan’ın Zaxo şehrinde dünyaya gelmiş. 8 yıl okul okuyabilmiş. Güney Kürdistan'da üç defa gözaltına alınmış. Son olarak Newroz kutlamasına katıldığı için gözaltına alınmış. Erdevan da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi kabul etmediği için gerillaya katıldığını belirtiyor ve ekliyor “Kürdistan’da gerçek bir gelişme olacaksa bu PKK sayesinde olacaktır.”

Roboskî ve Pozantı'dan sonra

1992 yılında Iğdır’da dünyaya gelen Asya Gilidağ ise Ankara’dan gerillaya katılmış. Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi'ni üçüncü sınıftan terk ederek gerilla saflarına gelmiş. Üniversiteyi okuduğu yıllarda Fethullah Gülen’e ait bir yurtta kalmış. Bu yurtta kaldığı süre içerisinde de Kürt olduğu için sürekli olarak hakarete ve çeşitli baskılara maruz kalmış. Yine orada Kürt gençlerinin nasıl asimile edilmek istendiğine tanık olmuş. Asya o zamanlar fazla siyasetle uğraşmasa da Fetullahçıların sürekli olarak Kürtlere hakaret eden yaklaşımları karşısında büyük bir öfke yaşamış. Son olarak hem Roboskî Hatliamı hem de Pozantı Cezaevi'ndeki vahşetin açığa çıkmasından sonra gerillaya katılmaya karar vermiş. Gerillada olmanın ilk duygusunu da “kendimi buraya ait hissediyorum” sözleriyle ifade ediyor.

Korucu Babatlardan Baran

Baran Medya ise 1990 yılında Şırnak’ın bağlı Sêgirêk beldesinde dünyaya gelmiş. Goyi aşiretinden olan ailesi korucu Babatlardan. Köyleri korucu bir köy. Baran’ın babası 20 yıl koruculuk yapmış. Baran Türk devletinin koruculuk sistemi karşısında her zaman çelişki yaşamış. Özellikle Türk okullarında okuduğu zamanlarda Kürtçe konuştukları için sürekli olarak öğretmenleri tarafından baskıya maruz kalmış. Lise sonrası gittiği İstanbul’da da Kürt kimliğinden dolayı sürekli hakarete maruz kalmış. Gençlik yılları ve Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin etkisiyle birlikte yaşanılanları kabul etmemeye başlamış. Kendi köyüne döndükten sonra koruculuk sisteminin kendi insanları üzerindeki etkisini daha iyi gözlemlemiş. Köyleri korucu olmasına rağmen hem devlet memurları tarafından hem de Türk askeri tarafından hakaret ve baskı altında tutulmalarına daha fazla dayanamayarak gerilla saflarına katılmış. Gerilla için Baran “insan kendi kültürüyle yaşadığı sürece kendisini daha özgür hissediyor” diyor.

İmamlık, askerlik ve gerilla

Hakkarili Cudi Rüstem ise evde din öğretmenliği ve camide de imamlık yapıyormuş. 2001 yılında gittiği Konya’da iki yıl İmam Hatip okumuş. 2009 yılında da İstanbul Kenan Evren Kışlası'nda askerlik yapmış. Askerde Kürt çocuklarını öldürüp daha sonra “intihar etti” diye nasıl ailelerin kandırıldığına şahit olmuş. “Kürt analarının sokak ortasında polisler tarafından coplanması, çocukların kollarının kırılması ve en son Roboskî Katliamı'nı gördükten sonra gerillaya katılmaya karar verdim” diyor.


Elemhuyi'nin idamından sonra
1989 yılında Muş-Bulanık’a bağlı Yazbaşı Köyü'nde dünyaya gelen Celal Baz, liseyi bitirmiş. Celal’i en fazla etkileyen olay ise, İran’da 2010 yılında PJAK’lı Şirin Elemhuyi’nin idam edilmesi olmuş. Kürt legal siyasetiyle birlikte gençlik çalışmalarında yer almış. Ama Türk devleti Celal’in aktif siyaset yapmasına izin vermemiş. Devletin süreklileşen baskılarına karşı Celal gerilla saflarına katılmış.

Seyirci kalamayan Serbest

Serbest Qaşurî Şırnak-Uludere’ye bağlı Andaç Köyü'nde dünyaya gelmiş. Roboskî'ye yakın ve koruculuk yapan bir köy. 34 Kürt gencinin Türk savaş uçaklarıyla katledildiği Roboskî Katliamı yaşandığında Serbest evdeymiş. Katliamı sabah duyduklarını söylüyor. Diğer köylülerle birlikte katliam yerine gitmişler. Oraya gittiği zaman karşılaştığı vahşeti Serbest şu cümlelerle anlatıyor: “Biz olay yerine gittiğimizde herkeste hem büyük bir öfke hem de bir korku vardı. Her yer kardı. Manzara vahşetti. İnsanların et parçaları sağa sola savrulmuştu. Köylüler, insanlarla katırların etlerini birbirinden ayırmaya çalışıyordu. Katırlar ve yükleri de paramparça olmuştu. Akşam köye inip cenazeleri Uludere’ye gönderdik.”
Qaşura çevresi Roboskî Katliamı'ndan çok etkilenmiş. “Katliamdan sonra Türk devletinin yaptıklarına seyirci kalamazdım” diyen Serbest gerilla saflarına katılmış.
Kampta bulunan daha onlarca gencin her birinin ayrı hikayesi var. Zorlu bir mücadele yolunu seçen bu gençler dağa ne için geldiklerini çok iyi biliyorlar. “Bittiler, dağıldılar, en zayıf dönemlerini yaşıyorlar” propagandasının gerçeği yansıtmadığının canlı örnekleri olarak karşımızda duruyorlar.


DEMHAT TOLHİLDAN/DÜNYA PALE / ANF/BEHDİNAN