Fransa Gündemi


Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı François Hollande’ın başbakanlık görevine gelmesiyle birlikte kabinesinin 16 bakanını kadın olarak seçmesi Hollanda büyük bir puan kazandırmıştı. Bu aynı zamanda yapılan milletvekili seçimlerinin birinci turunda oy oranı olarak da yansıdı. Pazar gününden sonra Hollande’ın kabinesinde kadınlara yer vermesi değil başka bir konu tartışılmaya başlandı. Hollande’ın sevgilisi olarak seçim sürecinde de yanında ayrılmayan gazeteci Valerie Trierweiler, Twitter’dan pazar günü ikinci turda yarışacak olan Hollande’ın eski hayat arkadaşı Segolene Royal yerine bağımsız rakibi Olivier Falorni’yi desteklediğini ilan etti. Çarşamba günü Fransız basınının manşetlerini, televizyon kanallarındaki tartışma programlarını; “Trierweiler’in kıskançlığı” içerikli başlıklar süsledi. Ardından televizyon kanallarında bu konuda yapılan tartışmalarda UMP konuyu kendi seçim propagandasının malzemesi haline getirdi. 
Genel seçimlerin ilk turunda Royal yüzde 32, Falorni yüzde 29 oy aldı. Önümüzdeki Pazar günü yapılacak ikinci turda bu yarışın galibi belli olacak. Hollande, seçimlerde Segolene Royal’i desteklediğini belirterek, “Kendisine güvenimiz ve desteğimiz tamdır” demişti. Partinin bütün ağır toplarının ‘çekil’ baskılarına rağmen Falorni adaylığını çekmeyince, Royal’i destekleyen Sosyalist Parti Genel Sekreteri Martine Aubry ile Yeşillerin Genel Sekreteri Devlet Bakanı Cecile Dufflot Salı günü bizzat La Rochelle kentine giderek Royal ile ortak basın toplantısı düzenlediler. Royal de eski Sosyalist olan Falorni’nin centilmenlik gereği çekilmesini söyledi. İşte bu açıklamanın ardından Trierweiler, Twitter üzerinden “Ha gayret Olivier Falorni... La Rochelle’lilerin yanında yıllardır özveriyle mücadele eden Falorni değersiz biri değildir” diye mesaj attı. Ardından tüm manşetleri bu açıklama süsledi.
Özellikle burjuva siyaset alanında kadınların siyaset yapması yine burjuva siyasetin kirli yüzüne çarpıyor. Birçok gazetecinin de sorduğu soruyu sormakta yarar var: Trierweiler Hollande’dan farklı bir profil izleyerek hem de seçimlerin kritik turu olan ikinci turdan önce böylesi bir açıklama yapabilir mi? Hollande iktidara gelir gelmez neden böyle bir sorunla gündeme oturdu? Ya da bu süreci sadece basit bir kıskançlık sorunu olarak görebilir miyiz? Politik alan yüzyıllardır erkek egemen ideoloji tarafından biçimlendirildiğinden, burjuva siyaset alanı bunu farklı biçimlerde üreterek devam ediyor. Bu zihniyet şimdi yine kadını kadına karşı kullanarak burjuva siyasette kadının rolünü göstermeye çalışıyor. 
Kadınların karar alma süreçlerine katılamaması, siyasette eşit oranda temsil edilememesi, herşeyden önce bir demokrasi meselesi. Diğer ülkeler düşünüldüğünde Fransa bu konuda epey bir yol katetmiş bir ülke. Ama adı sosyalist olsada Fransa’nın Sosyalist Partisi’nde siyaset kapitalizmin sınırları içerisinde yürütülüyor. Fransa’nın tarihi ve Fransız devrimi haklar açısından sürekli dünyaya örnek gösterilir.
Oysa erkek egemen bakış açısı 1789 tarihli (Déclaration des droits de l’homme et du citoyen) İnsan Hakları Deklarasyonu’nda eşitlik ve özgürlük kavramlarına yer verilirken de etkisini göstermiş, “eşitlik” kadın - erkek eşitliği bakımından gözardı edilmiştir. Nitekim, devrim sürecine destek veren kadınların 1789 tarihli İnsan Hakları Deklarasyonu’nunda yer alan “homme” yerine “homme - femme” (erkek-kadın) yazılması talepleri kabul edilmemiş, bu nedenle devrimci kadınlar da 1791 tarihinde “Kadın ve Yurttaş Hakları Beyannamesini” ilan etmişlerdir. Ancak, devrim sürecine büyük destek verenlerden Olympe de Gouges 1793 yılında “doğa kurallarına başkaldırması” nedeniyle giyotine mahkum edildiğinde, kararı veren “Devrimci Mahkeme”nin idam gerekçesi, başka söze gerek bırakmayacak kadar açıktır; Olympe de Gouges “kendi cinsine yaraşmayacak şekilde politikayla ilgilendiği için ve ölümü diğer kadınlara ibret olsun diye” mahkum edilmişti!