Yağmurlu bir bahar gününde,  YPG savaşçılarını ziyarete gidiyorum. Selamlaştıktan sonra büyük bir odaya geçiyor oturuyoruz. Savaş bütün hızıyla sürüyor. Herkesin gözü-kulağı cepheden gelecek haberlerde. Odada tam karşımda oturmuş biri dikkatimi çekiyor. Görünüşü farklı bir ulustan olduğunu ele veriyor.  Ancak konuşması öyle değil. Kürtçeyi iyi konuşuyor. İsmi Salvador.

20 yaşındaki Salvador aslen Alman. Ama Batı Afrika’da büyümüş. İsmini İspanya’nın Katalonya bölgesinde Franco faşizmine karşı mücadele edip tutuklandıklandıktan sonra  idam edilen bir devrimci olan Salvador Puig Antich’ten almış. Yanımızda oturan Herekol adlı YPG’li, Şili’de 70’li yıllarda iktidara gelen ancak daha sonra Pinochet askeri darbesiyle karşı karşıya kalan sosyalist devlet başkanı Salvador Alende’yi hatırlatıyor.  

Salvador, “Onu herkes biliyor. Ancak ben adımı Salvador Puig Antich’ten aldım. Diğer Salvador’a da saygı duyuyorum ancak bence olması gereken tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmışları da açığa çıkarabilmek. Gizlendi diye, bilinmiyor diye yaptıklarının önemi azalmıyor” diye ekliyor.


Salvador Puig’in öyküsü

İsmini aldığı Salvador Puig’i daha fazla tanımak istiyorum. Sorular soruyorum. Barcelona üniversitesinde okuyan bir grup olarak Franco rejimine karşı bir örgüt kurmuşlar. İlk eylemleri bir bankayı soyup parayı işçilere vermek olmuş. Üç yıl kadar bir mücadele ettikten sonra bir polis baskınında çatışmada yaralı olarak ele geçiyor. Altı aylık yargılanma ve zindan yaşantısı dar ağacında sonuçlanıyor. 1974’te darağacına götürülürken 24 yaşındaymış. 

Salvador devam ediyor: “Bir nehir gibi. Kırk yıl sonra ayrı bir Salvador. Ancak aynı ruh!”

20 yaşında. Almanya’da doğmuş, Batı Afrika’da büyümüş. Bana o günlerden fotoğraflarını gösteriyor. 


Dogon halkıyla yaşadı

Dogon halkından bahsediyor. “Kürtlere çok benziyor. Onlar da dağlı bir halk. Onlar da Arap ve Avrupalı işgalcilere karşı sürekli mücadele içerisinde olmuşlar” diyor. Burkino Faso’da onların arasında yaşamış. Daha sonra pek çok dünya ülkesini gezmiş. İlk başlarda ekolojist bir hareketin üyesiymiş. Amerika’nın Ortadoğu’ya müdahalesi sonrasında anarko sosyalist harekete katılmış. 


Rojava bir kıvılcım

Yaklaşık on yıldır Kürtleri tanıyor. 2012’de bir etkinlik için geldiği Ortadoğu’da bir gazeteciden Rojava devrimini duyuyor. Sonra Rojava devrimi hakkında araştırma ve okumalar yapıyor. 2014’te Rojava’da araştırmalarda bulunmuş bir Alman gazeteciden  Rojava devrimini daha ayrıntılı dinledikten sonra YPG saflarına katılmaya karar vermiş. 

“Bu devrim içinde kendini nasıl hissediyorsun?” diye soruyorum. 

“Pek çok devrim gördüm” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tunus’la başlayan Arap baharı bende büyük umutlar uyandırmıştı. Sonuçları beni hayal kırıklığına uğrattı. Ancak Rojava devrimi’ni gördükten sonra bu işin olabileceğini, başarılabileceğine dair umutlarım büyüdü. Devletsiz bir toplum inşa edilebilir. Bunu Rojava’da gördüm. Bu devrim tüm dünya için kıvılcım olacak. Buna inanıyorum. Şimdi de bu devrimin savunma gücü olan YPG’de bu umutlarım her an daha da diriliyor.”


Devrimciler birleşmeli

Dünyanın her bir yanındaki karmaşadan bahsediyor, araya  giriyor soruyorum, bu karmaşa nasıl çözülecek?

Dünyanın dört bir yanında gerçekten devrim umudu taşıyan, onun için çalışan binler, on binler olduğunu ama dogmatizmi aşıp birleşme yoluna girmelerinin tek çıkış yolu olduğunu söylüyor. “Bu yolun günümüzdeki yeri, çatısı Rojava devrimidir” diyor ve bu umudun savunma örgütü olan YPG’ye katılmanın tüm devrimcilerin görevi olduğunu ekliyor. 


*Salvador fotoğrafının çekilmesini istemiyor. Kısa sohbetimizde dile getirdiği gibi tarihin gizli sayfalarında yerini almak istiyor sadece. Bu yüzden Afrika’nın bir ucundan Rojava’ya gelen bu devrimcinin fotoğrafını paylaşamadım.