BES tarafından Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda "2014 Bütçesi ve Emekçilere Yansıması" konulu panel düzenlendi. Açılış konuşmasını yapan BES Genel Başkanı Ahmet Kesik, hükümetin tüm politikalarının otoriterci, piyasacı ve cinsiyetçi olduğunu; bütçesinin de aynı paralelde olduğunu söyledi. Gezi direnişi ile hükümetin emekçilerin gündemine takıldığını belirten Kesik, hükümetin insanları yoksullaştırdığını daha sonra da yoksulluğu yönettiğini kaydetti.


Suriye'ye kaos stratejisi

Doç. Dr. Ahmet Yıldırım'ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Doç. Dr. Fikret Başkaya, paylaşım savaşlarının sonuçlarını ve dünya hegemonik sistemin gidişatı hakkında bilgi verdi. Sistemlerin kendilerini ayakta tutmak için doğal ve insani sermayeyi yağmalamaya dayandığını belirten Başkaya, son dönemde alternatif güç odaklarının kaynaklara ulaşımını engellemek için savaşlar çıktığına işaret etti. Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan gibi önemli ve ABD-Batı dışındaki güç odaklarının kaynağa ulaşımını zorlaştırmak için Afganistan, Libya, Sudan, Irak'a saldırılar gerçekleştirildiğini söyledi. Bu ülkelere "şok stratejisi" uygulandığını önce hava bombardımanı ardından da karadan saldırı yapıldığını anlatan Başkaya, bu sistemle şimdi Libya'nın ortadan kaldırıldığını söyledi. Aynı stratejinin Suriye'ye uygulanamadığını belirten Başkaya, "Suriye'ye şok stratejisi yerine kaos stratejisi uygulandı. Dünyanın 29 ülkesinde yetiştirilen katiller oraya gönderildi" dedi. Başkaya, "Türkiye Suriye'de Libya'nın tekrarlanabileceğini düşündü. NATO gelip saldırsın dedi. Ama NATO gelmedi. Çünkü bölge savaşı ihtimali vardı. Kaos stratejisi ile çökertilmesi düşünülüyor. Türkiye boşa düştü" diye konuştu.

Bir tek havadan vergi alınmıyor

Başkaya, dünyada 2 bin 170 milyarderin, bunların da 6 trilyon 500 milyar dolarlık sermayesi bulunduğunun altını çizerek, "Hani dünya krizi vardı" diye sordu. 18. yüzyılda "Temsil yoksa vergi de yok" sloganı etrafında mücadele edildiğini hatırlatan Başkaya, "Sosyal hizmet yoksa vergi de yok" sloganı etrafında mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi. Başkaya, "Her şey paralı, her şey özelleştirildi. Bir tek havadan vergi almıyorlar. Bakalım sıra ne zaman havaya gelecek" diye sordu.

Kurul: Kemer sıkma bütçesidir

Prof. Dr. Nejla Kurul ise 2014 bütçesinin harcamalar yönüyle emekçilere yansımasına ilişkin bir sunum yaptı. Son 10 yılda 41 dolar milyarderi yaratıldığına dikkat çeken Kurul, 2014 bütçesinin yüzünün egemenlere, sırtını halka dönük olduğunu, emekçiler açısından kemer sıkma bütçesi olduğunu söyledi. 2013'te 130 bin kamu emekçisi alındığını, 2014'te bunun 74 bine indirildiğini belirten Kurul, bütçenin sermayeye kepçe ile emekçiye kaşığın ucuyla dağıtan bir bütçe olduğunu bildirdi.
Kurul, Tarım Kanunu'na göre bütçenin yüzde 1'inin tarım alanına aktarılması gerektiği halde tüm yan ödemelerle bu oranın yüzde 0.76'da kaldığını söyledi. Bu kaynağın ise topraksız köylüler, tapu sahibi olmayan köylülere dağıtılmadığına da dikkat çeken Kurul, kaynağın büyük çiftçilere gittiğine işaret etti. 


Yardımlarla direniş kırılıyor
30.4 milyar liranın yoksullara yardım olarak belirlendiğini ve bunun da bütçe dışı fonlardan sağlandığına işaret ettiğini belirten Kurul, "Dağıtılan bu kaynakla halkın direnişini kırmak ve biat kültürünü geliştirmek istiyorlar. Hükümetin atadığı vakıf mütevelli heyeti tarafından belirlenen bu paylaşım sanki hükümetin cebinden çıkarılıyormuş gibi bir algı yaratılıyor" diye konuştu. Kurul, bu yöntemle yardım alan ile siyasal iktidar arasında duygudaşlık yaratıldığına dikkat çekti.

Sağlık bütçesi güvenliğin dörtte biri

2014 bütçesinde "vergi harcaması" adı altında bütçe gelirinin yüzde 5.9'una denk gelen 23.9 milyar liralık vergi gelirinden vazgeçildiğinin altını çizen Kurul, bunun tamamının çeşitli adlar altında zengin kesimden alınmayan bir vergi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kurul, 2014 bütçesi ile ilgili şu çarpıcı oranları verdi: "Maliye+Hazine yüzde 45; Asker, polis, cezaevleri yüzde 13.2; Milli Eğitim yüzde 12.7; Sağlık Bakanlığı+Kamu Hastaneleri+Halk Sağlığı Kurumları yüzde 4; 103 üniversite+YÖK+ÖSYM yüzde 3.9; Diyanet yüzde 1.2; Kültür ve Turizm yüzde 0.4; Çevre yüzde 0.3"

Kamu çalışanları sayısı

Kurul, aynı tablonun daha vahiminin kamu çalışanları sayısında da mevcut olduğunu belirterek, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Haziran 2013 tarihi itibariyle 128 bin 751'i kadrolu memur olmak üzere toplam 141 bin 911 çalışan bulunduğunu, buna mukabil Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 17 bin 683, Çevre Bakanlığı'nın 27 bin 307 çalışan bulunduğunu söyledi. Kurul, sağlık harcamalarının güvenlik harcamalarının sadece dörtte biri oranında olduğunu, kültür ve turizm bütçesinin de güvenlik bütçesinin 40'ta biri olduğunu söyledi.

Bütçe denetimi yok

Doç. Dr. Mustafa Durmuş da, 2014'ün bütçesini "Bütçe Hakkı" ve "Vergilendirmede Adalet" açısından değerlendirdi. Durmuş, "Bütçe denetimi de TBMM adına Sayıştay tarafından yapılıyor. Ama Sayıştay bu denetimi yapamıyor. Çünkü kurumlar Sayıştay'a mali tablolarını vermiyor" dedi. Sayıştay'ın tam bir denetim yapması halinde bile denetimin sadece mevzuatsal açıdan yaptığına dikkat çeken Durmuş, "Sayıştay halkın ihtiyacına bakmıyor" dedi.
Yedek ödeneğin 665 milyon iken 30.9 milyar liraya çıkarıldığına dikkat çeken Durmuş, pek çok fon ile denetimsiz gelir ve denetimsiz harcama yapıldığına işaret etti.

Sütte vergi var pırlantada yok

Doç. Dr. Mustafa Durmuş, et, süt gibi temel gıdalarda vergi tahsili yapıldığını ama pırlanta, elmas gibi lüks tüketim mallarında vergi bulunmadığına işaret ederek şu tabloyu aktardı: "2009'da Gelir Vergisi yüzde 22.3'den 2014'te yüzde 20'ye indi. Kurumlar Vergisi 2009'ta yüzde 10.3'ten 2014'te yüzde 9'a geriledi. Buna karşılık geniş halk kesimlerinden alınan KDV ise 2009'da yüzde 27.3 iken 2014'te yüzde 30 olarak öngörülüyor. ÖTV ise 2009'ta yüzde 25.3 iken 2014'te yüzde 26 olarak öngörülüyor."

DİHA/AMED