Bütün aile ırkçı


Ömer Güney ile ne zaman tanıştınız, ne zamandır tanıyorsunuz?
Villiers-le-Bel Derneğimizde tanıdım. Tanıştığımız zaman sadece ismini biliyordum, soyadını bilmiyordum. Dernek çatısı altında çalışan biri olarak biliyordum. En azından öyle gözlemledim. Görüntü olarak tanışalı yaklaşık bir yıl oldu. Merhabalaşmalarımız oluyordu. Bu bizim kültürümüzde var. Hal hatır sorulur. İlk anlar öyle samimiyetimiz yoktu. Sonrasında hayatın akışı deriz ya daha da samimileşmeye başladık.
Ortamda nasıl tanınıyordu, ya da size nasıl yansıdı?
Kendi adıma konuşmak istiyorum. Gözlemlediğim kadarıyla sakin, düzgün bir insandı. Sürekli dernek çevresindeki arkadaşlarla temas halinde gördüğüm için güvendim. İkinci bir izlenim, hep kendisine hedef belirlerdi. Bu ortamda hep bir konuma gelmek istediğini söylerdi.
Peki aynı eve çıkmanız nasıl oldu, sizden mi geldi teklif ondan mı?
İlk benim evime geleceğini söylediği zaman açıkçası o zaman çok samimi değildik. Eve gelip gitme esnasından bahsediyorum, yerleşmesinden değil. Eve gelip gitmeye başladı. Ardından bana evini açar mısın deyince ben de dernek çevresinde gayret gösteren bir şahıs olarak gördüğüm için evimi kendisine açtım.
Ne zamandan beri aynı evi paylaşıyorsunuz?
Bir buçuk ay beraber kaldık aşağı yukarı.
Bu son bir buçuk ay mı?
Evet.
Kaç kişi kalıyorsunuz evde?
3 kişi.
Evdeki halinden biraz bahsetseniz. Eve taşındıktan sonraki diyaloğunuz. Size özel olarak sorduğu sorular var mıydı ortam hakkında, dernek hakkında?
Bazı şeyler öğrenmek istediğini fark edebiliyorduk. Gerillacılığa sempatisi var gibi görünüyordu. Kendisini tamamen bu harekete adamak istiyordu. Tabii ben yanlış izlenim almamışsam…
Derneğe geliş tarihi 2011 yılı Kasım ayı. Ondan öncesine dair hiçbir şey anlatmıyor muydu? Buraya gelmeden önce Kürt ortamlarıyla ilişkilenmiş mi? Fransa’da büyümüş. Yıllarca kalmış, buralarda Kürt dernekleri yıllardır var, şimdiye kadar neden ilişkilenmemiş de 2011 yılında ilişkileniyor, nasıl oluyor da bu tarihte birden üye oluyor?
Bana anlatış tarzı şuydu: Burada büyüdüğünü söyledi. Belli bir süre Almanya’ya geçtiğini, orada bir evlilik yaptığını ve anlaşamadığından dolayı boşandığını söyledi.
Bir çocuğu olduğundan bahsetti mi, bir kızı olduğu yazıldı medyada…
Hayır, sizden duyuyorum. Yaklaşımı falan dediniz. Ben onu açmak istiyorum izninizle. Daha önce Almanya’da bir plastik fabrikasında çalışırken uykusundan hep şikayetçi olduğu için orada Kürt yurtseverlerin kendisine hep yardımcı olmak istediklerini fark ettiğini söylüyordu. O esnada daha çok Türklerle içiçe olduğunu söylüyordu. Ve bir gün camiye giderken, oturup sohbet ederken Türklerin onu sürekli tehdit ettiğini söylemişti bana; Kürt ortamına girmeyeceksin, sen Türksün diye.
Neden durup dururken öyle bir tehditte bulunmuşlar, böyle bir eğilim mi başlamış?
İlgi duymaya başlamış benim anladığım. Türkler de bundan rahatsız olmuş. Sonradan tabii Kürt halkının arasına karışmış dediğine göre Almanya’da daha fazla sıcaklık gördüğü için.
Yani Münih’te iken Kürt dernekleriyle ilişkilenmiş mi?
Yani Münih mi bilmiyorum Almanya’da. Almanya’da nerde kaldığını söylemedi ama daha o zaman sempati duymaya başlamış. Kürt halkının hep daha fazla sıcak olduğunu söylemişti.
O zaman kendisini size Kürt olarak tanıtmadı…
Hayır. Babasının bir Kürt olduğunu ancak Kürtlüğü sevmeyen bir tarzda olduğunu söyledi bana. Ve özellikle boşanıp Fransa’ya döndüğü esnada burada Kürt halkı içerisinde ilgi görmüş. Derneğimize gitmiş Villiers-le-Bel’e. Oradaki arkadaşların sıcak davrandığını söylemişti.
Ailesinden hiç söz etmez miydi? Ailesinden biriyle tanıştınız mı ya da telefonda ya da yüzyüze ailesiyle diyaloglarına hiç tanık oldunuz mu?
Bana annesinin Türk olduğunu ve ailesinin derneğe gidip gelmesini engellediğini ve tepki gösterdiğini söylemişti. Babasından şikayetçiydi. Kürtlüğe karşı çıkıyor ama iltica oturumu aldı diyordu. Kızkardeşiyle görüştüğünü söylüyordu. Bir kere hastaneye gideceğim, beni sormak istersen merak edersen diye kızkardeşinin telefonunu vermişti. Ömer’in kızkardeşi diye kaydetmişim. Yanlışlıkla Ömer yerine Ömer’in kızkardeşi diye kayıtlı numarayı aramışım. Ev telefonuydu yeğeni çıktı küçük bir çocuk. Kapattım sonra kendi numarasını aradım. Yanlışlıkla onu aramışım, dedim. Önemli değil, dedi. Konuşmadık yani.
Bir buçuk ay önce ev için size geliyor ondan önce kendisinin kaldığı bir ev yok mu?
Daha önce bana anlatış şekliyle ablasıyla kalıyor. Ve oradan ayrılmasının sebebini bilmiyorum ama anlattığı kadarıyla eniştesi derneğe gelip gidişinden rahatsız olmuş.
Peki ekonomik durumu, havaalanında çalıştığı söyleniyor...
Bana bahsetti ama rahatsızlığından dolayı ayrıldığını söylemişti.
Olaydan önceki bir buçuk aydır aynı evdesiniz. Daha önceki tanıdığınız Ömer’le bu olaydan son birkaç hafta öncesindeki Ömer arasında hiçbir fark gördünüz mü, değişen bir şey oldu mu tavırlarında, herhangi bir olağanüstülük?
Kendisini tamamen bir şeye adamak istediğini söylüyordu. Heyecanlıydı hep ailesini de örgütleyeceğini söylüyordu. Şüphelenecek bir şey görmedim. Ben senden daha iyi Kürt’üm diyordu hep. Telefonlar geliyordu tabii ama çok sorma gereği duymuyordum. Özellere girmiyordum.
Ya olay günü, olay sonrasında?
Öncesinde şüphe edecek bir şey görmedim. Dalgın ya da şüpheci davranışlarını görmedim. Olay günü gece 03.05 ya da 03.07 sıralarında bir arkadaşımız beni aradı. Arkadaşların şahadete ulaştığını söyledi bana. Ben de bunun şokuyla nasıl giyindim bilmiyorum. Her ikisini de ben uyandırdım. Arkadaşlar böyle diyor dedim. Ben inanmıyorum, dedi. Hemen toparlanın gideceğiz, dedim. Aşağı indim bir iki sigara içtim. Tabii onları beklemek zorunda kaldım. Daha sonra arabayla arkadaşların şehit düştüğü yere gittik.
Peki bu haberi duyar duymaz Sakine Cansız’ı oraya bıraktığından hiç bahsetmedi mi? Katledilen kadınları son olarak görenlerden biri olan bir kişi böyle bir haberi duyar duymaz daha farklı, daha fazla tepki vermez mi?
Ben inanmıyorum, dedi. Kendileri olduğuna inanmıyorum, dedi bana. Böyle bir şey olamaz. Sağ salim gördüm ve ayrıldım kendilerinden, dedi. İnanmak istemediğini söylemişti bana.
Olay günü akşamı eve geldiğinde Sakine Cansız’ı oraya bıraktığından hiç bahsetmiş miydi?
Hayır. Zaman zaman tercümanlık yaptığını biliyorum. Yurtsever ailelerimizle gittiğini. Ben de kendi kendime güzel şeyler yaptığına inanıyordum. Keşke ben de böyle yardımcı olsam diye düşünüyordum.
Siz aynı gün mü gözaltına alındınız?
Derneğe gittik. Bir süre kaldık. Sonra yanıma geldi, benimle emniyete kadar gelir misin dedi. Yolda giderken kendimce sordum nedir diye. Ben tercümanlık yapmışım, Valiliğe gitmişiz. O yüzden ifade vereceğim dernekteki arkadaşlar öyle uygun görüyor, dedi. Ben de öyle ise gelirim, dedim. Gittik orada polisler üzerine çelik yelek giydirip götürdüler. Sen gidebilirsin dediler.
Gözaltına alındıktan sonra da bir şüphe taşımadınız mı?
Şüphe taşımam şöyle, demek ki bu Sakine Cansız’a tercümanlık yapmış kesin kamera görüntülerini tespit amaçlı götürüyorlar diye düşündüm.
Siz de gözaltına alındıktan sonra eve baskın yapılıyor. Ne zaman eve baskın oldu, ne bulundu evde?
Baskın, bir gece kaldık. Ertesi gün bizi arabayla getirdiler eve. Bir sürü telefon çıktı.
Yani onun eşyaları arasındaydı…
Evet.
Kaç telefon?
Hatırlamıyorum tam, 4-5 telefon. Bir de şöyle bir şey var. 45 takım elbisesi vardı. Sorduğum zaman mağaza mıdır bu nedir diye sorduğumda akrabalarım bana alıyor, ailenin tek çocuğuyum diyordu. Genelde kimsenin çok özelini karıştırmam, aileden böyle bir insanım. Ama üzerinde tornavida, anahtar, bıçak, sprey bu tür şeyler taşıdığını biliyordum. Sorduğumda ‘ben her zaman hazırlıklıyım. Senden iyiyim. Ben her zaman bir şeyler yapmak istiyorum’ diyordu.
Hiç silah kullanmış mı böyle bir şey duydunuz mu ondan?
Silah kullandığını görmedim. Silaha, bıçağa meraklı olduğunu anlatış tarzıyla tahmin edebiliyorduk. Ve bir tabanca bir ara bize gösterdi. Bana “kuru sıkıdır” dedi. Ben de kızdım. Ne diye bu tür bir şeyi getiriyorsun dedim. Silaha merakı şöyle. Sorardı hangi silah daha iyi menzilli olur, hedefi kaç noktada vurur. Ben TC’de askerlik yaptım ama santral operatörü olduğum için çok anlamam.
Ev arkadaşınız olan 3. kişi gözaltına alındı mı?
Hayır. Yani benim evimde kaldığı için beni aldıklarını söylediler.
Ömer Güney hakkında şimdi ne düşünüyorsunuz?
Hala inanmak istemiyorum. Kendimi affetmem en azından. Belki ben aldandım. Ben bir şeyler yapamıyorum demek ki diyordum hep. Telefonunu ısrarla saklıyordu benden. Hiç bırakmazdı. Benim telefonum çalındı geçende. Israr ettim aç da müzik dinleyelim haber dinleyelim biraz, dedim. Bir şeyler yapmak istiyorsan telefonuna sahip çıksaydın, dedi. Ben kendim her şeyimi ona açtım. O’nun hiçbir menfaati dokunmadı bana.
Almanya’da camiiye gitmiş dediniz, burada da gidiyor muydu?
Kendisini hiç namaz kılarken görmedim ama bana niye camiye gitmiyorsun, camiye gidelim, dedi. Ben komünist bir insanım, dedim ki bana dayatmada bulunmasın. Ama yanlış anlaşılmasın saygı duyarım, giden arkadaşlar var.
Öğrenim düzeyi nedir?
Ben sadece burada okumuşum diyordu. Ben Avrupa’da okumuşum sen Türkiye’de okumuşsun benim kadar şey değilsin diyordu. Ama ideolojik bir insan değildi.
Türk siyaseti hakkında bilgisi ne kadardı, takip düzeyi?
Mesela Erdoğan’ı izlerdik ben tahammül edemezdim bana gülerdi. Ama öyle ideolojik değildi.
2012 yılında Türkiye’ye gidip geldiğini biliyor musunuz size hiç bahsetmedi mi?
Hayır.
Bu son dönemde hiç ortadan kayboldu mu?
Bazen oluyordu. Bazen eve gelmiyordu. Ben Normandiya’ya geçeceğim ya da kızkardeşime gideceğim diyordu.
NİLAY EGELİ / HEVAL ARSLAN / ANF/PARİS
Eski kayınbiraderi: Ya içlerine sızdı, ya da başkaları kullandı
Ömer Güney’in eski eşinin kardeşi Sivaslı Hikmet Özbek, Şarkışlalırın Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Güney’in Kurtlar Vadisi hayranlığına dikkat çekerek, kullanılmış olabileceğini söylüyor.
Ömer Güney’in kızkardeşi ile evli olduğunu söyleyen Sivaslı Hikmet Özbek, Facebook sitesinde Güney ile ilgili önemli bilgiler verdi. Güney’in fotoğrafını paylaşıp övgüler yağdıran Şarkışlalılara açıklama yapan Özbek, bir mesajında şunları belirtiyor: “Kardeşim bırakın bunları, bu şerefsiz benim eski enişte siz de Ulubatlı Hasan ettiniz. Bu şerefsizde her pislik var. Çok Kurtlar Vadisi’ne bakardı. Kendini filmde sandı bunu da şişirttiler eline silah verdiler, cebine parayı koydular anlayacanız su testisi su yolunda kırıldı 4 tane pislik temizlendi.”
Raşit Yıldırım diye bir MHP’li, “Hikmet bey yorumlarına bakıyorum da çok boş konuşmuşsun. Bu adam üç kişiyi gebertti mi gebertti buna helal olsun demek düşer. Şimdi medya bu kişiye pkk üyesi diyor nereden biliyorsun bizim devlete çalışmadığını?” şeklindeki mesajına ise Hikmet Özbek şöyle yanıt veriyor: “Bak Raşit Bey sen de çatlı ettin. Ben bu adamın ciğerini bilirim bu senin gibilerinin görüşüyle kahraman, senin dediğin gibi olsa hemen İsrail’e satar. Bununki hava olsun. İki ihtimal var. Birincisi bu pkknın içine girdi sonra meşhur olmak için Kurtlar Vadisi’nin polatı gibi kendisine senaryo yazdı hap aldı çıktı vurdu, meşhur olmak için; ya da Türkiye’ye düşman paravan güçlerin eline geçti bunu kullandılar...”
Eski bacanağı: Milliyetçi, ülkücüdür
Ömer Güney’in eski bacanağı Ali Tokmak, facebook sayfası üzerinden Güney ile ilgili tartışmalara katıldı. Tokmak, Güney’in ‘ülkücü ve milliyetçi’ olduğunu söylüyor.
Almanya’nın Bad Tölz kasabısnda oturan ve tansport işiyle uğraştığını belirten Ali Tokmak, Kürt düşmanı bir ırkçı. Sayfasında, Kürtlerle ilgili sadece küfürler var. Tokmak, hemşehrilerinin tartışmasına katılarak, şunları söylüyor: “Arkadaşlar ömer güney benim eski bacanağım. münchen bağlı bad tölz de kaldı. kendi halinde altın gibi bir kalbi vardır kendisinin yaptıysa helal olsun ama aklımın ucundan bile geçmez bunu yapacağı. bir şunu bilin pkk felan deniyor ömer ülkücü ve milliyetçidir. pkklı olsaydı onu önce ben öldürürdüm. şunu da söyleyeyim kimse onu ömer diye ismiyle tanımaz okyay derler.”
Ömer Güney’in Almanya’yı adres gösterdiği diğer facebook hesabında adı Okyay Güney olarak belirtiliyor.
Almanya geçmişi
Paris’te üç Kürt kadın siyasetçinin infaz edilmesi soruşturmasında tutuklanan Ömer Güney’in Almanya’daki en son ikametgah tarihinin Eylül 2011 olduğu ortaya çıktı. Münih’e 50 kilometre uzaklıktaki Schliersee kasabasında görülen ikametgahı başka birisi tarafından silinmiş. Güney’in 2011’de gittiği Paris Kürt derneğinde “Münih derneğindeki arkadaşlar beni gönderdi” bilgisi ise doğru değil. Çünkü o tarihlerde Münih’te her hangi bir Kürt derneği yok.
Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçinin katledilmesine ilişkin Fransız savcılığının yürüttüğü soruşturmada tutuklanan Ömer Ziya Güney’in Almanya kayıtlarında dikkat çeken bilgiler var. ANF’nin ulaştığı Bayern Eyaleti belediye kayıtlarına göre Güney, 2010 yılına kadar Münih’in güneyinde yer alan 50 kilometre uzaklıktaki Bad Tölz kasabasında oturdu.
2010’da ise buradan 28 kilometre uzaklıkta bulunan bir başka kasaba Schliersee’ye taşınan Güney’in, Eylül 2011’e kadar yaşadığı görülüyor. Ancak ikametgah çıkışı, kendisi değil, başka birisi tarafından yapılmış. Belediye yetkilileri gizlilik şartı nedeniyle bu kişinin adının kayıtlarda “bilinmeyen kişi” olarak geçtiğini belirtti.
Türk ırkçılar örgütlü
Bölgenin tatil kasabaları olan Bad Tölz ve Schliersee’de daha çok varlıklı Almanlar yaşıyor. İsmini Schlier gölünden alan Schliersee ve civarında ise Türk milliyetçilere ait dernek ve kuruluşlar dikkat çekiyor. Kasabada uzun süre yaşayan S.K. isimli bir Kürt göçmen, “Kürt kimliğimizden dolayı ülkücülerden sürekli tehdit mektupları alıyorduk, can güvenliğimizden dolayı Münih’e taşınmak zorunda kaldık” diyor.
Şu anda bütün Bayvera Eyaleti’ndeki lokali olan tek Kürt derneği Schliersee’ye 250 kilometre uzaklıkta olan Ulm kentinde bulunuyor. Katil zanlısı Ömer Güney’in 2011’de gittiği Paris Kürt derneğinde “Münih derneğindeki arkadaşlar beni gönderdi” bilgisi ise doğru değil. Zira Güney’in sözüne ettiği tarihlerde Münih’teki Kürt derneği lokali bulunmuyordu. Münih Mezopotamya Kültür Derneği yöneticileri ise hiç bir şekilde bu şahsı tanımadıklarının ve 2009 ile 2011 yılının ortalarına kadar açık olan lokallerine ise hiç gelmediğinin altını çiziyor.
