MURAT KUSEYRİ / ANF/STOCKHOLM
HDP Milletvekili Tuma Çelik, Türkiye’nin bir bütün olarak tecrit altında olduğunu, ülkede hak, hukuk ve yasaların olmadığını söyledi. Çelik, Türkiye’de tamamen keyfi bir yönetimin olduğunu ve iktidarın Kürtlerin şahsında bütün farklılıkları yok etmeye çalıştığını belirtti. Türkiye’de çok ciddi bir tecrit olduğunu ve mücadele edenlerin büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Çelik, “Sayın Öcalan’ın şahsında uygulanan bu tecrit Türkiye’de yaşayan herkese yönelik bir tecrit ve ablukayı barındırıyor” dedi.
‘Kimliğinden vaz geçmeyen bir halk var’
Çelik, yerel seçimlere değinerek, “Devlet elindeki tüm imkanları kullandı. Tüm baskılara rağmen hâlâ kimliğinden, hayallerinden ve hedeflerinden vazgeçmeyen ciddi bir taban söz konusu” diye konuştu. Türkiye’deki en bilinçli seçmenin HDP kitlesi olduğunu söyleyen Çelik, “İstanbul, Ankara, Adana, Antalya ve Mersin gibi büyük şehirlerde AKP-MHP ittifakı HDP’nin uyguladığı strateji sayesinde kaybetti” dedi.
Medyayı kontrolu altına alan iktidarın kendisine karşı direnişi örtbas etmeye çalıştığını hatırlatan Çelik, şöyle devam etti: “Sanki mücadele yokmuş, toplum sindirilmiş gibi bir görünüm ortaya çıkıyor. Bugün cezaevlerinde 3 bin civarında tutsağın açlık grevinde olduğunu unutmayalım. Türkiye’nin her tarafında açlık grevcilerini sahiplenen on binlerce insan var. Devlet bu sahiplenmeyi asgariye indirebilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Şiddet uyguluyor ve bu, ne yazık ki medyada yer almıyor. Birkaç haber ajansının dışında diğerleri olanları vermiyor.” AKP iktidarının Hitler diktatörlüğü ile bir çok benzer yönleri olduğunu hatırlatan Çelik direnişin zaferle sonuçlanacağını şu sözlerle ifade etti: “Bir direniş var ve tüm baskılara rağmen bu direnişin başarıya ulaşacağına inanıyorum. Zor bir dönemden geçiyoruz ama önümüzde aydınlık günler var” dedi.
‘Rojava’daki model onları korkutuyor’
Çelik, AKP’nin Kuzey ve Doğu Suriye’deki özerk yönetime yönelik tehdit ve saldırıları hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: “Özerk yönetimin en belirgin özelliği halklara dayanmasıdır. Çoğulculuğu kabul eden ve halkların birlikteliğini esas alan bir sistem var. Kürtler, Süryaniler, Araplar ve diğer halklar kendi kendilerini yönetiyor. Orada Türkiye’deki egemen anlayışa tamamıyla zıt bir anlayış var. Türkiye bu anlayışı kendine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Sınırlarının yanında böyle bir sistemin başarısı Türk devletini ve bölgedeki statükocu ülkeleri rahatsız ediyor.”