Ortak pazardan çıkılması İngiltere’ye gelen malların yüzde 90’ının yeni bir ücretlendirmeye tabi olacağı anlamına geliyor. Yani gelecek yiyecekler yüzde 20, arabalar ise yüzde 10 kadar daha fazlaya mal olacak. Dış yatırımlar büyük bir darbe olacak.
Bunlar yetmezmiş gibi bu hafta İçişleri Bakanı Amber Rudd, İngiltere’deki şirketlerde çalışan yabancıları listesinin çıkartılıp kendilerine gönderilmesini istedi. Bilginin de gizli kalacağı açıklaması yapıldı. Ama gizli kalsa ne olacak ki! Amaçları bu işlerde çalışan kişilerin ülkelerine geri dönmesi durumunda oluşacak boşluğun oranını hesap etmek.
En tehlikelisi de bu işleri İngilizler yapabilecekken neden yabancıların çalıştırıldığını sorgulamak. Yani şirketlere İngilizleri işe almaları için baskı yapılacak.
Çünkü hükümette öne çıkanların mottosu şu ‘İngilizlerin yapacağı işleri yabancılar niye yapıyor?’ diğer Avrupa ülkelerinde çalışan İngiliz vatandaşlarına ne olacak? O halde onlar da işlerini bırakıp İngiltere’ye dönmeli. İçişleri Bakanı Rudd’un bir ırkçı olduğunda dair kanı güçlenmiş olsa gerek geçen hafta ‘ben ırkçı değilim’ diye bir açıklama yapma gereği duydu. Hiç bir ırkçı, ırkçı olduğunu kabul etmez gerçi. Irkçı değilim açıklaması da o kişiyi daha ırkçı yapmaz.
Referandumdan sonraki ilk 3 ayda eşcinsellere yönelik saldırılarda yüzde 147’lik bir artış kaydedildi. Diğer ırk ve etnisiteye yönelik fiziksel ve nefret suçlarındaki artışa daha önce değinmiştim ama yineleyelim; 23 Haziran referandum haftasında 3000 binden fazla nefret suçu vakası polise bildirildi. Bunlar sadece polise bildirilen vakalar. Son 3 ayda binlerce vaka demek oluyor bu.
Sözde bağımsız olma adına İngiltere büyük bir felakete doğru sürükleniyor. Oyuncu ve köşe yazarı David Mitchell’inde dediği gibi bakan Amber Rudd göçmenlerden mi yoksa biz İngilizlerden mi nefret ediyor? Ülkeyi bu denli sosyal ve ekonomik krize sürükleyen bir anlayışın İngilizleri gerçekten seviyor olmasına imkan yok.