• Dortmund'da bir araya gelen binlerce insan, “Koşullar ne olursa olsun Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi en iyisini yapacaktır” iradesini ve inancını tekrar ortaya koydu.

CAFER TAR

Avrupa'da Kürt festivaline ilk defa giden bir insan, ilk başta sıradan kültür etkinliğine gittiğini düşünebilir, çünkü sahnede müzik vardır, gençler halay çekiyordur, festival alanının etrafı yemek ve kitap stantları ile çevrilidir. 

Festival alanına ilk adım attığınız andan itibaren muazzam bir çeşitlilikle karşılaşırsınız fakat bu, bir anda oluşmuş bir şey değildir. Bugün gördüğümüz festival çeşitliliğinin gerisinde, yaklaşık 40 yıllık bir mücadele geleneği vardır. Her festival etkinliğine katıldığınızda alanda; Kürt göçünün, sürgünün, siyasal mücadelenin ortaya çıkardığı kültürel hafızanın izlerini görürsünüz. Festivaller, Kürtlerin politik hafızasının ortaya çıkmasında ve sonraki kuşaklara aktarılmasında oldukça önemli bir geleneğe dönüştür.

Muhakkak daha öncesinde de Avrupa'da yaşayan Kürtler bir araya geliyor ve birlikte ortak etkinlikler düzenliyordu fakat festival geleneğinin ve onun politik/kültürel karakterinin ortaya çıkması, asıl olarak 1990'lı yıllardan sonra oldu. O yıllarda çatışmaların şiddetlenmesi ve artan siyasal baskılar, Avrupa'ya gelen Kürtlerin sayısının da artmasına neden oldu.

Bütün bu gelişmeler başta Almanya olmak üzere Fransa, Hollanda, Belçika, İngiltere, İsviçre gibi ülkelerde Kürt kurumlarının gelişimi hızlandırdı. Kutlamalar, artık birkaç yüz kişinin katıldığı salon etkinliği olmaktan çıkıp büyük meydanlara, stadyumlara taştı. 1990'lı yıllardan sonra festivaller sadece sıradan bir araya geliş değil, Kürtlüğün bütün renklerinin görünür olduğu Kürt toplumsal alanına dönüştü.

Artan devlet şiddeti nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmış olan insanlar, sadece fiziki olarak bir ülkeden başka bir ülkeye gitmedi; aynı zamanda ulusal hafızalarını ve kültürlerini de gittikleri ülkelere taşıdı. Yurt dışında ortaya çıkan Kürtlük, bir süre sonra şöyle bir soruyla karşı karşıya kaldı: “Avrupa'da Kürt olmak ne demektir?”

Geçmişte festival etkinlikleriyle insanlar, geçmişleri ile bağ kuruyordu fakat daha sonra sonraki kuşaklar için festival etkinlikleri, bunu çok aşan bir anlam kazandı. Bir süre sonra kendisi burada doğmuş, ailesinin geldiği ülke ile fiziki olarak hiçbir bağı olmayan insanlar festival alanında çoğunluğu oluşturdu. Almanya, Fransa ve Avrupa'nın birçok ülkesinde doğan gençler, festival alanını doldururken hem yaşadıkları ülkenin bir parçası olmaya devam ediyor hem de ailelerinden devraldıkları mücadele geleneğine ve Kürt kimliğine katılım gösteriyordu. Festivaller işte bu iki dünya arasında köprü oluşturdu. Birçok genç, Kürtçe şarkılar dinledi, yüzlerce insanla birlikte halay çekti, başka insanlarla tanıştı, kendisinin bir yere ait olduğu hissini yaşadı. Avrupa'da doğan yeni kuşak, ailesinden devraldığı Kürt kimliğini festival alanında somut bir deneyime dönüştürdü.

Uzun bir süre festivaller, ülkeden buraya getirilen kültürün korunması olarak değerlendirildi fakat artık festivallerin bunu çok aşan bir anlamı var. Avrupa Kürt Kültür festivalleri artık birçok farklı ülkede büyümüş, eğitim görmüş, meslek edinmiş insanların bütün aileleri ile katıldıkları, Kürt kimliğinin politik ve kültürel gelişimine muazzam katkı sunan önemli bir etkinliğe dönüştü.

Avrupa'da düzenlenen festivaller, Kürt kimliğinin yeniden üretildiği, ülke ile bağın sürdürüldüğü, ülkede yaşanan siyasal gelişmelere karşı ortak duyguların ifade edildiği bir etkinlik alanına dönüştü. Zaman içerisinde her geçen gün daha fazla güçlenen kadın hareketi, festival alanlarında da daha fazla görünür hale geldi. Festival alanları, artık insanlara geçmişi hatırlatan bir yer değil, asıl olarak Kürtlerin geleceğinin nasıl olması gerektiğine dair tartışmaların yaşandığı bir etkinliğe dönüştü.

Özellikle bir süredir devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci üzerinden kimi insanlar, Kürt Halk Önderi’ni ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni tartışma konusu yapmaya ve Kürt halkı ile bağlarını zayıflatmaya çalışıyor. Kürtlerin yüzyıldır sırtlarında ateşten bir gömlek var; yürüdükleri yollar dikenli tellerle örülü. Bu kadar zorluğa rağmen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektif ve dirayet, Kürtleri Ortadoğu'nun en önemli halklarından biri haline getirdi. Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi, bir halkı yoktan var etti. Bu halk, hem Önderi’ne hem de Özgürlük Hareketi’ne inanıyor. Yıllar içerisinde ortaya çıkan tecrübe şudur: “Koşullar ne olursa olsun Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi en iyisini yapacaktır.”

Dortmund'da bir araya gelen binlerce insan, işte bu iradeyi ve inancı bir kez daha ortaya koydu.