Öte yandan İngiliz Financial Times gazetesi (FT) de, Erdoğan’ın ekonomi politikasını sert sözlerle eleştirdi. Gazete başyazısında
Türk ekonomisinin daha kötü günleri görebileceğini ve “2001 yılındaki kriz öncesi görülen eski kötü günlerin” yeniden yaşanabileceği yazdı.
Türk Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın otokratik yönetimi altında bağımsızlığını ve hassas konularda karar verme gücünü kaybettiğini belirten FT şunları yazdı:”Finans piyasaları, hapse attığı bahtsız gazeteciler gibi değildir. Beğensin ya da beğenmesin, piyasaların olumlu düşünmesine ihtiyacı var. Bunu geri kazanabilmesinin yolu da gerçekçi ve aklı başında politika yapmaktan geçiyor.”
Diktatörler iyi ekonomi yöneticisi olamaz
Wall Street Journal (WSJ) da, liradaki düşüş ilgili bir başyazı kaleme aldı. Yazıda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’na “Suriye lideri Beşar Esad muamelesi” yaptığını yazdı ve bu ay içinde yaptığı bir konuşmada faizin “her türlü ekonomik kötülüğün anası ve babası” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.
WSJ,”Yatırımcılar bu sözleri, enflasyonun yüzde 11’e yaklaşmış olmasına karşında Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerinde siyasi kontrol kurduğunun göstergesi” ifadesiyle yorumladı.
Türk ekonomisinin içinde bulunduğu krizden dolayı, Erdoğan’ın siyasi kariyerinin de tehlikede olduğunu belirten WSJ, “Diktatörler, her siyasi kararda yaptıkları gibi mali politika ve para politikasını da dikte etmeyi sevdiklerinden dolayı çok ender durumlarda iyi birer ekonomi yöneticisi olurlar” yorumunda bulundu.
Bloomberg haber ajansı da Merkez Bankası’nın 300 baz puanlık faiz artırımını “açık yaranın üstünü yara bandıyla kapatmaya” benzetti ve piyasada artışların devam etmesi beklentisinin olduğunu ifade etti.
Bloomberg’e konuşan Commerzbank analisti Tatha Ghose ise kurda istikrarın sağlanabilmesi için faizlerin yüzde 20’lere kadar yükseltilmesinin gerekebileceğini vurguladı.
ABD’nin bir diğer önde gelen gazetesi New York Times gazetesi de liradaki değer kaybının Erdoğan’ın tekrar seçilme şansını tehlikeye attığını öne sürdü.
Gazetede Carlotta Gall imzasıyla yayınlanan yazıda, kurdaki yükselişin seçim kampanyasını başlatmaya hazırlanan Erdoğan için “olabilecek en kötü zamanda” geldiği belirtildi.
Yazıda, “Finans analistleri ve siyasi muhalifler, liradaki son dönemde görülen düşüşün Erdoğan’dan ve finans yöneticileri ile Merkez Bankası’nı geri plana itmesinden kaynaklandığını düşünüyor” denildi.
HABER MERKEZİ
BZBasel: Erdoğan 19 ton altını İsviçre’ye taşıdı
AKP’li Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk ekonomisinin giderek iflasa doğru gidişi ve Türkiye’nin uluslararası alanda bozulan ilişkileri, dünya basınında önemli önemli bir gündem olarak yerini alıyor.
İsviçre’de BZBasel adlı gazete Erdoğan’ın 19 ton altını İsviçre’ye taşıdığını duyururken İngiliz Financial Times gazetesi Türk ekonomisinin daha kötü günler görebileceğini yazdı. Wall Street Journal, Bloomberg, New York Times gibi basın yayın kuruluşları da Türk lirasının değer kaybı ve Türk ekonomisinin yaşadığı ağır krize ilişkin haberlere yer verdi.
ABD’nin Türkiye’ye olası yaptırımlarına karşı tedbir!
İsviçre’nin Basel Kantonu merkezli yayın yapan BZBasel adlı gazete, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’nin “altın hazinesi” olan Fort Knox bulunan Türkiye’ye ait 19 ton altını, İsviçre’nin Basel kentinde bulunan uluslararası Bank for International Settlemets (BIS) aktardığını yazdı.
Gazetenin haberinde 19 tonluk altının İsviçre’ye aktarılmasının nedenini ise Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin gün geçtikçe daha da bozulması ve ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulama riskine bağladı.
İran’a yönelik amborgonun delinmesi ile ilgili ABD’de görülen davada önce sanık daha sonra ise tanık sıfatıyla itiraflarda bulunan Reza Zarrab davasını ve bu davada Halk Bank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın hapis cezasına çarptırılmasını hatırlatan gazete, İran-Türk ilişkilerinin açığa çıkmasının ardından Türkiye’nin böyle bir tedbiri alma ihtiyacını duyduğunu yazdı.
55 ülke üye
BZBasel altın transferi ile ilgili şu yorumda bulundu: “Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), Basel kentindeki en ikonik binalardan biridir. SBB istasyonunun yanında bulunan bina yüksek güvenlik bölgesidir. BIS’in sadece 600 çalışanı var. Diplomatik korumanın tadını çıkarırlar. Yetkililer, BIS’in Genel Başkanı veya Genel Direktörü izin verdiği zaman kuleye girebilir. Basel polisi, binada kaç tane silah bulunduğunu bile bilmiyor.”
Uluslararası Ödemeler Bankası (İngilizce: Bank for International Settlements (BIS), 1930 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde kurulan uluslararası finans kuruluşudur. Üye ülkelerin merkez bankalarının rezerv politikaları konusunda koordine olmalarını sağlamak, ayrıca merkez bankaları arası para transferlerinde aracı olmak gibi görevleri vardır. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 55 üye ülkesi vardır. Merkezi ise Basel kentidir.
Piyasalar hapse attığınız bahtsız gazeteciler gibi değil
Öte yandan İngiliz Financial Times gazetesi (FT) de, Erdoğan’ın ekonomi politikasını sert sözlerle eleştirdi. Gazete başyazısında
Türk ekonomisinin daha kötü günleri görebileceğini ve “2001 yılındaki kriz öncesi görülen eski kötü günlerin” yeniden yaşanabileceği yazdı.
Türk Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın otokratik yönetimi altında bağımsızlığını ve hassas konularda karar verme gücünü kaybettiğini belirten FT şunları yazdı:”Finans piyasaları, hapse attığı bahtsız gazeteciler gibi değildir. Beğensin ya da beğenmesin, piyasaların olumlu düşünmesine ihtiyacı var. Bunu geri kazanabilmesinin yolu da gerçekçi ve aklı başında politika yapmaktan geçiyor.”
Diktatörler iyi ekonomi yöneticisi olamaz
Wall Street Journal (WSJ) da, liradaki düşüş ilgili bir başyazı kaleme aldı. Yazıda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’na “Suriye lideri Beşar Esad muamelesi” yaptığını yazdı ve bu ay içinde yaptığı bir konuşmada faizin “her türlü ekonomik kötülüğün anası ve babası” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.
WSJ,”Yatırımcılar bu sözleri, enflasyonun yüzde 11’e yaklaşmış olmasına karşında Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerinde siyasi kontrol kurduğunun göstergesi” ifadesiyle yorumladı.
Türk ekonomisinin içinde bulunduğu krizden dolayı, Erdoğan’ın siyasi kariyerinin de tehlikede olduğunu belirten WSJ, “Diktatörler, her siyasi kararda yaptıkları gibi mali politika ve para politikasını da dikte etmeyi sevdiklerinden dolayı çok ender durumlarda iyi birer ekonomi yöneticisi olurlar” yorumunda bulundu.
Bloomberg haber ajansı da Merkez Bankası’nın 300 baz puanlık faiz artırımını “açık yaranın üstünü yara bandıyla kapatmaya” benzetti ve piyasada artışların devam etmesi beklentisinin olduğunu ifade etti.
Bloomberg’e konuşan Commerzbank analisti Tatha Ghose ise kurda istikrarın sağlanabilmesi için faizlerin yüzde 20’lere kadar yükseltilmesinin gerekebileceğini vurguladı.
ABD’nin bir diğer önde gelen gazetesi New York Times gazetesi de liradaki değer kaybının Erdoğan’ın tekrar seçilme şansını tehlikeye attığını öne sürdü.
Gazetede Carlotta Gall imzasıyla yayınlanan yazıda, kurdaki yükselişin seçim kampanyasını başlatmaya hazırlanan Erdoğan için “olabilecek en kötü zamanda” geldiği belirtildi.
Yazıda, “Finans analistleri ve siyasi muhalifler, liradaki son dönemde görülen düşüşün Erdoğan’dan ve finans yöneticileri ile Merkez Bankası’nı geri plana itmesinden kaynaklandığını düşünüyor” denildi.
HABER MERKEZİ
Öte yandan İngiliz Financial Times gazetesi (FT) de, Erdoğan’ın ekonomi politikasını sert sözlerle eleştirdi. Gazete başyazısında
Türk ekonomisinin daha kötü günleri görebileceğini ve “2001 yılındaki kriz öncesi görülen eski kötü günlerin” yeniden yaşanabileceği yazdı.
Türk Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın otokratik yönetimi altında bağımsızlığını ve hassas konularda karar verme gücünü kaybettiğini belirten FT şunları yazdı:”Finans piyasaları, hapse attığı bahtsız gazeteciler gibi değildir. Beğensin ya da beğenmesin, piyasaların olumlu düşünmesine ihtiyacı var. Bunu geri kazanabilmesinin yolu da gerçekçi ve aklı başında politika yapmaktan geçiyor.”
Diktatörler iyi ekonomi yöneticisi olamaz
Wall Street Journal (WSJ) da, liradaki düşüş ilgili bir başyazı kaleme aldı. Yazıda, Erdoğan’ın Merkez Bankası’na “Suriye lideri Beşar Esad muamelesi” yaptığını yazdı ve bu ay içinde yaptığı bir konuşmada faizin “her türlü ekonomik kötülüğün anası ve babası” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.
WSJ,”Yatırımcılar bu sözleri, enflasyonun yüzde 11’e yaklaşmış olmasına karşında Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerinde siyasi kontrol kurduğunun göstergesi” ifadesiyle yorumladı.
Türk ekonomisinin içinde bulunduğu krizden dolayı, Erdoğan’ın siyasi kariyerinin de tehlikede olduğunu belirten WSJ, “Diktatörler, her siyasi kararda yaptıkları gibi mali politika ve para politikasını da dikte etmeyi sevdiklerinden dolayı çok ender durumlarda iyi birer ekonomi yöneticisi olurlar” yorumunda bulundu.
Bloomberg haber ajansı da Merkez Bankası’nın 300 baz puanlık faiz artırımını “açık yaranın üstünü yara bandıyla kapatmaya” benzetti ve piyasada artışların devam etmesi beklentisinin olduğunu ifade etti.
Bloomberg’e konuşan Commerzbank analisti Tatha Ghose ise kurda istikrarın sağlanabilmesi için faizlerin yüzde 20’lere kadar yükseltilmesinin gerekebileceğini vurguladı.
ABD’nin bir diğer önde gelen gazetesi New York Times gazetesi de liradaki değer kaybının Erdoğan’ın tekrar seçilme şansını tehlikeye attığını öne sürdü.
Gazetede Carlotta Gall imzasıyla yayınlanan yazıda, kurdaki yükselişin seçim kampanyasını başlatmaya hazırlanan Erdoğan için “olabilecek en kötü zamanda” geldiği belirtildi.
Yazıda, “Finans analistleri ve siyasi muhalifler, liradaki son dönemde görülen düşüşün Erdoğan’dan ve finans yöneticileri ile Merkez Bankası’nı geri plana itmesinden kaynaklandığını düşünüyor” denildi.
HABER MERKEZİ