
Pîrsûs’ta (Suruç) belediye bünyesinde yaptırılan ve adını Kobanê’de fedai eylem gerçekleştiren YPJ gerillası Arîn Mîrkan’dan alan “Arîn Mîrkan Çadır Kenti”, Kobanê’den göç etmek zorunda kalan binlerce insanın barınma ihtiyacını karşılıyor.
Devletin bütün engellemelerine ve sürekli sorunlar çıkarmasına rağmen gönüllüler, sürekli kamptaki insanlara hizmet veriyor. Komün ve meclis örgütlenmeleriyle devasa sorunlara yanıt olmaya çalışan gönüllüler, AFAD ve Kızılay’ın herhangi bir katkısı olmadığını belirtiyor.
Arîn Mîrkan Çadır Kenti’nin kuruluşunda yer alan DBP Parti Meclisi üyesi Cihat İnco çalışmaları hakkında şunları söylüyor:
“Hükümetin ve DAİŞ’in ortaklaşa yürüttüğü Kobanê’yi insansızlaştırma ve ezme politikasına karşı Arîn Mîrkan Çadır Kenti 7 bin 500 kişiye hizmet hedefiyle kuruldu. Şimdi ise 4 bin kişiye hizmet vermektedir. DAİŞ çetelerine karşı fedai bir eylem yapan YPJ gerillası Arîn Mîrkan’ın adı bu kentte ölümsüzleştirilmek istenmiştir. Bütün bu çalışmalar yürütülürken AFAD ve Kızılay’ın ciddi bir desteği olmamıştır. Tamamen halkın ve demokratik kesimlerin maddi ve manevi desteği ile yürütülen bir çalışmadır.”
Uluslararası yardım kuruluşlarının çocuk maması, çocuk bezi ve battaniye gibi yardımlarının olduğunu belirten İnco, imkanlarının yetersiz olduğunu, AFAD, IHH ve AKP Hükümetine bağlı diğer kurumların ise uluslararası kuruluşlarla gerçekleştirmek istedikleri diyalogu engellemeye çalıştıklarını dile getirdi.
İnco, bütün bunları şu şekilde yorumluyor: “Bunlar gerekçe olarak bize ‘gelenler bizim mültecilerimiz ancak siz bizimle resmi ilişkiye geçerseniz onlara yardım ederiz’ diyorlar. Bizden göçedenlerle ilgili verileri onlara vermemizi istediler. Hesapları tümüyle ranta dayanıyor. Birleşmiş Milletler Yardım Fonu’ndan pay almaktı bütün amaçları. Tabii ki biz elimizdeki verileri vermedik.”
Sorunlar kolektif çabayla çözülüyor
HDP, DBP ve DTK’nin desteği ve kolektif bir çabayla kurulan 4 bin kişilik çadır kentte 400 çadır bulunuyor ve kent 21 mahalleden oluşuyor. Sokak komünleri ve mahalle meclisleri çadır kentin bünyesinde oluşturulmuş.
Sorunlar daha çok bu komün ve mahalle meclislerinin aracılığı ile çözülüyor. Güvenlik, sağlık, temizlik ve benzeri sorunların tümü kolektif bir çaba ile çözülüyor.
Çadır kentin kurulmasında devlet yardım etmediği gibi sürekli sorunlar çıkardı. Çadırlara elektrik verilmemesi, bu engellere önemli bir örnek durumunda. AKP medyası ‘Biz kucak açtık’ dese de, bu iddia tümüyle yalandır. Jandarmanın sembolik olarak yatılı bölge okullarına yerleştirdiği insanlar göz önüne alınırsa devletin yardım dediği şey tümüyle sembolik kalıyor.
Cihat İnco, Pîrsûs’un 97 köyüne 50-60 bin civarında Kobanêlinin konumlandığını, yine Urfa merkezde 5 bin Ceylanpınar’da 3 bin Kobanêli’nin barınma ihtiyacına cevap olduklarını ayrıca çok sayıda ev, düğün salonu ve camilerde bulunanlara hem barınma konusunda hem de farklı ihtiyaçlar konusunda yardım ettiklerini söyledi.
İnco’nun verdiği bilgiler devamla şöyle: “Kobanê’de gelenler toplu alanlarda tutuluyor. Fiziki koşullardan kaynaklı olarak bazı hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Bu bizi ciddi anlamda zorluyor. Dezenfekte çalışmalarında yetersizlik çadır kentte yetersizlikler olabiliyor. Buna çözüm olarak DTK Sağlık Komitesi bünyesinde çalışan insanlarımız sürekli sağlık taramaları yapıyor. Belediyenin imkanları ile çeşitli noktalara hamamlar kuruldu. Mevcut kamplarda dönüşümlü olarak elbiseleri yıkıyabilecekleri çamaşırhaneler oluşturuldu. Yine konteynerlere yerleştirilecek aileler sağlık kontrollerinde geçiyor.”
Çocuklara yönelik çalışmalar
Cihat İnco, savaştan en çok etkilenen çocukların olduğunu belirtiyor. Psikolojik yardımın yanı sıra onları geleceğe hazırlama noktasında da çaba içinde olduklarını belirtiyor. İnco şunları söyledi: “Çocukların sosyal aktiviteleri yapabilmeleri için park yerleri, kaydıraç ve benzeri oyun sahaları sağlamaya çalışıyoruz. Yine kış koşullarına uygun çadır içinde bir oyun alanı oluşturuyoruz. Bu alanda bir kreş gibi çalışma yürütülecek. Yaş gruplarına göre anadil eğitimleri verilecek. 30 metre büyüklüğünde çadırlar kurarak panel, seminer ve eğitimler verilecek.
ÖZCAN BOZOÐLU/PÎRSÛS
Ali’nin sorumluluğu büyük
Kobanê direnişi, Kürt toplumunda tüm kesimleri ayağa kaldırdı. “Ben Kürt’üm” diyebilenler, Kobanê ve Kobanêliler için mutlaka bir şey yapması gerektiğinin farkında.
Pîrsûs’ta “gelenler nasıl yaşıyor” düşüncesiyle sokaklarda gezerken gözüme, Kobanê’den gelen 800 kişinin barındığı Avesta Düğün Salonu takılıyor.
Sonra ise Üç Kardeşler Camisi’ne gidiyorum. Cami avlusunda 16 yaşında meslek lisesi öğrencisi Ali Bülbül dikkatimi çekiyor. Cami avlusunda çocuk ve kadınlar sohbet ederken elimdeki kameradan dolayı kim olduğumu merak edenler yanıma yaklaşıyor.
“Sen gazeteci misin”, “Hangi gazete” diye bir sorgulama başlıyor. Kürt basınında çalıştığımı öğrendikçe rahat bir şekilde sorunları anlatmaya başlıyorlar.
O esnada 50-60 aileye yardım eden ve onların sorumluluğunu genç omuzlarına almış olan Ali Bülbül yanıma yaklaşıyor. O da kendince sorup sorguladıktan sonra neden ve nasıl yardım çalışmalarına başladığını anlatıyor.
Kobanê’de DAİŞ saldırıları başladığı zaman Ali ve iki arkadaşı “Biz nasıl yardımcı olabiliriz” diye bir arayışa giriyor. Pîrsûs’ta kaldığı mahallenin camisine giderek düşüncelerini cami imamına anlatıyor. İmam da, Ali’nin gelenleri camiye yerleştirme düşüncesini onaylıyor. Ve Ali harekete geçiyor. Kobanê’den gelenlerin yanına gidip, “Ben size yer ayarlarım benimle gelen” önerisine yaşının küçük olması nedeniyle insanlar kuşkuyla bakıyor. Diğer iki arkadaşıyla birlikte ilk bir kaç aileyi getirip yerleştirdikten sonra kendine olan güvensizliği kırıyor.
Camiye yerleştirdiği insanlar için belediyeden yardım istiyor. Belediyenin Ali’ye güvenmesiyle birlikte, cami içine yerleştirilen 60’a yakın insanın sorumluluğunu O üstleniyor.
Endüstri meslek lise 2. sınıf öğrencisi Ali Bülbül günlük olarak sabah saat 7:00’de camiye geliyor. Onlara kahvaltılarında yardımcı oluyor, günlük ihtiyaç listesini hazırlıyor. Okul çıkışında tekrar Üç Kardeş Camisi’ne geliyor. Aldığı işten dolayı büyük bir sorumluluk duyan Ali “Öyle zamanlar oluyor ki, yemek bile yiyemiyoruz. Çünkü sürekli ihtiyaçlar oluyor ve bana başvuruyorlar. Belediye ihtiyaçları karşılıyor. Banyo ihtiyaçlarını tanıdık ailelerde karşılıyorlar” diyor.