Çadır kuran, katledendir de

2 Temmuz 2021 Cuma - 21:16

  •  Emniyet ve MİT organizasyonuyla HDP binaları önüne para, iş vaatleriyle oturtulanların ve kurulan çadırların, kirli bir örgütlenmenin ürünü olduğunu kaydeden HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, ”Kürt ile Kürt’ü karşı karşıya getiren bir girişimdir” dedi.
  •  30 yılı aşan demokratik siyasi deneyimde, bugüne kadar hiçbir yöneticilerinin, bir insanı dağa kaçırmak, teşvik etmekle tutuklanıp yargılanmadığını hatırlatan Bakırhan, ”Deniz Poyraz’ın katledenler bu çadır organizasyonunu planlayanlardır” diye konuştu.
  •  

MASİS HESKİF / ANKARA

İzmir’de Deniz Poyraz’ın infazıyla sonuçlanan saldırıda HDP binaları önündeki çadırların rolüne işaret eden HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, ”Çadırlar kirli bir örgütlenmenin sonucudur. İzmir ve Amed il örgütümüz önünde çadırlar var. Şırnak ve Van’da da haftada bir insanlar partimizin önüne yönlendirilmeye çalışılıyordu ama oradaki halkın, partimizin sağduyusuyla tutmadı. Çocukların dağa gitmesini teşvik eden devletin politikalarıdır. Çadırların, İçişleri Bakanlığı ve AKP İl örgütleri önünde kurulması gerekiyor” dedi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik 18 Haziran’da düzenlenen saldırıda Deniz Poyraz katledildi. Emniyet’te verdiği ifadede ”Kim olsa ateş açacaktım, içerideki herkesi öldürecektim” diyerek katliamı hedeflediğini  belirten Onur Gencer, saldırının üzerinden 24 saat dahi geçmeden apar topar tutuklandı. İzmir’de de olduğu gibi, AKP-MHP iktidarı tarafından sürekli hedef haline getirilen HDP’nin kimi il örgütü binaları önündeki çadırlar provokasyonların merkezine dönüşmüş durumda. İzmir’in yanı sıra Amed’de de çocuklarının dağa kaçırıldığını iddia edenler, MİT-Emniyet organizasyonuyla HDP binası önünde oturtuluyor. Devletin Van, Şırnak, Hakkari gibi kentlerdeki denemeleri başarılı olamadı.

HDP’nin STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan ile HDP’ye yönelik saldırı ve provokasyonları konuştuk.

HDP uzun süredir iktidar tarafından çeşitli mecralarda hedef gösteriliyor. Partinizin İzmir İl Örgütü’ne saldırda parti çalışanınız Deniz Poyraz katledildi. Bu saldırının nedeni nedir?

‘Diyalog süreci’nin bozulmasından bu yana iktidar ve iktidar bloku, yandaş medya ve kalemşorlarıyla partimizi sürekli hedef göstermeye çalışıyor. Siyaset arenasında baş edemedikleri bir partinin çalışmalarını kriminalize etmeye dönük söylem, eylem, programı hayata geçiriyorlar. HDP, demokratik legal bir siyasi parti. Demokratik zeminde, demokratik zemindeki olanak ve imkanlar çerçevesinde mücadele ediyor. Bunu çok iyi bilmelerine rağmen HDP ile PKK arasında bir bağ, ilişki kurma üzerine kurulu bir strateji uyguluyorlar.

Bu söylem neden üretilmek isteniyor?

Çözülen, çürüyen, kendi içerisinde yol yöntem tutturamayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Rakiplerini çeşitli araç gereçlerle yıpratmaya çalışıyorlar. Bize dönük de örgütle bağ kurma, ilişkilendirme amacı taşıyan bir yol izliyorlar. Bunun böyle olmadığını kendileri de biliyor. Cinayetlerin tamamı iktidarın kurmuş olduğu zehirli dilin bir sonucudur. İktidarın toplumu zehirlediği bu dilin ve iktidar içerisinde kimi karanlık odakların bu uyuyan hücreleri harekete geçirdiklerini bu olayla birlikte bir kez daha görüyoruz. Suriye Savaşı’nda, Suriye’ye gidip gelen, daha sonra burada örgütlenen uykudaki kimi çevreler bu zehirli dilden etkileniyor ya da yönlendiriliyor. Bunun sonucunda partimizin hedefe konulduğunu hep beraber takip ediyoruz.

Deniz Poyraz yoldaşımıza dönük katliamda ilginç olan, katilin bir gün içerisinde gözaltına alınıp tutuklanmasıdır. Ortada ciddi bir cinayet, katliam var ve onlarca insan hedeflemiş fakat bu vatandaşın siyasi bağları, geçmişteki pratikleri, kimle iş birliği içerisinde olduğu asla araştırılıp soruşturulmuyor. Burada sadece kolluk değil, devletin yargısı da taraftır. Devletin yargısı da bir katile karşı nasıl davranılması gerektiği konusunda talimat almış gibi davranıyor. Bir basit sokak kavgasında dahi insanlar 3-4 gün gözaltında kalırken, Türkiye’de infial uyandıran, bütün dünya kamuoyunun gözlerini çevirdiği bir olayın tetikçisi 24 saat içerisinde apar topar tutuklanıp cezaevine konuluyor. Olayın araştırılıp derinleştirilmesinin önüne geçiliyor. Bu cinayet de cezasızlıkla sonuçlandırılsın isteniyor.

İzmir’de yapılan saldırı sonrası İl yöneticileri ve milletvekilleriniz yaptıkları açıklamada parti binanızın önüne konulan çadırdan aylarca hedef haline getirildiklerini, Deniz’in katledilmesinin buradan ele alınması gerektiği yönünde açıklama yaptı. HDP il örgütleri önünde kurulan çadırlardan söz eder misiniz?

Çadırlar kirli bir örgütlenmenin sonucudur. Kürt ile Kürt’ü karşı karşıya getiren, bir taşla birkaç kuş vurmayı amaçlayan bir girişimdir. Bunu herkes çok iyi biliyor. 30 yılın üzerinde demokratik siyasi deneyimimizde bugüne kadar hiçbir yöneticimiz bir insanı dağa kaçırmak, teşvik etmekle tutuklanıp yargılandığına şahit olmadım. Kaldı ki HDP ya da demokratik legal siyasetin umuduna kalmış bir örgüt de bitmiş bir örgüttür. Hangi illegal örgüt, legal demokratik bir partiyi kendisine adam kazandırmak için kullanabilir? Böyle bir saçmalık olabilir mi? Biz demokratik siyaset yapıyoruz. PKK’yi oluşturan, açığa çıkaran bizim pratiğimiz değil. PKK, Kürt sorununun çözümsüzlüğü sonucunda ortaya çıkan bir örgüttür. Aslında dağa teşvik eden devletin kendisidir. Kürt sorunu çözülseydi insanlar çareyi dağda aramayacaklardı. Aileler çocuklarının nerede olduklarını, niye dağa gittiklerini devlete sormalılar.

Çocukların dağa gitmesini teşvik eden devletin politikalarıdır. Ailelerin bu politikaların son bulması için devlete baskı yapması gerekir. Çadırların, İçişleri Bakanlığı ve AKP il örgütleri önünde kurulması gerekiyor. Kürt sorunu çözülürse dağ diye bir şey ortada kalmayacak. Dolayısıyla bu da kirli bir oyundur. Ailelerin iş, para vaatleriyle orada oturtulduğu iddiaları var. Bunlar kamuoyuna da yansıtıldı, dolayısıyla çok masum bir girişim değil. İzmir’deki de öyledir. HDP İzmir İl Örgütü, A şahsının çocuğunun nerede olduğunu nereden bilecek? Bu yolla demokratik legal siyaset, kurum hedef alınıyor. Devlet aklı bu olmamalı. Bu girişimler çok masumane değil, insanların duygularıyla oynuyorlar. İzmir’deki çadır tamamıyla İzmir İl Örgütü’müzü hedef gösteren bir yerde duruyor. Deniz Poyraz’ın katledenler bu çadır organizasyonunu planlayan, programlayanlardır. Oğlunu soran, arayan, devletten, dağdan istesin. HDP’nin burada ne payı var ki HDP’den hesap soruluyor?

Kaç ilde HDP önünde çadır kurulmuş?

İzmir ve Amed İl Örgütü’müz önünde çadırlar var. Şırnak ve Van’da da haftada bir insanlar partimizin önüne yönlendirilmeye çalışılıyordu ama oradaki halkın, partimizin sağduyusuyla tutmadı. Biraz vicdanı olan, ülkedeki gelişmeleri az çok takip eden insanların, HDP’nin bu konuda bir dahilinin olmadığını, aksine HDP’nin temel amacının dağdakilerin demokratik siyaset alanına çekmeye çalışan bir politikasının olduğunu bilir.  Biz dağa teşvik eden değil, aksine sorunların çözümüyle birlikte dağdan buraya yönelişin olmasını savunan, bunun mücadelesini veren bir partiyiz.

İlk başta ‘önü arkası araştırılsın’ diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ardından Deniz Poyraz’ı ‘milis’ ilan ederek saldırıyı meşrulaştırmaya çalıştı. Neden?

Eğer katil bir gün içerisinde gözaltına alınıp tutuklanmasaydı belki MHP ile bağları ortaya çıkacaktı. Bahçeli’nin bir hafta önceki ile bir hafta sonraki söylemleri arasındaki farkın sebebi, bu katilin kendileriyle olan belli bağlantılarının deşifre olabileceğinden korkmasından kaynaklıdır. Bu dil kabul edilebilir bir dil değildir.

Bahçeli ve ekibinin partimize dönük uzun süredir kullandıkları dil, partimizi saldırılara açık tutma dilidir. Daha önce genel başkan yardımcıları da ‘HDP’nin itlafı gerekir’ şeklinde çok ahlaksızca bir dil kullanmıştı. Bahçeli, Kürtleri vatandaş, insan olarak görmüyor, Türklere, Türkçülüğe hizmet etmesi gereken kesim olarak görüyor. Kürtleri hakkı, hukuku, dili, kültürü, geleceği olmayan ya da bunu talep etmemesi gereken bir topluluk olarak görüyor. MHP kesinlikle Kürt’ü eşit görmeyen, Kürt’ü insan yerine koymayan bir mantığa sahiptir. Öteden beri ırkçı, faşist politikalarının bir tezahürüdür. Yeni bir durum yok ama Bahçeli ile birlikte bu dil ve söylem tavan yaptı. Bunun da biraz arkasında iktidar blokunun çürümesi, tabanda karşılık bulmaması, kaybetmeye yakın bir durumda olmasını görüyorum.

Dolayısıyla bu tür cinayetlerin tamamının altında MHP ile bir şekilde yolu kesişen, buluşan, fotoğrafı çıkan, simgesini kendisine simge eden insanlar çıkıyor. Çok tesadüf değil; geçmişte sol, sosyalist, demokratik insanların katledilmesinde de hep bu tür bağlar ortaya çıkardı. Şimdi de aynı bağlar ortaya çıkıyor. Bahçeli azmettiricidir, aslında yargılanması gereken o dur. Elinde delil, belge, bilgi olmadan partilimiz masum bir Kürt kadınının katledilmesini bu açıklamalarıyla onaylamış oluyor. Demokratik bir ortamda Bahçeli’nin bu söylemleri kesinlikle yargılanır, çünkü azmettiriyor. Bahçeli, bu söylemleriyle bugüne kadar partimizin kırılan her camından, yakılan her binasından, katledilen her insanımızdan sorumludur, azmettirici rolünü oynuyor. Bahçeli yargılanmalıdır, buradan vicdanlı hâkim, savcılara sesleniyoruz, suç duyurusunda bulunuyoruz.

 

Mevcut yargıdan beklenti yok

HDP’ye saldırının üzerinden bir hafta geçmeden AYM’nin iddianameyi kabul etmesi, aslında nerede durduğunun göstergesidir. Diğer yandan yargının taraflı, siyasi erkin direktif ve telkinleriyle hareket ettiğini, cezaevlerindeki tablo ve yargılanan dosyaların içeriğine bakarak anlayabiliriz. Kürsü dokunulmazlığını kullanan eşbaşkanlarımızdan milletvekillerimize, halkın seçilmiş iradesi birçok belediye eşbaşkanımıza kadar şu anda cezaevinde. Bu sebeplerle yargıdan beklentimiz yok. Yargı, içerisi, ismi, cismi, kimliği değiştirilerek yandaş bir hale getirildi.

 

Eğer bitseydi HEP’le biterdi

Biz her şeye rağmen elbette ki kendimizi savunacağız. HDP bir bina değil, bir fikriyattır, öyle ya da böyle kendisini yaşattırıyor, yaşatacak da. Eğer kapatmalarla haklı talepler, hakikat bitseydi Halkın Emek Partisi’nden (HEP) sonra biterdi. Dolayısıyla bizi var eden partinin üç harfi ya da binası değil, fikriyattır, haklı taleplerdir. Bu talepler olduğu müddetçe HDP de olacaktır. Bu talepler karşılanmadığı müddetçe bu mücadele büyüyerek güçlenecektir. Nitekim geçmişteki kapatılmalardan bugüne baktığımızda, kapatılmalarla büyüyen, güçlenen, haklılığı, meşruluğu halk tarafından kabul edilen bir noktada olduğumuz görülecektir. Bu halk, yargının yanlı kararıyla ‘ders bitti, paydos’ demeyecek. Bizim için haklı talepler karşılanmadığı müddetçe ders devam ediyor. Çalışmaya devam edeceğiz ve derslerimizi başarıyla geçmek için elimizden gelen bütün gayret ve çabayı, bütün bedellere, risklere rağmen ortaya koymaya devam ediyoruz, devam edeceğiz.

Kürtler hem bölgede hem Türkiye halklarıyla çok ciddi bir bağ kurdu. Türkiye’de bütün renklerin, farklılıkların bir arada hak, hukuklarıyla yaşayabilecekleri bir ortam sağlayabilecek yegane güç biziz. Kürt halkını tamamen bütün bireyleriyle kapatamayacaklarına göre tabelayı, binayı kapatırlar ki buna da izin vermeyeceğiz. ‘HDP’yi kapattırmayacağız’ dedik. Şu aşamada koşullar her zamankinden daha da lehimizedir. Dolayısıyla bizden bir şey götürmeyecektir, aksine daha da büyüyeceğiz. Daha farklı, güçlü bileşenlerle ortaya çıkacağız. Bugün yüzde 13’lerde bulunan bir parti, inanın ilk yapılacak seçimlerde yüzde 20’lerin üzerine çıkabilecek bir potansiyele sahiptir. Yönetim tarzımıza, üslubumuza, pratiğimize bütün Türkiye halkları şahittir. Kapatma, seçim oyunları, baskılarla artık halkın iradesi gasp edilemeyecek.      

Her zamankinden daha fazla umutlu olmamız gerekiyor, çünkü her zamankinden daha güçlüyüz. Bu iktidar her gün çocuklarımızın geleceğinden, çevreden, doğadan, kadından, hak ve hukukumuzdan alıp götürüyor. Buna ‘dur’ demenin yolu ortak, birleşik demokrasi mücadelesini büyütmekten geçiyor. Demokrasi mücadelesi artık vazgeçilmez bir şekilde önümüzde duruyor. Başta Kürtler olmak üzere Türkiye’nin tüm muhalif kesiminin demokrasi çatısı altında bu cephede buluşmaları gerektiğini düşünüyoruz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.